Dünya, yine her açıdan yıkımlara sebebiyet verecek bir savaş olasılığını konuşuyor. Suriye’ye yapılacak olası bir müdahalede her zaman olduğu gibi yine en çok kadın ve çocuklar mağdur olacak. Amed’deki kadın kurum temsilcileri bu gerçekliğin yanısıra, kadın bedeninin savaş politikasının aracı olarak kullanıldığına dikkat çekti. Suriye’ye yapılacak olası bir müdahalede kadınlar ve çocukların ağır travma geçireceğini belirten Kardelen Kadın Evi Psikologu Eda Erdener, “Savaşlarda, özellikle kadın bedenine tecavüzden söz edebiliriz. Tecavüzden kastım, tabii ki amaç cinsel bir zevk almak değil. Orada gerçekten toprağa, kültüre, değerlere tecavüz edip, bir tarafı yıpratmak amacı taşınıyor. Tecavüzden sonra hamilelik ve bunun doğalında da bebekler dünyaya geliyor. Bütün bunlar kişide büyük bir travmalara yol açıyor. Özellikle de namus kavramının çok yüksek olduğu yerlerde bu daha ağır yaşanıyor. Elbette insan haklarının onurunun çiğnendiği bir yerde kadının da hakları çiğnenecektir” diye konuştu.


Sıkıntılar kadın üzerinden gideriliyor

Rojava’da kadına yönelik yapılan cinsel saldırılardan haberdar olduklarını belirten Erdener, “Özellikle Kürtlere ve Alevi kesime bir saldırı var. Etnik kökenler üzerinden kadına bir saldırı geliştirilmişti. Bunlar camilerde anons yaparak, kadınların kendilerine helal olduğunu söylüyorlardı. Bu da kadın bedeninin nasıl bir savaş politikası olarak kullanıldığını gösteriyor” diye konuştu. Savaşlarda birçok mağduriyetin olduğunu belirten Erdener, “Bir kere savaşta eş kaybı yaşanacak, dolayısıyla büyük ihtimalle kumalık kültürü artacak. Bunun dışında savaş çok ciddi ekonomik bir sıkıntı getirecek. Ekonomik sıkıntılar da genelde ailelerde kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesiyle ya da satılmasıyla gideriliyor” dedi.
Suriye’de yaşanan savaştan kaynaklı Türkiye ve Kürdistan’a birçok ‘gelin’in gelmeye başladığına işaret eden Erdener, “En son bizim sığınma evimize 26 yaşlarında bir kadın geldi. Kadın, babası tarafından 400 liraya 80 yaşındaki bir aşiret reisine satıldı. Neredeyse kadın satışına doğru bir gidişat olacağını düşünüyorum” dedi.

Mülteciler birarada olmalı
Savaşların insanları göçe zorladığını ve göç ettikleri bölgede ise en çok kadının şiddete maruz kaldığını belirten Erdener, “Çünkü ekonomik sıkıntılar erkeği işsiz bırakacak. Kadınlar, çocuklar çalışmak zorunda kalacak. Belki de dilenecekler veya fuhuş yapmak zorunda kalacaklar. Şu anda İstanbul’a giden Suriyeli mültecilerin birçoğunun fuhuşa bulaştığı ve dilendiği biliniyor. Yine evde oturan işsiz erkek, kadına karşı şiddeti ve kontrolü arttıracak. Bunların hepsi önde gelen sorunlardır” diye konuştu. Mültecilerin ilk başta kamplarda olması gerektiğini belirten Erdener, nedenini ise kampların mültecileri bir arada tuttuğunu ve kendileri gibi aynı acıyı paylaştıkları insanlarla hayata daha iyi tutundukları şeklinde açıkladı. Mültecilere yönelik bir istihdam politikasının olması gerektiğini belirten Erdener, “İstihdam edilmezlerse parça parça gidilen yerlerde gerçekten suistimale de maruz kalıyorlar. Ayakta kalmaları çok zor olur. Psikolojik destek bu bağlamda, çok sonradan verilecek bir şeydir. Çünkü asıl ihtiyaçları barınma, sağlık, eğitimdir” diye konuştu.

Emperyalizm şaşkın
Savaşları yaratan zihniyetin erkek egemen zihniyet olduğunu ve savaşlarda en çok da kadın ve çocukların mağdur edildiğini belirten Kardelen Kadın Evi çalışanı Gülistan Zengin ise, “Sonuç itibariyle baktığımızda savaşlardan en çok etkilenenler yine kadınlardır. Göçten en fazla etkilenen, taciz ve tecavüze maruz kalanlar, öldürülenler; çocuklar ve kadınlar oluyor” dedi. Rojava’da yaşanan devrimin kadın öncülüğünde yaratılan bir devrim olduğunu dile getiren Zengin, “Rojava’daki gelişmeler, dünyada tüm örgütlü yapıları kıskandıracak bir devrimdir. Kürt kadını, örgütlü yapısıyla bunun öncülüğünü yapıyor ve yapmaya da devam edecektir. Emperyalizm sanırım bunun şaşkınlığını yaşıyor” diye konuştu.
Egemenlerin, topu, tüfeği, tankı, asimilasyonuyla zapt edemediği bir halkı kadın üzerinden esir etmeye çalıştığını belirten Zengin, şunları ifade etti: “Kadın üzerinden bir halkı esir alma mücadelesi yürütüyor, ama bu mücadele sonuçsuz kalacaktır. Dünyanın diğer tarafında bir kadının yaşayacağı bir haksızlık, tüm kadınlar nezdinde yapılmış bir harekettir. Bunlar emperyalizmin ve egemenlerin beslendiği noktalardır. Bunların toplumsal patlamaları şüphesiz ki çok yıkıcı olacaktır. Tüm savaşların sonucunda bunlar yaşanır.”

Kadınlar kendilerini savunacak güçte
Rojava devriminin bir kadın devrimi olduğunu ifade eden Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan da artan saldırı ve olası bir müdahalenin, bu devrimin, iktidarların koltuğunu sarstığından dolayı yapılacağını söyledi. Rojava’da sivil halka saldıran çetecilerin de bu kapsamda bilinçli olarak desteklenerek, bölgeye gönderildiğine dikkat çeken Gökkan, “Rojava halkı bir savaş istemiyor. Sadece kendisini savunuyor. Suriye’ye yönelik bir müdahalede en çok kadınlar ezilecektir. Tarihte de görülmüştür bir savaş yaşandığı zaman yüzde 80 kadın ve çocuklar mağdur olmaktadır. Rojava’da kadınlar örgütlüdür. Savunmasını da sistemini de geliştiriyor. Olası bir saldırıya karşı da kendilerini savunacak güçtedirler” diye belirtti.



HAYRİ DEMİR/MEHMET ŞAH ORUÇ/DİHA/AMED