
Urfa Terörle Mücadele (TEM) polisleri tarafından 4 Kasım 2015’te evine yapılan baskınla gözaltına alınan ve tutuklanarak Osmaniye 2 Nolu T Tipi Cezaevi’ne konulan Orhan Bulut, gördüğü işkenceyi İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) yazdığı mektupta anlattı.
Gözaltına alındıktan sonra Urfa Emniyet Şube Müdürlüğü’ne götürüldüğünü belirten Bulut, buranın bir işkence karargahı olduğunu ve 72 saat boyunca işkenceye tabi tutulduğunu yazdı.
Bulut, gördüğü işkenceyi şu sözlerle aktardı: “Bir takım suçlamalarda bulundular. Alakam yok dedikçe daha çok şiddete maruz kaldım. Ölümün bizim elimizden olacak şeklinde söylemlerde bulundular. İşkence esnasında silahtan bahsediyorlardı. Gözlerim o an kapalıydı, ellerim ise ters kelepçe ile kenetlenmişti. Bu şekilde beni Ceylanpınar’a götürdüler. Artık işkenceleri kaldıramaz hale gelmiştim, belki bu durumdan kurtulurum düşüncesi ile ilçe mezarlığına götürdüm. Tek amacım bir an önce bu özel savaş yerinden kurtulmaktı. İlçe mezarlığı arandı bir şey bulunmadı. Daha sonra şehrin 15 km dışına çıktık. İşkenceden kurtulmak için silahın mağarada olduğunu söyledim. Ama böyle bir şey yoktu.”
‘Savcı başıma silah dayadı’
Mağarada da bir şeyin çıkmaması üzerine Ceylanpınar Cumhuriyet Savcısı’nın belindeki silahı çıkarıp emniyetini çektikten sonra kafasına dayadığını yazan Bulut, savcının üzerine köpek salmaya çalıştığını, bunun için de kelepçeli ellerini açtıklarını ifade etti. Bulut, gördüğü işkenceye dair şunları yazdı: “Savcı,’Eğer kaçıp kurtulabiliyorsa kurtulur. Eğer kaçmazsa vurulur’ dedi. Ardında 50 kişilik JÖH ve PÖH etrafımı sardı. Hepsi bir anda ‘ben öldürürüm’ diye bağırdı. ‘Biz vuralım sonra kaza sonucu öldü diyelim’ dediler. Hepsi silahlarını doğrultarak hazır vaziyette beklediler. Savcı silahlarını indirmelerini istedi. Onlar da silahlarını indirerek üzerime çullanıp arabaya attılar.”
Bulut, aracın içinde ise nasıl ifade vermesi gerektiği yönünde hem polisler hem de savcı tarafından kendisine baskı yapıldığını aktardı.
Çivi dolu torba
Bulut, işkence iddialarını şöyle sürdürdü: “72 saat gözaltında kaldım. TEM Şube’de 5-6 kişilik bir grup beni nezarethaneden alarak bodrum katına indirdiler, ellerim ters kelepçeli, gözlerim kapalı, başıma çuval geçirip beni yere yatırdılar. Beni çırılçıplak soydular. Ellerim ters kelepçe şeklinde vücudumu havaya kaldırıp bırakıyorlardı. Daha sonra iç organlarımı sıkmaya başladılar. Nefes alamıyordum. Karnıma yumrukla vuruyorlardı. Çok defa baygınlık geçirdim. Üstüme su döküp ayılttılar. Türlü türlü duymadığım değişik işkencelere maruz kaldım. Çuval dolusu çivileri 3-5 metre yükseklikten üzerime bırakıyorlardı.”
Savcıyı tarif etti
Riha’da bir süredir gündeme gelen işkence ve tutuklamaların savcıdan kaynaklı olduğuna dikkat çeken Bulut, şöyle devam etti: “İşkence, hakaret, kaba dayak, kötü muamele savcının gözetiminde oluyordu. İşkenceyi de koordine eden odur. Delil yoktu. Savcı da ’bunu tutuklamam için somut deliller olmalı, Ne yapın edin iyi bir ifade biçimi hazırlayın’ dedi.”
Kendisine işkence yapan savcıyı hafif kısa boylu, şişman, esmer ve gözlüklü olarak tarif eden Bulut, “Eyleme katılmadığıma dair birçok delilim olmasına rağmen 8 aydır tutukluyum” bilgisini paylaştı. Bulut, gördüğü işkenceler nedeniyle tuvalet ihtiyacını dahi göremediğini ve bu durumunun sürdüğünü belirtirken, doktorların kendisine “işkence raporu” vermemesini de yazdığı mektupta not etti.
İmzaladığı ifade tutanağından dolayı birçok insanın suçsuz yere cezaevine girdiğine dikkat çeken Bulut, bütün bunların savcı tarafından tasarlandığını savundu. Bulut, cezaevinde de kendisine yönelik her türlü işkencenin yapıldığını vurgulayarak, “Hakikatin gün yüzüne çıkması için” yardım talebinde bulundu.
URFA