Tecridin kaldırılması talebiyle açlık grevinde olan kızı Sebahat Tuncel’in kararını desteklediğini, ancak aile desteğinin yeterli olmadığını belirten baba Fahrettin Tuncel, “Açlık grevi eylemlerini halk ve demokrasi güçlerinin de sahiplenmesi gerekiyor” çağrısı yaptı.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) EşBaşkanı SEbahat Tuncel’in de eylemi de 31. gününe girdi. Tuncel’in babası Fahrettin Tuncel, “Giderek endişe verici bir boyuta ulaştı” diye tanımladığı tecride karşı dışarıda ciddi bir mücadelenin yürütülmediği eleştirisinde bulundu. Tuncel, “Hükümet sanki bir şey yokmuş gibi davranıyor ama cezaevlerinde çok ciddi sıkıntılar var. Bu sıkıntıların ortadan kalkması için bir an önce tecride son verilmesi gerekiyor” dedi.

Çocuklarımızın sesi duyulmalı

 Kürt sorununun çözümünün Türkiye’nin demokratikleşmesine katkı sunacağını dile getiren Tuncel, “Sorun sadece Öcalan ile görüşmek değil. Öcalan ile görüşülmesi demek, çatışmalı ortamın kalkması için bir ön adım atmak anlamına gelir. Eylemcilerin isteği, Öcalan ile diyalogun kurulması. Bu yüzden açlık grevinde olan çocuklarımızın sesinin duyulması lazım. Bu sesi, devletin ve toplumun duyması lazım. Sağduyulu insanların ve aydınların bu konuda çaba sarf etmesi lazım” diyerek, çatışmalı ortamdan ancak bu şekilde çıkılacağını belirtti.

 Gerekli duyarlılık

 “Barış demenin cezası bu kadar ağır olmamalı” diyen Tuncel, Türkiye’de toplumsal barışın, demokratik, ilerici ve aydınların çabalarıyla sağlanabileceğini ifade etti. Toplumsal alanda duyarlılık gelişmezse cezaevlerinde ölümlerin yaşanabileceği uyarısında bulunan Tuncel, olası ölümlerin önüne geçilebilmesi için zaman kaybetmeden gerekli duyarlılığın gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.

15 dakikalık görüşme olmaz’ 

 Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ile yaptığı görüşmeyi yetersiz bulan Tuncel, şöyle devam etti: “Tecrit, 15 dakikalık görüşmeyle kalkmaz. Sayın Leyla Güven’in, ‘bizim kapımızda ölmesin kendi evinde ölsün’ anlamına gelen bir tahliye gerçekleşti. Yüzlerce insan cezaevinde ve açlık grevinde. Bu sorun (tecrit) bir tahliye ya da 15 dakikalık bir görüşmeyle bitmez. Bu sorun toplumsal bir sorundur. Dolayısıyla çözümü de toplumsal olmalı. Tutukluların talebi bir diyalog kurulması yönünde. Geçmişte diyalog kurulduğunda uzun süre bu ülkeye cenazeler gelmedi, tam tersi insanların ölmediği, kanın akmadığı bir süreç yaşandı. Bu durumdan da herkes hoşnuttu. Yine bir diyalog ortamının sağlanması gerekiyor.”

 Tuncel’in sağlık durumunun her geçen gün kötüye gittiğini dile getiren Tuncel, açlık grevinde olduğu için çok istediği halde son görülen ve 15 yıl hapis cezasıyla sonuçlanan duruşmaya gelemediğini kaydetti. Kızının aldığı hapis cezasına da tepki gösteren Tuncel, muhalefette olan herkese “terörist” yaftalamasıyla Kürt sorununun çözülmediğini belirterek, “Herkese terörist diyerek ülkeye barış gelmiyor” ifadelerini kullandı.

Eylemlerine sahip çıkılmalı 

Tuncel’in aldığı açlık grevi kararının kendi kararı olduğunu dile getiren Tuncel, ailesi olarak onun aldığı karara mümkün olduğunca destek verdiklerini belirtti. Tuncel, şöyle devam etti: “Açlık grevlerine bizim verdiğimiz destek yetersiz kalıyor. Ailenin desteği elbette önemli; ama yetersiz. Bu sorun, aile desteğiyle aşılamaz. Ailelerin çaresiz bırakılmaması için açlık grevi eylemlerini halkın ve demokrasi güçlerinin sahiplenmesi gerekiyor. Kaldı ki tecrit, sadece cezaevlerinde yatanların sorunu değil. Cezaevinde olanlar, kendilerini sorumlu hissederek topluma bir mesaj vermek istiyor. Verilen mesaj çok açık. Dolayısıyla, toplumun da onların eylemlerine sahip çıkması gerekiyor.”