Kürtlerin ve onlarla ittifak yapan demokrasi güçlerinin 7 Haziran seçimlerinde kazandığı zaferi, Kürdistan halkının ve Türkiyeli emekçiler ile halkların ortaya çıkardığı iradesini Ankara içine sindiremedi. Ankara içine sindiremedi derken sadece AKP’yi kastetmiyorum. Buna derin devlet, faşist militarist güçler, parlamentodaki muhalefet partilerinide dahil ediyorum.

Kürtlerin ve emekçi Türkiye halklarının iradesini hiçe sayan Ankara, Türkiye’yi yeniden seçim ortamına götürdü.

1 Kasım seçimleri demokrasinin kurallarının işlemediği bir ülkede faşist baskı yöntemleri uygulanarak yapılacak.

Kürdistan’ın birçok bölgesinde Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) aldığı karara rağmen ilçe seçim kurulları sandıkları başka yerlere taşıma eylemindedir. YSK’nın aldığı tartışılması mümkün olmayan kararını seçim kurulları uygulamıyor. Sonrada göğüslerini gererek, böbürlenerek, yüzleri kızarmadan  hukuk devletinden bahsediyorlar. Burası Türkiye’dir ulu devlet adına her şey mubahtır (geçerlidir).

HDP 1 Kasım’da yapılacak olan seçimlere çok zor şartlar altında hazırlanıyor. Daha önce on merkezde yapacağını ilan ettiği mitingleri “Devlet destekli katliamların HDP etkinliklerine yönelik olduğu” gerekçesi ile iptal etti. Her ne kadar halkın bilinc seviyesi HDP MKY aldığı kararı anlıyacak seviyede olsa da, HDP’ye karşı psikolojik savaş yürüten Ankara bu kararı kendi lehine kullanacaktır.

Yine 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin yüzde 80-90’a yakın oy aldığı Kürt illeri ve yerleşim birimleri abluka altında. Kan gövdeyi götürüyor. Devlet sivil insanlara yönelik katliamları, siyasi soykırımı alabildiğine yoğunlaştırmış bulunuyor. Kürdistan’daki yerleşim birimlerine, mahallerine, kırsal alanlarına giriş yasağı uygulanıyor. HDP tüm bu olumsuz koşullara rağmen var gücü ile seçimlere asılmaya çalışıyor. Sonuçlarını hep birlikte 1 Kasım sabahı göreceğiz.

1 Kasım sabahı diyorum, devletin o zamana kadar daha ne türlü antidemokratik uygulamalar yapacağı belli değildir. Ülkede bu olumsuz koşulara rağmen insanlarımız yeni bir seçim zaferi için çabalıyor.

Yurt dışında yaklaşık olarak 1 milyona ulaşan bir seçmen kitlemiz var. Bunların bir bölümü yaşadığı ülkenin vatandaş olduğu için oy kullanamıyor. Bir bölümü ise iltica statüsünde, oy hakkına sahip değil. Ancak büyük bir çoğunluk çifte vatandaş ya da TC pasaportu, kimliğine sahip. Yurt dışında oy verme süresi 25 Ekim’de bitiyor. Oy kullanma hakkına sahip olan herkes 25 Ekim Pazar akşamı saat 17.00 kadar oylarını kullanmaları, mühürü HDP’nin bağrına basmaları gerekiyor. Sonradan pişman olmamak için şimdiden tedbirli olmak gerekiyor. Halkımız her türlü baskı ve zulme, siyasal jenosidle yüzyüze olmasına, sokağa çıkma yasağına, sandıkların taşınma olasılığına karşın direniyor. Yurt dışında hiçbir baskı ve zülum altında olmayan, siyasal jenosid tehlikesi taşımayan, sokağa çıkma yasağı uygulanmayan Kürdistanlı, Türkiyeli emekçi halkımız sandık başına gitmeli oylarını kullanmalıdırlar. Son pişmanlık bildiğiniz gibi fayda getirmez. 2 Kasım sabahı başımıza zafer taçını koymak için sandık başına.

***


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:

* Haftalık Yeni Ülke gazetesi 20 Ekim 1990 tarihinde yayın hayatına başladı. Sahibi Y.Serhat Bucak, ilk G.Y.Yönetmeni G.Aslan ve ilk yazı işleri müdürü Özkan Kılıç’tı. 20 Nisan 1993 tarihine kadar yayınını sürdüren gazetenin sahibi ve yazıişleri müdürleri hakkında yüzlerce dava açıldı.

* Büyük Kürt şairi, yazarı, siyasetçisi Cegerxwîn (Seyda Şêxmûs) 22 Ekim 1984 tarihinde Stockholm’de aramızdan ayrıldı. Cenazesi G.Batı Kürdistan’ın Qamişlo kentine götürülen Cegerxwîn evinin avlusunda defnedildi.

* Kürt Talebe Cemiyeti Hêvî tarafından 24 Ekim 1913 tarihinde “Hetawa Kurd” isimli bir dergi çıkarıldı. Derginin sahibi Müküslü Hamza Bey’di.

* PKK’nin 3.Kongresi 25 Ekim 1986’da gerçekleştirildi. Mahsun Korkmaz’ın anısına ARGK’nin kurulması kararı alındı.

* Leyla Kaplan 25 Ekim 1996 tarihinde Adana’da bir polis karakoluna yönelik intihar eylemi gerçekleştirdi.