Nazmi GÜR
2018 Ortadoğu ülkeleri için seçim yılı oldu. Önce Lübnan’da seçimler yapıldı… 12 Mayıs’ta Irak seçimleri gerçekleşti. Ve 24 Haziran’da da bilindiği gibi Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri birlikte yapılacak.
Geçen hafta Lübnan’da seçimler yapıldı. 9 yıl aradan sonra Lübnan’da yapılan seçimlerin galibi Hizbullah liderliğinde oluşturulan blok kazandı. Lübnan anayasasının karmaşık iktidar paylaşım modeli ülkeyi krizden çıkarması şüpheli görünüyor. Hizbullah’ın seçim zaferi ile birlikte Lübnan’da artan İran etkisi, özellikle İsrail’i oldukça rahatsız edecektir.
Irak 12 Mayıs’ta sandık başına gitti. Hükümetin IŞID zaferi ve Kerkük ve Musul’da kontrolü yeniden sağladıktan sonra yapılan bu seçimler, Irak’ta istikrarın sağlanması konusunda soru işaretlerini de beraber getirdi.
Irak’ta henüz resmi seçim sonuçları açıklanmasa da Şii Mukteda El Sadr liderliğindeki bloğun seçimlerde önde olduğu haberleri ajanslara düştü. Yeni belirsizlikler ve sancılı bir süreç Irak’ı bekliyor.
24 Haziran günü ise Türkiye için bir önemli bir dönüm noktası olacak. OHAL koşullarında yapılacak olan bu seçimlerde, demokratik sonuçların ortaya çıkacağı beklentisi elbette yok. Seçimlerin adil, eşit ve serbest yapılmayacağı konusunda herkes hemfikir. AKP-MHP koalisyonu geleceklerini dayattıkları antidemokratik uygulamaların ortaya çıkaracağı ve meşruluğu şimdiden tartışılan seçim sonuçlarına bağlamış durumda. OHAL yetmezmiş gibi bir de seçim sistemini kendi lehlerine olacak şekilde değiştirdiler. Demokratik muhalefeti yok etmek için her türlü yol ve yöntemi kullanmaktan çekinmeyen AKP-MHP, baskı ve medya üzerindeki hegemonyalarını da kullanarak sonuç alacaklarını düşünüyorlar.
24 Haziran’da, önemli iç ve dış gelişmeler AKP-MHP ikilisini baskın seçim kararı almaya iten çok önemli etkenler oldu. Türkiye’de ciddi bir ekonomik kriz bizi bekliyor. 16 yıldır ülkeyi yöneten AKP için ekonomi yönetimi artık sürdürebilir olmaktan çıktı. Yolsuzluklar ve talan ekonomisi ülkeyi ekonomik krizin eşiğine getirmiş durumda. Cari açığın giderek büyümesi, dış borç ve nihayetinde Türk Lirasının yabancı döviz karşısında sürekli ve hızlı değer kaybetmesi, ekonomik krizin hızla yaklaştığını gösteriyor. Baskın seçim kararı kaçınılmaz olarak gelecek olan krizi kısa vadede kendi lehlerine çevirme manevrası olarak algılayabiliriz.
AKP-MHP ikilisinin baskın seçim kararı, İYİ Parti’yi seçimlere girmesini engelleme ve HDP’nin baraj altında bırakılması stratejisine dayanıyordu. Aynı ikili, HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Sayın Selahattin Demirtaşı da yargı eliyle saf dışı bırakma böylece adaylığını engelleme üzerine kurgulanan bir senaryo ile rakipsiz bir seçim öngörmüşlerdi. Ancak saraydaki hesap çarşıya uymadı.
HDP’nin kararlı duruşu ve mücadelesi halklarımız için üçüncü bir seçenek koyarak, bu oyunu boşa çıkaran ilk hamleyi yapmış oldu. Yüzde 10 seçim barajı HDP için bir antidemokratik engel olarak konulsa da, HDP 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde olduğu gibi, halklarımızın, ezilenlerin ve emekçilerin oyları ve desteği ile, önüne konulan her engeli aştığı gibi seçim barajını da aşacağını mücadelesi ile ortaya koymuş durumda. HDP baraj altı kalsın, 70-80 milletvekilini biz alalım diye bekleyen “milli irade” hırsızlarının bu beklentileri kursaklarında kalacak.
Sayın Selahattin Demirtaşın Cumhurbaşkanlığı adaylığı ise uykularını kaçırdığını çok iyi biliyoruz.
7-19 tarihleri arasında yurt dışı oy verme süreci başlıyor. Başta halklarımız olmak üzere, tüm ezilenlerin, demokrasi ve özgürlükler için, barış ve ortak geleceğimiz için HDP ve DEMİRTAŞ etrafında kenetlemesi, halklarımıza dayatılan “diktatörlük” rejimine DUR diyecektir.
Her oy geleceğimiz için bir duruş ve kararlı, direngen bir irade beyanı olacaktır.
Sandığa giderek ve sandıklarımızı sahiplenerek “ortak demokratik geleceğimize sahip çıkalım.
BİZLER KAZANACAĞIZ… SEÇİM
Nazmi GÜR
2018 Ortadoğu ülkeleri için seçim yılı oldu. Önce Lübnan’da seçimler yapıldı… 12 Mayıs’ta Irak seçimleri gerçekleşti. Ve 24 Haziran’da da bilindiği gibi Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri birlikte yapılacak.
Geçen hafta Lübnan’da seçimler yapıldı. 9 yıl aradan sonra Lübnan’da yapılan seçimlerin galibi Hizbullah liderliğinde oluşturulan blok kazandı. Lübnan anayasasının karmaşık iktidar paylaşım modeli ülkeyi krizden çıkarması şüpheli görünüyor. Hizbullah’ın seçim zaferi ile birlikte Lübnan’da artan İran etkisi, özellikle İsrail’i oldukça rahatsız edecektir.
Irak 12 Mayıs’ta sandık başına gitti. Hükümetin IŞID zaferi ve Kerkük ve Musul’da kontrolü yeniden sağladıktan sonra yapılan bu seçimler, Irak’ta istikrarın sağlanması konusunda soru işaretlerini de beraber getirdi.
Irak’ta henüz resmi seçim sonuçları açıklanmasa da Şii Mukteda El Sadr liderliğindeki bloğun seçimlerde önde olduğu haberleri ajanslara düştü. Yeni belirsizlikler ve sancılı bir süreç Irak’ı bekliyor.
24 Haziran günü ise Türkiye için bir önemli bir dönüm noktası olacak. OHAL koşullarında yapılacak olan bu seçimlerde, demokratik sonuçların ortaya çıkacağı beklentisi elbette yok. Seçimlerin adil, eşit ve serbest yapılmayacağı konusunda herkes hemfikir. AKP-MHP koalisyonu geleceklerini dayattıkları antidemokratik uygulamaların ortaya çıkaracağı ve meşruluğu şimdiden tartışılan seçim sonuçlarına bağlamış durumda. OHAL yetmezmiş gibi bir de seçim sistemini kendi lehlerine olacak şekilde değiştirdiler. Demokratik muhalefeti yok etmek için her türlü yol ve yöntemi kullanmaktan çekinmeyen AKP-MHP, baskı ve medya üzerindeki hegemonyalarını da kullanarak sonuç alacaklarını düşünüyorlar.
24 Haziran’da, önemli iç ve dış gelişmeler AKP-MHP ikilisini baskın seçim kararı almaya iten çok önemli etkenler oldu. Türkiye’de ciddi bir ekonomik kriz bizi bekliyor. 16 yıldır ülkeyi yöneten AKP için ekonomi yönetimi artık sürdürebilir olmaktan çıktı. Yolsuzluklar ve talan ekonomisi ülkeyi ekonomik krizin eşiğine getirmiş durumda. Cari açığın giderek büyümesi, dış borç ve nihayetinde Türk Lirasının yabancı döviz karşısında sürekli ve hızlı değer kaybetmesi, ekonomik krizin hızla yaklaştığını gösteriyor. Baskın seçim kararı kaçınılmaz olarak gelecek olan krizi kısa vadede kendi lehlerine çevirme manevrası olarak algılayabiliriz.
AKP-MHP ikilisinin baskın seçim kararı, İYİ Parti’yi seçimlere girmesini engelleme ve HDP’nin baraj altında bırakılması stratejisine dayanıyordu. Aynı ikili, HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Sayın Selahattin Demirtaşı da yargı eliyle saf dışı bırakma böylece adaylığını engelleme üzerine kurgulanan bir senaryo ile rakipsiz bir seçim öngörmüşlerdi. Ancak saraydaki hesap çarşıya uymadı.
HDP’nin kararlı duruşu ve mücadelesi halklarımız için üçüncü bir seçenek koyarak, bu oyunu boşa çıkaran ilk hamleyi yapmış oldu. Yüzde 10 seçim barajı HDP için bir antidemokratik engel olarak konulsa da, HDP 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde olduğu gibi, halklarımızın, ezilenlerin ve emekçilerin oyları ve desteği ile, önüne konulan her engeli aştığı gibi seçim barajını da aşacağını mücadelesi ile ortaya koymuş durumda. HDP baraj altı kalsın, 70-80 milletvekilini biz alalım diye bekleyen “milli irade” hırsızlarının bu beklentileri kursaklarında kalacak.
Sayın Selahattin Demirtaşın Cumhurbaşkanlığı adaylığı ise uykularını kaçırdığını çok iyi biliyoruz.
7-19 tarihleri arasında yurt dışı oy verme süreci başlıyor. Başta halklarımız olmak üzere, tüm ezilenlerin, demokrasi ve özgürlükler için, barış ve ortak geleceğimiz için HDP ve DEMİRTAŞ etrafında kenetlemesi, halklarımıza dayatılan “diktatörlük” rejimine DUR diyecektir.
Her oy geleceğimiz için bir duruş ve kararlı, direngen bir irade beyanı olacaktır.
Sandığa giderek ve sandıklarımızı sahiplenerek “ortak demokratik geleceğimize sahip çıkalım.
BİZLER KAZANACAĞIZ…