NAZMİ GÜR
24 Haziran yaklaştıkça, seçim meydanları da hareketleniyor. Bir yandan “Cumhur ittifakı” adı altında bir araya gelen statükocu güçleri, diğer yandan “Millet ittifakı” ile bir arada bulunan ve ilkini “tamamlayan” ittifak. 16 Nisan referandumu ile ortaya çıkan “yeni” tabloyu oluşturuyorlar. Politik olarak Kürtler ve Türkiye demokrasi güçleri, HDP’de somutlaşan “demokratik birlik”, halkalarımızın gerçek demokratik alternatifi olarak mücadeleyi yükseltiyor.
Bütün baskılar ve eşitsizliklere rağmen HDP, meydanları ve sokakları doldurmayı başarıyor. HDP 81 ilde 600 adayı ile sokaklardan kentlerin meydanlarına doğru, doruklardan inen kartopu misali, geleceğe dair umudumuzu büyütüyor.
“HDP halktır Halk Burada” ve “Selo Başkan” sloganları seçim meydanlarında halkımızın ve özellikle gençliğin dilinde bir “türküye” bir “stran’a” dönüşmüş durumda.
Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Selahattin Demirtaş, cezaevinde olmasına bir mucizeyi gerçekleştirerek, kâh sosyal medya aracılığı ile kah “tek kişilik cezaevi mitingleri” ile kah Eşbaşkanlarımız Pervin Buldan ve Sezai Temelli’nin seçim meydanlarında yaptıkları konuşmaları ile halklarımızla buluşmayı, her seferinde kucaklaşmayı başarıyor.
Neredeyse tüm medya HDP ve adaylarına kapalı. Sayın Demirtaş ancak avukatları aracılığı ile cezaevinden gönderdiği mesajlarla sesini duyurmaya çalışıyor. HDP’nin sesi kısılmaya çalışıldıkça sokaktaki sesi, seçim meydanlarındaki sesi daha gür, daha kararlı ve giderek büyüyen bir halk hareketine dönüşüyor. HDP’yi durdurmaya çalışanlar, en çokta dipten gelen bu dalgadan çekiniyorlar. Seçim meydanları adeta HDP’nin renkleri ile donanmış durumda.
Tekçi otoriter anlayışın iktidar hayallerine, 24 Haziran’da, HDP tarafından sona erdirilecektir. 7 Haziran 2015 havası seçim meydanlarında HDP bayraklarını dalgalandırıyor. Halklarımız seçim sandığını “hesap sormanın” ilk aşaması olarak görüyor. 16 yıldır halklarımıza dayatılan antidemokratik yönetim anlayışının “faşizme” dönüşmesine asla izin verilmeyecektir.
Medyayı “gidici” yüzleri ile işgal edenler, seçim meydanlarında umduklarını bulamamaktalar. Seçim meydanları ve mitingler her zaman seçim çalışmalarının adeta barometresi olmuştur. Hangi partinin yada liderin “başarılı” olduğu düzenledikleri mitingler önemli bir gösterge oluşturmaktadır. Bu nedenle AKP-MHP iktidarının mitingleri “umdukları” gibi geçmemektedir.
Küçük bir karşılaştırma yaparsak sanırım yazdıklarımız daha da anlaşılır olur. 4 Haziran günü HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan Wan’daydı. HDP Merkezi Seçim Bürosunun açılışı vardı. Bu açılışın heyecanını sokaklarda hissetmek, halkımızın kararlılığına tanık olduk. Büroya çıkan tüm caddeler hınca hınç doluydu. Görülmeye değer bir coşku ile halkımız saatler öncesinden caddeleri doldurmuştu. Seçim bürosunun açılış saati geldiğinde, bir büro açılışından çok, bir miting havası hakimdi alanda.
AKP-MHP ikilisi ve diğer partilerin mitinglerinin nasıl geçtiğini değerli okurlar tahmin edebilir. Yada yandaş medyadan abartılarak yayınlandığına tanıklık etmiştir. Ne de olsa “taşıma seçmenle” meydan dolmaz. Dolarsa da bir faydası olmaz.
HDP’nin Wan final mitingi 23 Haziran’da gerçekleştirilecek. Eşbaşkanlarımızın katılımı ile yapılacak olan miting Wan’ın rengini bir kez daha ortaya koyacak.
Halklarımız sokakları ve meydanları doldurdukları gibi, 24 Haziran günü sandık başına giderek demokratik iradesini yansıtacaktır.
Halklarımızın umudu HDP, 24 Haziran’da zaferle çıkacaktır.
“Medya onlarınsa, sokaklar ve meydanlarda bizimdir…” işte halklarımızın gerçek mesajı bu.