Suat BOZKUŞ

Çok önemli bir seçim süreci yaşıyoruz.

Tıkanan, iflas eden Erdoğan-Bahçeli çetesi denize düşenin yılana sarılması gibi acil-baskın seçimlere sarıldı. İtiraf ettikleri gibi acil seçim kaçınılmazdı, 2019 Kasım ayı beklenemezdi.

Memleketi bu hale getiren kendileri değil mi?

7 Haziran 2015 seçimlerinde halk onlara sandıkta hayır dedi. Ama onlar katliamlarla, cinayetlerle saldırıya geçip seçim sonuçlarını tanımadılar. 1 Kasım korsan seçimiyle AKP yeniden çoğunluğu ele geçirdi. Sıkıyönetimler, darbeler ve OHAL’ler devri başladı.

Bir sivil yönetim sıkıyönetimsiz-OHAL’siz yönetemiyorsa o yönetim bitmiş demektir.

AKP-MHP çetesi de siyaseten bitmiş durumdadır. Ancak onlar bu bitmişliğini gizleyip diktasını sürdürmek istiyor. Bu nedenle 24 Haziran acil-baskın seçimlerine gidiliyor.

Erdoğan ipleri eline almış, her gün yeni bir kural getiriyor. Oyun başladıktan sonra kurallar değişmez denir. Gel de bunu Erdoğan’a anlat. Mahalle maçlarındaki mızıkçı çocuklar gibi her gün yeni bir kural icat ediyor.

Yaptığı usulsüzlükler yetmemiş gibi hala adaylık şartlarını değiştirmeye çalışıyor. Elinden gelse muhalefetin adaylarını da kendisi tayin edecek.

Seçimlere gidilirken mutlaka kazanmak amacıyla seçim yasalarında seçmenleri taşımak gibi birçok değişiklik yapıldı. Bunların bazıları seçim kurulları tarafından bile kabul edilmiyor.

Ama bütün bunlar kar etmiyor. Bunu gören Erdoğan-Bahçeli çetesi B planı olarak gene çeteleri devreye sokuyor.

Zaten işin başında Erdoğan „O partiyi gömün“ diyerek emri vermişti. Açık ki, ölüler gömülür. Ama Erdoğan’ın emri önce öldürün, olmazsa diri diri gömün anlamına geliyor.

Zaten AKP tetikçileri hemen fetvayı verdiler.

Yavuz Bahadıroğlu namlı tetikçi şu mesajı paylaşmış sosyal medyada:

“Seçimin öne çekilmesi isabetli oldu. Harp hiledir. Allah hayırlı etsin“

Yani baştan harp ilan ettiler. Ama kime hayırlı olacağını göreceğiz.

Erdoğan, her gün bin bir türlü yalanla Demirtaş’a ve HDP’ye saldırıyor. Medyadaki tetikçileri de bunları allayıp pullayıp halkı kışkırtmak için piyasaya pompalıyor.

Bunlar da kar etmeyince şişirme „FETÖ“ operasyonaları ve Kandil’in fethi senaryoları devreye konuyor. Seçim öncesi pompalanan sahte zafer senaryolarıyla ayakta kalmaya çalışıyorlar.

Bütün bunlar da kar etmeyince silahlı çeteleri devreye sokuyorlar.

Tam da seçim öncesinde Bahçeli’nin sabıkalı eski tetikçileri ziyaret etmesi ve onlara af istemesi niyetlerini ele veriyor.

Halka karşı saldırı yapan ve yapacak olanlara maddi-manevi güvence veriyorlar.

Hukuksuz olarak tutuklu olan bir siyasi liderin ziyaret edilmesine karşı çıkan Erdoğan, hükümlü faşist-mafya çetelerinin ziyaret edilmesini normal karşılıyor.

Durum böyle olunca Suruç’ta AKP milletvekilinin çetesiyle birlikte uzun namlulu silahlarla arefe günü HDP taraftarı olduğu bilinen bir vatandaşın dükkanına baskın yapmasını, dükkan sahibinin oğlunu öldürmesini, hastaneye kaldırılan iki yaralıyı da orada vahşice öldürtmesini anlamak kolaylaşır. Bu şahıs ve çetesi önceden de sabıkalıdır. Daha önce de sandıkları basmasıyla nam kazanmıştır.

Erdoğan-AKP çetesi halklarımızın her şeyini çaldı. Şimdi de oylarını, onurlarını ve geleceğini çalmaya, gasp etmeye çalışıyor. „Çalıyor ama çalışıyor“ derlerdi. Şimdi hiç de çalışmadan, sadece çalmaya, gasp etmeye, katletmeye uğraşıyorlar. Halka ölüm ve idam sehpasından başka vaat ettikleri bir şey yok.

Oy günü gelirken yine kan ve yine Suruç’ta saldırı!

Bu ve benzeri bütün saldırılara, sandık hilelerine rağmen halklarımız sandıklara gidiyorsa verdikleri oylara da sahip çıkacaktır, çıkmalıdır.

Şu artık herkesin kafasına dank etmelidir:

Halkın iradesini gasp ederek hiç bir çözüm bulamazsınız.

HDP’nin olmadığı bir meclis baştan ölü doğmuş demektir ki, Türkiye yeni krizler ve darbeler batağına yuvarlanır.

HDP sadece kendisine oy verenler için değil, barışçı çözüm isteyen tüm yurttaşlar için bir umuttur, bir çözümdür.

Hepimizin özgürlüğü için 24 Haziran’da HDP’yi gömmek isteyen Erdoğan-Bahçeli çetesi sandıklara gömülmelidir.