İslam coğrafyası muazzam zor bir zaman diliminden geçiyor; devasa sorunlarla karşı karşıya. Bu sorunlar ne geleneksel metotlarla çözülebiliyor ne de sözde çağdaş(!) metotlarla. CHP ve Kemalizm'le sözde çağdaş gerçekte "modern gerici" metotlarla neredeyse bir yüzyıl kaybedildi.

Öylesine bir kibirle bütün bir topluma yönelindi ki; küçük bir azınlık toplumun çoğunluğuna aptal muamelesi yaptı. Kıyafetini küçümsedi, konuştuğu dili, kullandığı diyalekti alay konusu yaptı. Neredeyse bütün bir toplum, oturuşu kalkışı neyi varsa yanılıyordu.

Her şeyi, cumhuriyetin sözde okumuş kadroları biliyor; toplumun tamamına yakını ya yanılıyor, ya da cumhuriyet düşmanları tarafından yanıltılıyorlardı. Bu sözde "cumhuriyet aydınlarına" göre toplumun neredeyse tamamı; Aleviliğinde, Sünniliğin diyanet dışı yorumlarında, Kürtlüğünde, Ermeniliğinde yani kendisini tarif eden neyi varsa bunların tamamında yanılıyordu.

Ayrıca; Kürtlük, Alevilik, Sünniliğin diyanet dışı yorumları çağdaş(!) da değildi! 

Onlara göre çağdaş olmanın ölçüleri belliydi; Önce Türk olacaksın, sonra Sünni Müslüman! Sünni Müslümanlığını da Diyanet’in tarif ettiği biçimde yaşayacaksın! Bunun dışındaki her türlü sivil Müslümanlık yorumları çağdışı ve cumhuriyet karşıtı olarak algılandı. 

Bütün bu toplumsal zorlamalar; ancak darbe ile sürdürülebilirdi, nitekim sistem bir türlü dikiş tutmadı, her on yılda bir darbe oldu. Kürt Özgürlük Hareketi'nin başlattığı muazzam emek ve irade mücadelesi devlet erkinin bütün dengelerini bozdu; mevcut statüko artık sürdürülemezdi. Maalesef bu durumdan demokrasi güçleri değil AKP yararlandı. Sonrasında Ergenekon ile devam eden süreç; başta "Türk ordusu" olmak üzere Kemalizm’in bütün kalelerinin bir bir düşmesi, bir zamanların kudretli adamlarının ve kurumlarının madara olması ile tamamlandı. Bundan sonra AKP bir biçimde iktidardan uzaklaştırılsa da artık Türkiye’de Kemalizm’in yeniden bilinen manada iktidar olması mümkün değildir. 

Peki ama neden böyle?

Cevabı çok basit; Kemalizm zannedildiğinin aksine çağdaş falan değildi! Tam tersine "modern ulusçu gericiliği" çağdaşlık adına topluma dayattı, tabiri caizse akıntıya kürek çekti! Toplumun realitesi ile kavga etti; ulusal sermaye yaratabilmek adına; İş Bankası, Sümerbank gibi kurumlarla toplumsal kaynakları yandaş çevrelere aktardı. İttihat ve Terakkiden beri süregelen gayri Müslümlerin mallarını Türkçü/Müslüman kesimlere aktarma siyasetini devam ettirdi; öyle ki bunu Nazi Almanya’sını aratmayan "Varlık Vergisi" uygulamaları ve 6-7 Eylül'de olduğu gibi barbarca metotlarla yapmakta ne siyasi ne de ahlaki bir sakınca görmedi! Sermayenin karlılığını artırmak için ücretler üzerinde sürekli baskı yapıldı; yandaş çevreler; vergi ayrıcalıkları, vergi iadeleri, kamu malının peşkeş çekilmesi gibi yöntemlerle sürekli beslendi! Şimdinin Koçları, Eczacıbaşıları bu siyasetin ürünüdür.

Kemalistler 30’lu yılların Avrupa’sını, onun da en gerici yorumlarını esas almışlardı.

Halbuki çağdaş olmak; yani bugünü doğru yaşayabilmek ancak tarihsel sürekliliği doğru okumakla mümkün olur! Yani nereden gelindiğini ve nereye gidildiğini anlarsanız bugüne ilişkin de doğru tutum alırsınız! Çağdaş olmayı; operaya gitmek, içki içmek, şapka takmak gibi şekli meselelere indirgerseniz asla çağdaş olamazsınız! Tam tersine çağ dışı bir konuma düşersiniz! Herkes sizinle alay eder.

Asıl problemli olan ise; kendi yalanınıza kendinizin inanmasıdır! CHP ve Kemalistlerin düştüğü en zor durum ise bu olmuştur! Herkesten çok kendi yalanlarına kendileri inandılar. CHP ve Kemalistler; gerilerinde "Dersim Katliamı" gibi bütün insanlık adına utanç verici bir katliam varken, hala kendilerinin özgürlükçü olduklarına, Türk’ü; Kürt’ten, Arap’tan, Ermeni’den, Sünni’yi Alevi’den ayırırken eşitlikçi olduklarına, insanları "33 Kurşun" olayında olduğu gibi yargısız infazlarda katlederken, yıllarca haksız yere cezaevinde yatırırken adaletli olduklarına inanmamızı istiyorlar.  

Şimdi de AKP aynı şeyi sözüm ona "Yeni Türkiye" iddialarıyla yapmaya çalışıyor! Tıpkı Kemalistlerin ve CHP’nin geçmişte yaptığı gibi "Bütün toplum yanılmakta her şeyi AKP ve Recep Tayyip Erdoğan bilmektedir." Kemalistlerin sözde ''çağdaşlığı'' bu ülkeye, özellikle de Kürtlere muazzam acılar yaşattı. Şimdi ise AKP'nin sözde Müslümanlığının uygulamalarıyla karşı karşıyayız. Müslümanlık iddiasında bulunan ancak özde bezirgan olan AKP’nin bizlere aynı acıları yaşatmasına izin vermemeliyiz! Biz nasıl; eşit özgür ve kardeşçe yaşanacağını, Kemalistlerden ve CHP’den de Recep Tayyip Erdoğan’dan da daha iyi biliyoruz!