KCD-E, BDP veya HDP adaylarının kazanması için Avrupa'daki her Kürdistanlı ve Türkiyelinin yapabilecekleri olduğunu belirterek, şunları vurguladı: "Mümkünse bizzat oralara gidip aktif çalışma yürütelim. Gidemiyorsak; bölge, yöre, il ve ilçeler özgülünde aramızda örgütlenip yaygın komiteleşmelere giderek çeşitli kitlesel etkinliklerle oradaki çalışmalara ekonomik, siyasi ve moral katkıda bulunalım. En basitinden her birimiz oradaki ailelerimiz, akrabalarımız, arkadaş ve dostlarımızla telefon gibi iletişim araçlarıyla ilişkilenip çalışmalara aktif katılmalarını ya da oylarını BDP veya HDP adaylarına vermelerini sağlayalım."

KCD-E tarafından yapılan yazılı açıklamada, Rojava’da Kürtlerin kardeş halklarla birlikte topraklarını özgürleştirip kendi kendilerini demokratik özerk temelde yönetir hale geldiklerine vurgu yapılarak devrimin Kürtlere büyük bir moral ve özgüven kazandırdığına dikkat çekildi. Rojava’da böylesine tarihi bir devrim yaşanırken Türkiye’de ve Kuzey Kürdistan’da da Kürtlerin ve Anadolu/Mezopotamya halklarının önünde aynı değerde bir sürecin olduğu ifade edilen açıklamada, "Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan öncülüğünde Kürt Özgürlük Hareketi, Kürt halkı ve Türkiyeli demokrasi güçlerinin tüm iyi niyet ve çabalarına karşın, Kürt sorunu ve demokratikleşme sorunundaki çözümsüzlüğü, özellikle de Rojava’daki başarısızlığı, AKP’yi ve dolayısıyla bir bütün olarak inkar ve imhaya dayalı Türk devlet sistemini büyük oranda çözülüşe götürdü. Kızıl Elma (Kızıl Ergenekon) ittifakından sonra Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı savaşta kirli ittifak içinde olan AKP-cemaat koalisyonu (Yeşil Ergenekon) da çatlayarak, sert bir kavgaya girişmiş durumdadır. İçeride olduğu gibi bölgesel ve küresel düzeyde de Kürt karşıtlığı temelinde kurduğu kirli ilişkiler ters tepti ve bumerang gibi AKP’yi vurdu" ifadelerine yer verildi.

Kuzey'de çözüm kaçınılmaz

Kürt inkarına dayalı ve antidemokratik bir temelde "yeni hegemon devlet kurma" çabalarının kim tarafından yürütülürse yürütülsün başarısız kalacağı kaydedilen açıklamada, şöyle devam edildi: "Yaşananlar Kuzey Kürdistan, Türkiye ve tüm Ortadoğu halkları için hayırlı gelişmelerdir. Özellikle Kürtler ve demokrasi güçleri, hedeflerine tam ulaşmamış olsalar da şimdiden önemli siyasi ve toplumsal kazanımlar elde etmiştir. Her şeyden önce Kürt sorunu, artık Türkiye’nin ötelenecek ve kapalı kapılar ardından yönetilecek bir sorunu olmaktan çıkmıştır. Yine Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi hakkında on yıllardır aleyhte yapılan propaganda çökmüş ve çözümde muhatap olduğu netleşmiştir. Kürt sorunu artık müzakereyle ve siyasal yollardan çözülebilir bir konu haline gelmiştir. Bu açıdan Rojava başta olmak üzere bölgesel gelişmelerle birlikte, artık Kuzey’de de Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’de demokrasi güçlerinin zamanı gelmiştir.  

Sınırlar anlamsızlaşır

Kürtler ve demokrasi güçleri olarak başarırsak, en azından şimdilik, kendi kendini yönetir duruma gelen üç Kürdistan parçası arasındaki sömürgeci sınırları anlamsızlaştırmak suretiyle tüm Kürdistan, Anadolu ve Mezopotamya halklarının barış içinde eşit, özgür, demokratik birlikte yaşamasının zeminini geliştirmiş olacağız. Ancak tüm bunlara rağmen hala orta yerde duran Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi sürecinin nasıl seyredip sonuçlanacağı, tamamen önümüzdeki dönemde güçlerin her alandaki örgütlülük ve mücadelelerine bağlıdır."

Seçimlerin önemi

30 Mart'ta yapılacak yerel seçimlerin önemine vurgu yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Kürdistan’da BDP, Türkiye’deyse HDP’nin hak ettiği başarılı sonuçları alması durumunda, Kürt sorununu çözümsüz bırakmak isteyen iç ve dış güçlerin oyunları boşa çıkarılarak ilgili güçler çözüme iyice zorlanmış olacaktır. Halkımızın/halklarımızın demokratik öz yönetimleri yoluyla kendini yönetmesi için il, ilçe, belde belediyeleri, onların meclisleri, mahalle ve köy muhtarlıklarının çoğalıp yaygınlaşması açısından bu seçimlerin sonuçları büyük anlama sahiptir. Aksi durumda Kürtlerin ve demokrasi güçlerinin oy sayısı ile yereldeki temsiliyet düzeyinin düşük olması, darbeci-komplocu ve statükocu iç-dış güçleri, Kürt halkı ve demokrasi güçleri üzerine inkar, imha, soykırım politikalarıyla gitme yönünde cesaretlendirecek; böylece Kürdistan, Türkiye ve bir bütün Ortadoğu, kan gölüne dönüştürülecektir. Bu yüzden ülkedeki halklarımızın demokratik güçleri kadar, çözümden, barıştan, özgürlükten, eşitlik ve demokrasiden yana olan biz Avrupa’da yaşayan, Kürdistan ve Türkiyeli yurtsever, demokrat, devrimci tüm kesimler bakımından da, bu seçimlerde BDP ve HDP’nin en yüksek başarı düzeyini yakalaması için kalan sayılı günleri seferberlik havasında geçirmemiz, temel bir görev ve sorumluluktur."
Seçim döneminde komplo, baskı ve hilelerin de hesaba katılması ve bu nedenle daha fazla çalışılması gerektiği belirtilen açıklamada, şu çağrılara yer verildi: "Avrupa’daki Müslümanı, Êzidisi ve Alevisiyle her inançtan; Serhatlısı, Amedlisi, Mardinlisi, Botanlısı, Urfalısı, Güneybatılısı, Garzanlısı, Bingöllüsü, İç Anadolulusu, Dêrsimlisiyle il il, ilçe ilçe, köy köy her bölge ve yöreden tüm Kürtler; Türk'ü, Arap'ı, Ermeni'si, Asuri-Süryani'si, Çerkez'i, Laz'ı, Rum'uyla tüm Anadolu ve Mezopotamya halkları; başta kadın ve gençler olmak üzere emekçiler, aydınlar ve sanatçılar gibi tüm toplumsal güçlerimizle buna denk plan ve örgütlü bir tarz ile yoğun ve hızlı bir tempoda seçimlere yönelik görev ve sorumluluklarımızı yerine getirirsek sonuçların halklarımız lehine olmaması için hiçbir neden yoktur. Avantajlarımız her bakımdan eskisinden daha fazladır. Bundan dolayı her birimiz, hemen şimdi harekete geçerek, geldiğimiz belde, ilçe ve ilimizde, toplamda da ülkemizde, BDP veya HDP adaylarının kazanması için mümkünse bizzat oralara gidip aktif çalışma yürütelim. Gidemiyorsak buralarda, geldiğimiz bölge, yöre, il ve ilçeler özgülünde aramızda örgütlenip yaygın komiteleşmelere giderek çeşitli kitlesel etkinliklerle oradaki çalışmalara ekonomik, siyasi ve moral katkıda bulunalım. En basitinden her birimiz oradaki ailelerimiz, akrabalarımız, arkadaş ve dostlarımızla telefon gibi iletişim araçlarıyla ilişkilenip çalışmalara aktif katılmalarını ya da oylarını BDP veya HDP adaylarına vermelerini sağlayalım. Halklarımızın özgür ve demokratik birlikteliğini temsil eden BDP ve HDP’nin başarısı için 30 Mart yerel seçimlerine kilitlenmeye çağırıyoruz."

HABER MERKEZİ