SYRIZA'nın seçim zaferiyle, emekçi solda seçimlere ilişkin daha iyimser bir hava esiyor. Bu en çok HDP ve HDP ile birikte seçimlere girme kararındakilerde yansıyor.
Yine de, Birleşik Haziran Hareketi (BHH) bileşeni partiler ile devrimci harekette bir tereddüt var.
Devrimci hareketin bir bölümü, genellikle seçimler alanındaki mücadeleyi, tali bir mücadele alanı olarak gördüğü için önemsemez. Oysa AKP, gücünü burjuvazinin organik parçası olmaktan alsa da seçimlerde kitlesel desteğine güvenerek diktatörlüğünü inşa ediyor. Diktatörlüğüne yönelen Haziran ayaklanması ve diğer kitle eylemlerini, Kürt Özgürlük Hareketi'ni, militarist aygıtla bastırmaya ve ezmeye çalışırken, seçim desteğini yineleme başarısını meşruluk aracı olarak kullanıyor.
Seçimler Engels'in deyimiyle kitlelerdeki politik eğilimi yansıtırlar. Devrimciler açısından bundan daha fazla önemi yoktur. Ama bu da başlı başına önem taşıyor. AKP örneğinde görüldüğü gibi, seçim başarısını diktatörlüğü meşrulaştırma ve toplumsal dayanağını güçlendirmenin aracı olarak kullanmak önemsiz mi?
Devrimci hareket açısından daha özgün olan şu: En güçlü olduğumuz '70'li yıllarda, bu alanı önemsemedik. Kitle hareketinin devrimci yükselişine rağmen, seçimlerde Ecevit destekçiliğini yıkacak taktikler ve örgütlenme inşa edemedik. Sonuç olarak, kitlelerde burjuva partilerden bağımsız antifaşist bir odak etrafında seçimlerde toplanma geleneği yaratamadık. Bu apolitik zaaf sonraki dönemlerde devrimci harekete az zarar vermedi.
Mücadele içinde yer alan kitleler seçimlerde diğer ayağıyla burjuva partilerle bağ içinde oldukları için, onların gerici ve şovenist saldırganlıklarının, yalanlarının destekçisi durumunda kaldılar.
Ecevit ve CHP, '90'lı yıllarda şovenist cephe içinde daha saldırganca yer alınca, az çok mücadelelerden geçmiş kitleler de kirli savaşla uzlaştılar. Ulusalcılardan başlayarak bir bölümü daha saldırgan kirli savaşçı olurken, diğer bölükleri kirli savaşa ses çıkarmayarak onay verdi.
Aynı tutumu Batı'da devrimcilerin yargısız infazları ve cezaevleri katliamlarında da takındı. 19 Aralık 2000 Cezaevi Katliamı'nın kolayca gerçekleştirilebilmesinde, Ecevit'in bu kitlelerden oy almasının temel bir rolü oldu.
Şimdi devrimci hareket, kitlelerin eyleminin önemli olduğu bahanesiyle ''seçimler önemli değil'' görüşüyle pasif ve apoltik davranırsa bu nesnel olarak Erdoğan'ın faşist diktatörlüğünün inşasını kolaylaştırmaya yarar. Devrimci hareket, en azından Erdoğan'ın faşist diktatörlüğünü inşa etmekte olduğu bu süreçte, bu apolitik tavrı terk ederek HDP'yle ittifak kurmaya yönelmeli. İttifak içinde özgürce programı ve görüşlerinin propagandasını yapmalıdır.
Halkevleri, tabandan ve mücadele içinde ittifak-cephe oluşturmak gerekir mantığıyla mücadele cephesine karşı çıkarak ve seçimleri önemsemez görünerek, benzer bir tavrı takınıyor. Tabanının seçimlerde CHP kuyrukçuluğu yapmasına bile bile göz yumuyor.
Diğer yandan BHH adıyla Batı'da ilerici bir cephe inşa etmeye çalışan partiler, son iki seçimde yaptıkları gibi, bu seçimde de, HDP'yle ittifaktan uzak durmaya çalışıyorlar. Gerekçe özsel olarak aynı. Kürt Özgürlük Hareketi'nden uzak duruşla, Türk halkını kolay kazanacaklarını sanıyorlar.
Daha doğrusu ÖDP bu yanlış beklentiyle HDP'ye uzak duruyor. Bu Türk emekçi kitlelerin mücadele içinde ve iradi bir çabayla şovenist şartlanmayı yıkabileceği gerçeğine uygun davranmamak ve mücadeleci bir emekçiliğe katlanamamaktır.
TKP'nin kanatları ise yaklaşık on yıldır dosdoğru sosyalşovenizmin şampiyonluğunu yapıyorlar. Türkiye'de yarı askeri faşizm halklarımızın ve devrimcilerin kanını akıtırken, TKP, orduyu sevdirmekle uğraşıyordu. Faşizme karşı mücadele yerine cumhuriyetin kazanımlarını korumak için yurtsever cephe oluşturmakla meşgul oluyordu. BHH içinde HDP'yle seçim ittifakına, her iki TKP de düşman bir gözle bakıyor, engellemeye çalışıyor. HDP'yle seçim ittifakını engellemek için -seçim partisi olmaktan başka birşey yapmayan TKP değilmiş gibi- yönetici isimleri seçimlerin önemli olmadığı laflarını bugünlerde yazmaya başladılar.
Devrimciler ve tutarlı antifaşistler; ezilen ve sömürülen sınıfların daha geniş kitlelerini mücadele saflarına yakınlaştıracak her alandaki mücadeleyi önemserler. Önemi ortada olan bu seçimlerdeki mücadeleyi ciddiye alırlar, almalıdırlar.
Haziran ayaklanmasının barikatlarında savaşmayı bildikleri gibi, seçim alanında kitle çalışmasının, daha geniş kitleleri etkilemenin önemini de bilirler.
Kurmakta olduğu faşist diktatörlüğünü meşrulaştırmada Erdoğan'ın önünü kesecek ve onu sarsacak başarı kazanmak için;
Haziran ayaklanmasında can bedeli çabayla ayaklanan halkın fedekarlığının seçim alanında bize yüklediği sorumluluk için;
Antifaşist seçim odağı oluşturmak amacıyla, kaygıları ve küçük hesapları bir yana bırakalım. HDP ile ittifak içinde seçimlerde Erdoğan'a meydan okuyalım, halklarımıza bu alanda da başarı armağan edelim.