Ağrı’da oyların 15 kez sayılıp bir sonuca ulaşılmaması, Ankara dahil birçok merkezde oyların tekrar tekrar sayılması, seçimin ‘aritmetik’ sonuçlarına göre analiz ve tespit yapılmasının objektif bir tespit olmayacağının göstergesidir.
Bilimsel doğruluğu sağlayan sayısal veriler olmadığı için, analiz yapmak boşa kürek çekmektir. Ancak seçime katılan partiler hakkında ve oy veren kitlelerin psikolojisi ile ilgili bir kaç şey söylenebilir.
Yolsuzluk iddialar, ve bu yolsuzlukların kanıtları olan kaset ve tapeler ile seçime girip oylarını büyük oranda koruyan AKP’ye çok şaşıran Türk aydınlarına çok şaşırdığımı söylemeliyim. Bu seçimler uzayda değil, ‘devlet malı deniz, yemiyen domuz’ diye, yaşanmışlıklardan süzülüp gelen halk sözünün egemen olduğu bir yerde yapılan seçim sonuçlarıdır. Türk halkı, AKP’ye domuz olacağına, yediklerin sana hellal olsun dedi. Bundan daha açık ve basit izahı olamaz.
Üstelik bu halk sözünün yerleşmesine neden olan parti CHP’dir. Özellikle de CHP’nin yolsuzluk tapelerinden bu kadar umutlanması ahmaklıktan da öte bir şey. Buna insan ruh biliminde inkar denir. CHP’de ki ise bu inkarın ‘Pseudo Fantastica’ biçimidir.
AKP’nin oyunu korumasına şaşıran Türk aydınları zamanlarını daha iyi kullanmak açısından şu sorunun yanıtını bulmaya çalışsalar daha iyi olur, “Türkiye de iktidar koltuğu mu insanları Kleptoman yapar? Yoksa Kleptomanı eğilimi olanlar mı iktidara gelir?”
Bu seçimlerin bana göre en güzel sonuçlarından biri, Türk halkının CHP’ye verdiği yanıt. CHP miadını doldurdu… Cumhuriyetin partisi artık inişte. ‘Cemaatin üyelerinin kapı kapı dolaşıp CHP için oy istemesi’ oyunu arttırmadı, eksiltti.
Özüne dönen, Cumhuriyet paşalarının torunlarının açık desteğine rağmen CHP küçüldü, büyümedi… Bu arada yazık oldu “Delila’nın Günlükleri”ne diyesi geliyor. Türk aydını adına, 90 yıllık cumhuriyet aydının bir özeleştrisi sanmıştım. Bir kez daha yanıldım.
Gelelim MHP’ye. Bu seçimin Türk tarafında asıl kazananı. Derinden ve sessiz gelen MHP, iç Anadolu’da AKP’nin kazandığı yerlerde çoğunlukla ikinci parti ve AKP ile oyları arasındaki fark çok az. Tarihsel süreç de MHP’den yana. Kürt Özgürlük Hareketi geliştikçe, buna parallel MHP de gelişecek. Bu sosyolojik olarak kanıtlanmış bir veridir. AKP Kürdistan sorunun çözümünde ikircikli ve tutarsız davrandığı sürece MHP gelişecek. Tutarlı davranıp, çözümde niahi sonuca varır ise de MHP güçlenecek ancak bu tarihsel şans Erdoğan’ın hanesine yazılacak.
Ancak görünen o ki, ömrü uzun sürer ise Öcalan’ın idamına red oyu veren Bahçeli, Öcalan ile masaya da oturacak.
Kürt tarafına gelince; seçim öncesi yürüttüğü düzeyli siyaset çalışmasında öncellikle BDP’yi ve bütün çalışanlarını kutlamak gerekir. Kutluyorum, artık siyasette BDP bir ekol. Selahattin Demirtaş da bir isim. Bu ekolün de belirleyici ve varolan siyasetten ayrıştırıcı özelliği siyaset etiği ve siyaset düzeyi.
BDP’nin yenilgisi üzerine prim toplamaya çalışanlara söylencek bir tek şey var, Kürt ve Kürdistan sorunu çözülmediği sürece BDP hep kazanan olacaktır. Zik zakları olabilir ancak yükselen bir trend olarak devam edecek.
Seçime yolsuzluk ve hilenin karıştığı ayan beyan ortada iken, alınan sonuçlara güre BDP’yi değerlendirmek akılcı değil, bilimsel de değil. Ancak BDP’nin aldığı oylar beklentinin altında. Özellikle de Amed ve Hakkari’de oylardaki düşüş önemli. Bu konuda BDP’nin yapacağı çalışmalar ve değerlendirmeleri bekliyoruz. BDP’nin açıklamalarından sonra değerlendirme yapabiliriz.
Yerim kalmadığı için kısaca bir kaç tespit. Artılar ve eksilere değineyim;
Öncellikle Wan halkının yaşadiklarından, AKP’nin halkı cezalandırmasından ve bilinen nedenlerden dolayı BDP Wan’ı kaybedebilir diye düşünüyordum. Bu artı Bekir Kaya’nın hanesine…
İstisnasız her akşam internette Bitlis milletvekili Zenderlioğlu’nun bir halk çalışması görüntüsü vardı. Bitlis BDP’nin. Bu artı Zenderlioğlu’nun hanesine…
Urfa ve Mardin kazanılmalıydı. Mardin’den umutluydum, ancak Urfa’dan değildim. Mardin BDP’nin. Bu artı Ahmet Türk ve Feyrunullah Aksoy’un hanesine…
Urfa’da oylar bir önceki seçime göre yüzde 200 artmış. Bu artı Osman Baydemir’in hanesine…
Son gördüğümde doksana yakın seçim mitingi yapan Selahattin Demirtaş’ın hanesine de bir artı daha …
Kürt siyasetine eşbaşkanlık sistemini yerleştiren, Kürdistan’ın rengini değiştiren, her kesimden temsili nitelikleri olan kadın eşbaşkanlar ile seçime estetik kazandıran hevallere… artı sayısını size bırakıyorum.
Bir de eksiler var.
Muş’u kaybettik. Sırrı Sakık’ın hanesine bir eksi…
Amed’de oylar düştü, Osman Baydemir’in hanesine bir eksi…
Artılar ve eksiler çok olacak artık yerimde yok yazmaya.
HDP istenen sonucu vermedi. HDP yöneticilerinin hanesine eksi veremiyorum. Çünkü çok çalıştılar. Ancak ‘yeni bir partiyiz’ açıklaması doyurucu ve doğru değil. Çünkü hazır verilmiş bir lojistik destek ve tabanı vardı. Bana göre “Kumaşı yalnış seçilmiş bir elbise modeli”…
HDP projesi doğru ama uygulanışı hala sorunlu bir proje. HDP’nin açıklamasından sonra bu konuda yazacağım. Öncellikle psikolojik nedenlerini…
Bu hali ile HDP tutmayacak bir proje… haftaya HDP ile devam.
Seçmenin psikolojik yapısı
30 Mart yerel seçim sonuçları hakkında yazmayı düşünmüyordum artık zaman aşımı (!) oldu diye. Ancak Ağrı‘da seçimlerin iptal edilmesi, Ceylanpınar’da OHAL uyguluması bu seçimlerin yerel seçimler olmasına rağmen, devlet ve AKP için ne kadar önemli olduğunu, bir de sorun Kürdistan ise bu önemin katlandığı ortada.