
Bilim-Teknik GÜNDEMİ
Bilim insanlarına göre 2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun yüzde 70’inden fazlası şehirlerde yaşamaya başlayacak. Büyük şehirlerin sağladığı kültürel etkileşim, ortaya çıkardığı üretim gücü insanların çok da dikkate almadığı bir bedelle geliyor: Sağlığımız
Günümüzde şehirlerdeki nüfus inanılmaz bir hızla artıyor. Kırdan şehre göçler dünyada halihazırdaki en büyük nüfus hareketi. Şehirler kalabalıklaştıkça insanların sağlığı üzerinde varolan kötü etkiler daha da büyüyor.
Şehirler bizi deli ediyor
Bilim insanlarının yaptığı araştırmalara göre şehirlerde yaşayan insanlar akli dengelerini yitirmeye daha yatkınlar. Şehirde yaşayanlar kırsal alanlarda yaşayanlara göre yüzde 21 oranında daha fazla anksiyite bozukluklarına, yüzde 39 oranında da depresyona yakalanma riski ile karşı karşıya.
Peki şehirdeki yaşam akıl sağlığımızı nasıl etkiliyor? 2011 yılında ABDli bilim insanları tarafından yapılan bir araştırmada şehirli insanların beyninin duygusal tepkilerini ve stresi kontrol eden iki ayrı bölgesinin çok daha aktif olduğunu tespit etti.
Şehir hayatı çok daha hızlı
Şehir hayatındaki hız, insanların yaşamına dayattığı tempo insanın doğal evrimi içinde pek yeri olmayan bir faktör. Yaşamdaki tempo ve kesinlik stres faktörünü dramatik bir şekilde arttırırken özellikle üçüncü dünya ülkelerinin kırsal alanları ve tüm ada ülkelerinde yaşam temposunun yavaşlığına bağlı olarak akıl sağlığı oranı yükseliyor.
Şehirde hava kirliliği
Şehirde yaşayan insanların çok daha erken yaşlarda damar hastalıkları ve akciğer kanserinden ölme riskleri kırsal alanda yaşayan insanlara göre oldukça yüksek. Bilim insanlarının 2013 yılında yaptığı bir araştırmaya göre dizel partikülleri ve azot diyoksit gazının yoğunluğu şehir insanlarının sağlığına çok ciddi etkiler yapıyor.
Hollanda’da yapılan ve 7 milyon kişinin sağlık kayıtlarının incelendiği araştırmada da şehirlerde yaşayan insanların hava kirliliğine bağlı hastalıklardan daha çok etkilendiği tespit edildi.
Şehirlilerin alerjileri daha fazla
Şehirliler, kırsalda yaşayan insanlara göre çok daha fazla alerjiye sahip. Şehirler çok daha büyük, çok daha çeşitli nüfusa yani çok daha fazla dış etmene ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle şehirlerde insanların farklı etmenlere karşı alerjileri gelişirken kırsalda bu oran oldukça düşük.
Astım gibi hastalıklar kırsal kesimde çok nadir görülürken şehirlerde görülme oranı neredeyse yüzde 4-5’i bulunuyor.
Çok fazla görültü
Bilim insanlarına göre çok fazla gürültüye maruz kalmak erken ölüm riskini arttırıyor. 2015 yılında Londra’da yapılan araştırmada şehrin gürültülü alanlarına yaşayan insanlarda erken ölüme çok daha fazla rastlandığı tespit edildi. 8.6 milyon insanın kayıtlarının incelendiği araştırmada özellikle gürültü ve beyin kanaması arasında anlamlı bir bağlantı bulundu.
Sürekli ışık uyku düzenimizi bozuyor
Şehirlerdeki sürekli aydınlatmanın da insan sağlığı üzerinde ciddi etkileri var. 2014 yılında yapılan bir araştırmada şehirlerdeki ışıkların insanların doğal uyku düzenlerini etkilediğini ve bunun da obezite ve bazı kronik hastalıkların artan oranda görülmesine neden olduğu tespit edildi.
Sağlıksız çok insan
Kırsal alanlarda insanlar aynı ortamı uzun süreden beri paylaştıkları insanlarla bir arada yaşıyor. Bu nedenle insanların birbirlerine tuhaf hastalıklar bulaştırma ihtimalleri oldukça düşük. Ayrıca salgınlar durumunda kırsal bölgelerde önlemler çok daha etkin bir şekilde alınıyor.
Şehirli insanlar için ise durum hiç de iç açıcı değil. Sadece günlük olarak kamu alanlarında sürekli olarak farklı ortamlardan gelen ve farklı mikroplar taşıma potansiyeli olan insanlarla iç içe yaşıyor.
Doğan Barış ABBASOÐLU
Venüs bir zamanlar yaşama uygun muydu?
Çok uzaktan Venüs dünyamızın bir ikizi gibi duruyor. Hemen hemen aynı boyutta, aynı kalınlıkta bir atmosfere sahip olan bu iki gezegenin arasındaki fark cennet ve cehennem kadar.
Venüs’ün atmosferindeki yoğun karbondioksit nedeniyle yüzey sıcaklığı yaklaşık 460 dereceyi buluyor. Kurşunu eritecek kadar sıcaklığa bir de neredeyse sürekli devam eden asit yağmurlarını eklerseniz Venüs’ün hiçbir şekilde yaşamın yeşermesine şans tanımayacağını söyleyebiliriz.
Ama bilim insanlarının yaptığı yeni bir araştırmaya göre Venüs 3 milyar yıl önce çok daha farklı koşullara sahipti.
NASA’nın Goddard Uzay Çalışmaları Enstitüsü’ndeki bilgisayar simülasyonu gezegenin Dünya’dan biraz daha soğuk olduğuna ve yüzeyinde geniş bir okyanus bulunduğuna işaret etti. Dünya’nınki gibi koruyucu bir manyetik alanı bulunmayan Venüs’ün Güneş’ten gelen radyoaktiviteye karşı da atmosferindeki çok kalın bulutlarla korunduğu tespit edildi.
Yani bundan 3 milyar yıl önce Venüs’te hayatın yeşerebileceği koşullar vardı. Ancak Güneş’ten gelen yoğun ısı yüzeydeki suyu buharlaştırdı ve hidrojen uzaya salınırken karbondioksit gezegenin atmosferinde hapsoldu. Bu şekilde Dünyamızın ikizi bir cehennem haline geldi.