Êzîdî halkı savunmasını yapabilecek güçte
Kelar konuşmasında, Êzîdî halkının artık kendi savunmasını yapabilecek güce ve bilince eriştiğini söyledi ve ekledi:
“Êzîdî halkını savunmak ve başarıya ulaştırmak için Önder Apo bize tarihi ve onurlu bir görev verdi. Bugün olduğu gibi halkın evlatları olarak bizler görevimizi tamamlamış vaziyetteyiz. Buraya ilk geldiğimizde halkımız bir katliamla yüz yüzeydi. Yazın sıcaklığında anne ve çocuklar bu katliamla karşı karşıyaydılar. Bu yüzden de yapılacak en değerli ve onurlu şey bu topluma sahip çıkmak ve savunmasını yapmaktı. Merkez karargâhımızın talimatıyla fermandan sonraki gün güçlerimiz Şengal’deydi. Kendisine verilen savunma görevini layıkıyla yerine getirdi. Çok zor ve zahmetli günlerdi. Gerçekten de ağır bedellerle geçen günlerdi. Arkadaşlarımız imkânları zorlayarak ellerinden geleni yaptılar ve çoğu arkadaşımız da bu yolda şehit oldular. Bazılarının imkânları çok daha fazla olmasına karşın bu halka ihanet ederek kaçıp giderlerken, gerillalar imkânları en iyi şekilde kullanarak savunmayı yapabildi ve bugüne kadar görevini yerine getirdi.
Talimatı yerine getirdik, görevimizi tamamladık
Diyebiliriz ki Önder Apo’nun verdiği talimatı yerine getirdik, görevimizi tamamladık. Bu halkı katliamdan kurtarabildik. Hatta öyle bir düzeye ulaştı ki halkımızın birçok kurumu oluşmuş durumda. Siyasi ve savunma kurumları kendisine yetecek seviyeye ulaşmış durumda. Bu halk artık kendi topraklarını savunabilecek ve yönetebilecek durumda. Halkımız arkadaşlara sahip çıktı ve her zaman onları kendi çocukları gibi gördüler. Nasıl ki arkadaşlar bu halka sahip çıktıysa halkımız da arkadaşlara sahip çıktı.
Şehitlerimizi size emanet ediyoruz
Şu an şehitlikte bulunmaktayız. Burada yüzlerce şehidimiz yatmakta. Bu toplumu savunmak ve halkımızı özgürleştirmek için yüzlerce gerillamız canını feda etti. Şu an burada arkadaşları anıyoruz. Bizler şehitlerimizi bu halkımıza emanet ediyoruz. Bizler başı dik bir şekilde şehitlerimizin ve halkımızın huzurunda duruyoruz. Bizler halkımızın artık kendi kendini savunabilecek ve yönetebilecek düzeye ulaşmış olmasından mutluyuz. Bu mücadele bundan sonra daha da yükselerek devam edecektir. İnanıyoruz ki AKP ve DAİŞ gibi barbar çetelere karşı halkımız kendisini her şekilde savunabilir. Halkımız bu çeteleri yok edebilecek düzeye ulaşmış durumdadır. Bundan dolayı moralimiz yüksektir. Gerillanın burada gidişi halkımız için bir güç olacaktır, bir zayıflık değil.”
Örgütlerinin çağrısı üzerine görevlerini tamamlamış olarak Şengal’den çekildiklerini ama Êzîdî halkına dönük herhangi bir saldırı girişimi olduğunda kendilerinin tekrar bu halkın yanında olacağının bilinmesini isteyen Kelar, konuşmasını şöyle bitirdi:
“Bu temelde KCK’nin yaptığı açıklamayla gerillalarımız Şengal’den çekiliyor. Bizler dört parça Kürdistan için ne zaman ihtiyaç olursa mücadele etmeye hazırız ve Şengal de bundan farksızdır. Halkımıza yapılacak bir haksızlık veya saldırıda gerillaların burada olacağından kimsenin şüphesi olmasın. Bunu halkımız için yapıyoruz. Bugüne kadar yapılan mücadelelerden başımız dik, alnımız aktır. En güzel şeylerden biri de şu an şehitlerimizin, halkımızın yanında hatır istemektir. Tekrardan halkımıza söz veriyoruz ki Şengal’in savunulması için ne görev olursa yapmaya hazırız. Buradaki tüm arkadaşlara selam yolluyoruz. Tüm halkımıza ve arkadaşlara mücadelelerinde başarılar diliyoruz. Bizler aynı davanın yoldaşlarıyız. Bu temelde yaşasın Önder Apo diyoruz!”
Bayrağı bize teslim ettiler
Daha sonra törende halk adına söz alan Şengal Demokratik Özerklik Meclisi Eş Başkanı Hüseyin Heci ise şunları kaydetti:
“Gerillalar fermanın ilk gününden bugüne kadar canlarını bizler için feda ettiler. 3 Ağustos 2014’te gerillalar Êzîdî halkını bir katliamdan kurtarmak için geldi. Halkımızı katliamdan kurtarmak için daha ilk günden gerilla Şengal’ e ulaştı. DAİŞ kırıldıktan sonra arkadaşlar kalan birçok yeri de özgürleştirdiler. Gerillalar görevlerini layıkıyla yerine getirdi ve bu görevi Meclise ve savunma güçlerine devrettiler. Fermanların bir daha yaşanmaması için bayrağı bize teslim ettiler, bizler de onlardan aldığımız bilinçle bu bayrağı sonuna kadar taşıyacağız. Bugün kendi kurumlarının ve kendi öz savunma güçleri olan YBŞ-YJŞ’nin varlığı gerillaların sayesindedir. Onların bu uğurda vermiş oldukları şehitler bu halkın birer evladıdır ve kanımızdan daha değerlidir. Onların sayesinde bizler bugün buradayız ve diyoruz ki gözünüz arkada kalmasın, bu şehitler bizim birer parçamızdır. Tüm savaşçılara teşekkürlerimizi bir borç olarak biliyoruz. Tüm şehitler önünde saygıyla eğiliyoruz. Ailelerine baş sağlığı diliyoruz. Kanımızın son damlasına şehitlerimize bağlı kalacağız.”
Gözleriniz arkada kalmasın
TAJE Üyesi Xoxê Cindi ise gerillaları her zaman minnetle anacaklarını dile getirirken, “Gerillaların gidişi bizleri ziyadesiyle üzüyor ama biz onların sayesinde başımız dik yürüyoruz çünkü onlar bizim evlatlarımız gibi. Bize her şeylerini feda ettiler ve yüzlerce şehit verdiler. Gözleriniz arkada kalmasın, bizler bu şehitlerin anneleri ve babalarıyız. Şunu bilin ki Êzîdîler sizi unutmayacak ve her zaman yanımızda yeriniz olacaktır.”
Merasimin sonunda gerillalar halkla vedalaşırken duygusal anlar yaşandı, uzun vedalaşma kuyrukları oluştu. Gerillalar konvoy halinde halkla birlikte yola çıkarken konvoy birçok yerde kitlelerce karşılandı. Gerillaların gitmesini istemeyen yüzlerce kişi konvoyun geçmesini bir süre engelledi. Daha sonra gerillalar özgür dağlara doğru yol aldılar.
HABER MERKEZİ
Şengal’de devrim ruhu şekillendi
YBŞ, YJŞ, Asayişa Êzîdxan ile siyasi ve idari yapılanmaları şekillendi ve demokratik özerklik esası üzerinden de çalışmalarını sürdürüyorlar. Êzîdîler bir güç haline gelmiştir. Üzerimize düşen bu görevdi ve bu görevimizi yerine getirdik.
Binlerce Êzîdî’nin katledildiği, binlerce kadının esir alındığı Şengal’e ilk yardım elini ise HPG ve YJA-Star güçleri uzattı.
Şengal’e dönük saldırıda DAİŞ’e müdahale eden 12 grupta yer alan HPG komutanlarından Serxwebûn Azadî, gerillaların görevini yerine getirdiğini söyledi. Mezopotamya Ajansı’ndan Selami Aslan’a konuşan Azadî şunları söyledi:
“Şengal’e geliş amacımız Êzîdî halkının siyasi ve fiziki olarak katledilmesinin önüne geçmekti. Bilinçlerini arttırmak, örgütlemelerini sağlamak ve toplumlarını savunacak düzeyde bir öz savunma gücüne sahip olmalarını sağlamak için geldik.
Pratikte ve sonuç olarak önemli bir düzeyde bunu sağlayabildik. YBŞ, YJŞ, Asayişa Êzidxan ile siyasi ve idari yapılanmaları şekillendi ve demokratik özerklik esası üzerinden de çalışmalarını sürdürüyorlar. Êzîdîler bir güç haline gelmiştir. Üzerimize düşen bu görevdi ve bu görevimizi yerine getirdik.
Burada devrimin ruhu şekillendi, şehitlerimizin kanının aktığı bu topraklarda önemli oranda bir devrim temeli atıldı. Halk da bu devrim ruhuna bağlıdır ve bu ruha sahip çıkacaklarını biliyoruz. Êzîdî halkı kendi gelecekleri için Şengal’de yaşanan devrimi ve şehadetleri unutmayacak. Êzîdî halkımız bunun iyi farkındadır.
Halkımızı savunuruz
Neresi olursa olsun halkımız üzerinde bir tehlike, soykırım varsa biz gücümüz oranında orada oluruz ve halkımızı savunuruz. Bizler o halkı kurtarana kadar, özgürlüklerini sağlayana kadar, irade sahibi ve güç sahibi olana kadar da onlarla yaşarız. Onlara destek veririz. Bizler halkımızın zihninde, kalbinde ve yüreğinde kalıcı olmuşuz ve karar verecek olan da bu halktır. İrademizi temsil eden KCK, bu esas üzerinden bu kararı almıştır ve doğru bir karardır.
Bizim kimseden korkmak gibi bir problemimiz yok. Bizler 40 yıldır akan bir devrimin neferleriyiz. Özgürlükten başka kaybedecek bir şeyimiz yoktur bizim. Bizler vicdan ve ahlak sahibi bir hareketiz.
Halkımızda bahtiyarlık da var, üzgünlük, duygusallıkta var. Diyebiliriz ki halkımız çok acı çekti, birbirimiz ile yaşadık. Hatta açlıkta ve yoklukta ekmeğimizi paylaştık birbirimizle. Savaşta, ölümde ve sevinçte birlikte yaşadık bu halk ile. Fermanda doğan bir çocuk şimdi büyüyor, 4 yaşında. Bu yüzden hem bahtiyarlar, hem de üzgünler. Ama kendileri söylüyor, “Sizler zihnimize girdiniz, yüreğimizde yer aldınız, artık kalıcısınız” diyorlar.
Bu toprak Êzîdîlerin toprağıdır
Erdoğan, Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden oluşturmak istiyor. Bu yüzden konu sadece Kürt halkı değildir. Fars, Arap ve hatta Türk halkı da bu saldırılardan payını alacak. Ya da dinsel olarak, Hristiyan olsun, Yahudi olsun, Müslüman olsun, Şii olsun, Caferi olsun tüm halklar ve dinler bu saldırı tehlikesinin altındadır. Erdoğan tek devlet, tek dil, tek din ve tek bayrak sevdası ile bir yeni Osmanlı yaratma peşinde. Dolayısı ile diğer halklar da bu konuda uyanık olmalı.
DAİŞ’i getirip Kobanê’ye saldırttı. Kobanê’de başarıya ulaşamadı, fakat bu sefer uluslararası güçlerle bir anlaşma neticesinde bu esas üzerinden Efrîn’e saldırdı. Efrîn cennet gibi bir yerdi. Eşitlik ve özgürlük vardı, her halk ve inanç yaşamaktaydı. DAİŞ ve diğer faşist örgütlerin elbiselerini değiştirerek Efrin’e saldırtıp, onları yerleştiriyor. Efrin’de yaptığını, şimdi Şengal’de de yapmak istiyor. Êzîdî halkımızı DAİŞ’in eli ile fiziki ve siyasi soykırımdan geçirtip bitiremedi. Êzîdî halkımız kendi toprağına bağlı kaldığı için istiyor ki tekrar fiziki ve siyasi soykırımdan geçirilsin.
Bu tehlike hala var, fakat eğer Irak devleti ve diğer halklar bu halkı koruyabilse o zaman Erdoğan’ın planları çökecek. Erdoğan’ı bu saldırgan ve işgalci pozisyona getirenler diğer devletlerdir. Bu toprak Êzîdîlerin toprağıdır. Erdoğan Suriye ve Irak’ın topraklarını ilhak ediyor. Bu kararı kim veriyor, kim vermiyor önemli değil. Tüm halklar burada birleşerek bu tehlikeyi aşmalıdır.