Düsseldorf, Kürdistan tarihine adını ilk olarak Kürt siyasetçilerin yargılandığı bir davayla negatif olarak yazdırsa da, bağrından onlarca kahraman çıkaran bir kent. Hüseyin Çelebi'nin doğup büyüdüğü, Selçuk Şahan'ın gece-gündüz demeden emek verdiği, Sinan Cemgil ve Taylan Özgür Kahraman, Çekdar Botan, Lecwan Munzur, Murat Dep ve Uğur Şakar'ın her sokağına sanki birazdan karşınıza çıkacakmış gibi iz bıraktığı bu şehirde, şehit yakınları ve gaziler çocuklarının ve yoldaşlarının öncülüğünde Cumartesi günü bir yürüyüş gerçekleştiriliyor.
Kürdistan Şehit, Kayıp ve Mağdur Aileleri Kurumu'nun (KOMAW) organize ettiği yürüyüşün toplanma alanına başlama saatinden çok önce gelenler var. Bunlardan birisi Brüksel'den gelen Sultan Oğraş.
[caption id="attachment_205806" align="aligncenter" width="696"]
Sultan Oğraş Ana[/caption]
Şehit Serdar Brusk ve Sidar Beritan'ın annesi olan Oğraş, elinde kızının ve oğlunun çerçevelenmiş fotoğraflarını tutuyor. “Biz şehit anneleri ve yakınları onurlu bir barış oluncaya kadar yürüyüşümüzden asla taviz vermeyeceğiz” diyen Oğraş, konuşmasına “Faşist zihniyetin annelere yaptıklarını asla kabul etmiyoruz. Biz her zaman vardık, varız ve var olacağız” diyerek devam ediyor. Sözü Diyarbakır HDP İl Başkanlığı binası önünde oturan annelere getiren şehit annesi, “Onlar çocuklarını yanlış yerde arıyor. Samimi iseler, gidip savaşı körükleyenlerin kapısında otursunlar” diyor.
'Gücümüzü şehitlerimizden alıyoruz’
Şerife Abdullah, Rojava'nın Qamışlo kentinden. Yürüyüşe Dormagen'den katılıyor. Diğer tüm anneler gibi yöresel kıyafetler giyinmiş. Hastahaneden yeni çıktığı için ancak bir yürüteç yardımıyla yürüyebiliyor. Kardeşi Botan'ın 1990 yılında Haftanin'de şehit düştüğünü söyledikten sonra, bir dayısı ve dayısının oğlunun da şehit olduğunu belirtiyor. “Biz bütün gücümüzü onlardan alıyoruz” diyor, kınalı eliyle zafer işareti yaparken.
[caption id="attachment_205807" align="aligncenter" width="696"]
Şerife Abdullah[/caption]
Gazi Seydo, son süreçte şehit ve gazi ailelerinin, özellikle de beyaz tülbentli barış annelerinin önemli bir rol oynadığına dikkat çekiyor. “Amed'den Mexmûr'a büyük ve anlamlı bir direnişin sahibi oldular. Dolayısıyla devletin anneler üzerinden sergilediği kirli politikalar tutmadı ve tutmayacak. Kendileri de biliyor bunu” diyerek, direnen herkese selamlarını gönderiyor.
[caption id="attachment_205810" align="aligncenter" width="696"]
Gazi Seydo[/caption]
Kendisini “Diya Çetin” olarak tanıtan beyaz tülbentli anne Nusaybinli. Kardeşi Akif Doğan'ın (Mehmet Şirin Cebe) şehit olduğunu dile getirerek, “HDP önünde oturan annelere sesleniyorum. Devletin oyununa gelmesinler. Onlar anneleri kendi çıkarları için kullanıyor. Buna alet olmasınlar” diyor.
[caption id="attachment_205811" align="alignnone" width="696"]
Diya Çetin[/caption]
Zekiye Ana ise Münster'den gelmiş. Elinde oğulları Şehit Şiyar ve Şiyar Bagok ile iki akrabasının fotoğraflarının olduğu bir flama taşıyor. “Şehitlerimiz hep bizimle. Bu gün burada da onlar öncülük ediyor bize. Ben bir anne olarak çocuklarımla hep gurur duydum ve onlarla gururlanmaya devam edeceğim. Asla bir pişmanlığım yok” diye konuşuyor.
[caption id="attachment_205805" align="aligncenter" width="696"]
Zekiye Ana[/caption]
Biraz sonra polisler, taşınan şehit fotoğrafların bazılarına müdahalede bulunuyor. Anneler öfkeleniyor. “Yasak! Yasak! Yarın öbür gün adım atmamıza, nefes almamıza da karışacak mısınız?” diye soruyor Essen'den gelen Vedixa Ana.
'Bize yol gösteriyorlar'
Şehit Munzur ve Serhad'ın babası Freiburg'dan gelmiş yürüyüşe. O da çocuklarıyla her zaman gurur duyduğunu belirtiyor.
Sanatçı Amele, “Onlar bizim için kendilerini feda ettiler. Halen bize yol gösteriyorlar. Onlar bizim en kutsal değerimizdir. Sistem kutuplaştırmadan ve savaştan besleniyor. Bakın, AKP önünde oturmak ‘anayasal suç’ (!), HDP önünde ise kendileri bile gelip oturuyor. Dolayısıyla bu gerçekleri görmek gerekiyor” diye konuşuyor.
Düsseldorf Merkez Tren İstasyonu'nun biraz ilerisinde bulunan Friedrich-Ebert-Platz'da toplanan kitle, saat 13.30'da devrim şehitleri anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından yürüyüşe geçiyor. En önde savaş gazileri ve onların arkasında ellerinde kızlarının, oğullarının ve diğer yakınlarının fotoğrafları ve KOMAW flamalarıyla şehit anne-baba ve yakınları var.
“Kürdistan'da işlenen insanlık suçlarına ortak olmayınız!”, “Almanya'nın Türkiye'ye silah ticaretinin anlamı Kürt katliamı ve soykırımıdır!”, “Onurlu direniş başarı getirecek!”, “Politik darbeye karşı direniş, HDP ile dayanışma!” pankartlarının açıldığı eylemde Düsseldorf sokakları “Şehit Namirin!” sloganları ile inliyor.
'Zulüm ancak direnişle biter’
Eylemde beyaz tülbentli annelerin çokluğu dikkat çekiyor. KOMAW Eşbaşkanı Şengê Kahraman yürüyüşün başarılı geçmesi için koşturup duruyor. Bitmeyen enerjisiyle bir en önde, bir ortada, bir arkada katılımcılara güç veriyor. “Kürdistan'daki katliamlara ve kayyum politikalarına karşı alanlarda olduklarını belirten Şengê Ana, “zulüm ancak direnişle biter” diyor.
[caption id="attachment_205808" align="aligncenter" width="696"]
Şenge Kahraman[/caption]
Şehit Lecwan Munzur'un annesi Ayten Sünger de en çok koşuşturanlardan. “Amed ve Mexmûr başta olmak üzere haksızlık karşında direnen herkesi, özellikle de barış annelerini selamlıyorum. Buradaki herkes ya çocuğunu, ya kardeşini ya da başka bir yakınını şehit vermiş insanlar. Tüm gücümüzle barış için direnen annelerin yanındayız. Çocuklarımızın hayalleri gerçekleşinceye, Önderliğimiz ve zindanlardaki yoldaşlarımız özgürleşinceye kadar mücadelemiz devam edecek” diye konuşuyor.
Bağlılık yeminiyle vedalaşıyorlar
İki saat boyunca Düsseldorf'un en işlek caddelerinden geçen yürüyüş korteji, saat 15.30'da tekrar Friedrich-Ebert-Platz'a ulaştı. Burada yapılan mitingde KNK adına Maşallah Öztürk, “Şehitlerimizin canlarını feda ederek bu güne taşıdığı mücadeleye kanımızın son damlasına kadar sahip çıkacağız” diyor ve bundan sonra yapılacak tüm eylemlere güçlü katılım çağrısı yapıyor.
KON-MED Eşbaşkanı Tahir Koçer ise yaptığı konuşmada, “Çok bedel verdik, çok şehit verdik, çok eziyet gördük, ama hiç bir zaman mücadelemizi bırakmadık. Mücadelemiz gün geçtikçe büyüdü ve özgürlük hedefimize en yakın olduğumuz zamandayız artık” diye konuşuyor.
Miting bittiği halde ailelerin bir çoğu bir süre daha alanda kalmaya, sohbet etmeye devam ediyor. Sonunda ellerinde çocuklarının fotoğrafları, gözlerinde bağlılık yeminiyle birbirleriyle vedalaşıyor, alnı açık, başı dik bir şekilde çocuklarının gittiği yolu adımlamaya devam ediyorlar.