Sen, yurdu çalınmış, hayallerine el konulmuş, hayatının bütün atar damarları esir alınmış, kültürü, yaşama biçimi, kimliği gasp edilmiş, dili kesik Kürt!..

Dün, dilinle baş edebilmek için, seni zindanlara tıkıyor, cop kuşanıp karşına geçiyor, "Kurdo" diye naralanıyorlardı.

"Kürdistan yok, Kürtçe yasak!.."

Aileni, savaş esiri gibi karşına diziyor, gürlüyorlardı:

"Vahşilerin diliyle değil, medeni insanların dili Türkçe ile konuş, doyasıya konuş!.."

Zulmü, hükümdar kılmaya çalışanlar "medeni"ydi. İşkence ve öldürüm adaletleri…

Ve sen dillerini bilmiyordun. Ailenle karşılıklı bakışmakla kalıyordun.

Nobel edebiyat ödülünü de almış Britanyalı Harold Pinter, senin bu insanlık macerasını piyes (oyun) olarak yazıyor, Londra ve Washington başta olmak üzere yer yüzünün pek çok parçasında, insanlara okutuyor, sahnede seyrettiriyordu.

Seyircilerin, "yuh" sesleri, insanlık arayışına ilk ödüldü. 

Ülke çocuklarının ayaklanması ise yasak duvarını çatlatıyor, yasakçılar, yasağı sindiremeden tükürüyor, tükürdüklerini yalayıp yutuyorlardı. 

Derken, Yezid ve Muaviye kurnazlığının günümüz mirasçıları su başlarını tutunca, külhani Faşizm tedavüle giriyor, Kürdün adını yasaklamadan, varlığı "tek millet" narasıyla eritiliyor, "tek vatan" sloganıyla da yurdu inkar ediliyordu.

"Besmeleli Faşizm"di, bu. Yalan ve talan dolanbacında kanlı, karanlıktı. 

Dayanakları Irak ve Suriye'yi insan mezbahanesine çevirmiş IŞİD ve El Kaide’nin çıkıntısı El Nusra’ya uzanıyor, üslerde düğümleniyordu.

TC topraklarındaki üslerden çıkan IŞİD katil taburları Diyarbakır’da, Adana, Mersin’de Kürtleri bombalıyor, Suruç ve Ankara’da katliam yapıyor, görünen eller de suç izlerini örtüyor, görüntülerini siliyor, emir ve komuta merkezi olan asıl katilleri gizliyordu.

IŞİD katillerini himaye ve takviye ediyorlardı. Çünkü, sipariş üzere hedef Kürtlerdi.

Her neyse, sen, yüz yıldan beri onuru tekmelenen, diri diri yakılan, evladı vurulan, gelini, kızı yerde sürüklenen, ama buna rağmen yılıp teslim olmayan insanca insan…

Pazar günü seçim var.

Seçim, en azından, bir kere daha "direndim" diye bilme fırsatı, oyunun gücüyle başkaldırı günüdür.

Yüzü kirli, eli kurumuş kan karası Faşizme bir çakıl taşı attım, gücünden bir noktacık kopardım diyebilme günü…

Karşı oyla direnenlere saygı sunma.

Oy dilenmeye gelmişken, Diyarbakırsız meydanında sana, halkına, baştan başa direnişçilere söven terbiyesize, kağıt parçasına mühürlenmiş hayır cevabını verme imkanı. 

Kürtlerin başkaldırı sözü vardır: Namus günü…

Her seçim bir namus günüdür. Pazar günü (yarın), bir kere daha senin için namus günüdür, Kürt…