
DAİŞ çetelerinin saldırılarının ardından 73’üncü fermanı yaşayan ancak tüm saldırılara rağmen kutsal topraklarını terk etmeyen Êzîdîler, ağır kış koşullarının başladığı 1463 rakımlık Şengal Dağı’nda yaşama tutunmaya çalışıyor. Kenttin özgürleştirilmiş olmasına rağmen kentteki durumların geri dönüş için uygun olmamasından kaynaklı 20 bine yakın Êzîdî, ikinci kışı da derme çatma çadırlarda eksinin altına düşen hava sıcaklığında geçiriyor.
DAİŞ çetelerinin 3 Ağustos 2014’te saldırdığı Şengal kent merkezinden çıkıp dağa sığınmak zorunda kalan binlerce Êzîdî, zorlu koşullarda evlerine geri dönecekleri günü bekliyor. Saldırıların başlamasının ardından halkın büyük bir bölümü Şengal Dağı’na oradan da başta Rojava ve Güney Kürdistan olmak üzere çeşitli yerlere göç edip, kamplarda yaşamaya başladı. Ancak kendileri için kutsal gördükleri toprakları terk etmek istemeyen yaklaşık 20 bin Êzîdî, Şengal Dağı‘rda yer alan vadilerde yaşama tutunmaya ve bir süre önce özgürleştirilen kentin yeniden yaşanılır, kılınmasıyla evlerine dönmeyi bekliyor.
Derme çatma çadırlar
Dağın en doruğundan derin vadilere bakınca, binlerce çadır hemen göze çarpıyor. Çadırlarda yaşamı zorlayan temel nokta ise iyice kendisini hissettiren kış koşulları. Yüksek rakımlı dağda kimi zaman sıcaklık eksilerin altına düşerken, yağışlarla birlikte çadırların bulunduğu alanların çamura dönüşmesiyle birlikte yürümek dahi kimi zaman imkansız hale geliyor.
Yaklaşık 2 bin 500 ailenin yaşadığı çadırlarda kimi zaman bir kaç aile birlikte kalmak zorunda. Çadırların büyük bir bölümü ağır mevsim koşullarını kaldıramayacak kadar derme çatma ve ince. Bu yüzden de halkın en temel ihtiyacı ısınma gereçleri ve çadırlarla birlikte mevsim koşullarına uygun giyecekler.
Mevsim koşullarının uygun olmamasından dolayı sağlık açısından da ciddi sıkıntıların yaşanıyor. Çadırların büyük bir bölümünde elektrik sıkıntısı yaşanırken, elektrikler sadece jeneratörlerden sağlanabiliyor. Bunun için de yakıta ciddi anlamda ihtiyaç duyuluyor. Yine ısınmak için kullanılan gaz da çadırlarda ihtiyaç listesinin başını çekiyor.
Halk dayanışma bekliyor
Geçtiğimiz yıl da kış mevsimini dağda geçiren Xunaf Xelef Huseyn isimli kadın, çadırların arasına kurduğu derme çatma ocakta etrafta topladığı ağaçlarla akşam yemeğini hazırlarken, bir yandan da karşı karşıya kaldıkları zorluklara dikkat çekiyor. Çadırların kendilerini soğuktan koruyamayacağını, acilen ısınmak için gaz ve çadırlara ihtiyaçlarının olduğunu söyleyen Xelef, geçen yıl dağın DAİŞ çetelerinin kuşatması altında olduğunu anımsatarak, o koşullarda hiçbir yardım gelmeden aylarca tüm zorluklara rağmen buraları terk etmediklerini dile getirdi. Xelef, çok zor koşullarla kendilerine uzatılacak bir yardım elinin kutsal topraklara sahip çıkmak kadar anlamlı olduğuna işaret etti.
Yangınlar tehlike saçıyor
Çadırların gaz sobalarıyla ısınması yaşamı tehdit ediyor. Naylon çadırların ağırlıklı olmasından kaynaklı en ufak bir alevde çadırlar hemen yanabiliyor. Kış koşullarından dolayı sobaların kurulmasıyla birlikte çadırlarda olası yangınlar da yaşanmaya başlandı. İki gün önce dağın iç tarafındaki bir çadırda çıkan yangın sonrası çadır ve eşyalar tamamen yanarken, içerisindeki yurttaşlar canlarını zor kurtardı.
‘Halkımız kutsal topraklarına dönsün’
Qawal Xelef isimli 63 yaşındaki yurttaş ise çadırların kış soğuğunu geçirecek kadar elverişli olmadığını belirterek, dağda yaşayan halkın temel ihtiyacının mevsim koşullarına uygun çadırlar olduğunu söyledi. Xelef, tüm zorluklara rağmen buraları terk etmediklerinin altını çizerek, göç etmek zorunda kalan Êzîdî halkına da topraklarına geri dönme çağrısı yaptı.
Bu zorlu yaşama rağmen çadırlar arasında koşuşturan çocuklar, gözlerindeki umutla yaşama da renk katıyor.
HAYRİ DEMİR / DİHA/ŞENGAL