Bütün gece yıldızları sayarak ve saçlarının sayısınca insan kaybederek, yaralanarak, aç kalarak düşüyorlar yollara.

Yollara her düşen insan ile Şengal ıssızlaşıyor, insansızlaşıyor. Şengal’i terk eden kadın ve erkekler Rojava’ya, Güney’e ve oradan da Türkiye Kürdistan’ına kafileler halinde geliyorlar. Rojava’ya göç eden Êzîdî Kürtler için kurulan Newroz Kampı’nda Rojava Özerk Yönetimi’nin bütün imkansızlıklarına rağmen koordineli bir çalışma ile 100 binden fazla insana bir yaşam alanı oluşturulmuş bulunuyor. Federal Kürdistan yönetimi ise Êzîdî halkının barınması ve yaşam alanlarının sağlanması hususunda ilgisiz. Bu nedenle on binlerce kadın ve erkek Türkiye Kürdistan’ına doğru göç yollarına düşmüş bulunuyorlar.
Türkiye Sınırdan geçmeyi bekleyen 60 bin insandan bahsediliyor.
Göç yollarına düşen bir bölüm kadın ve erkek Avrupa’ya gitmek istiyor. Bunun için Avrupa’daki akraba ve dost ilişkilerini devreye sokmuş durumdalar. Bir kısmı Şengal’e dönmek istiyor. Önemli bir bölümü de yaşanan travma nedeniyle gelecek belirsizliği içinde ne yapacağını bilmiyor.
Peki çözüm ne?
Soru bir an önce yanıtını bulmak zorunda. Aksi halde geç kalmış olacağız ve yaşanmış olan travma büyümüş olacak. Travma büyümüş olacak çünkü Suriye’den Türkiye’ye göç etmiş 1 milyonu aşkın insanın örneğinden de biliyoruz ki yaşama şartları kötü. Türkiye şehirlerinin sokaklarında evsiz, çadırsız yaşayan binlerce kişi var. Fuhuşa zorlanan binlerce kadın var. Dilencileştirilen binlerce aile var. Çalışanlar için çalışma şartları kötü.
DBP-HDP Örgütleri, Belediyeleri ve halk buna çözüm bulmaya şevk ve büyük bir gayret ile çalışıyorlar.
Şengal işgalini kırmak için askeri çabaların yanında diplomatik ve siyasi çalışmalar yapılıyor. Şengal işgalinin sona ermesi, uluslararası ve bölgesel destek için göçmen Êzîdîlerin örgütlü diplomatik çalışmaların bir parçası yapılmasına acilen ihtiyaç var. Bu ancak Türkiye’ye göç edenlerin bir arada olmaları ile olabilir. Dağınık yaşam alanlarında yerleştirilmeleri örgütlü mücadele güçlerini zayıflatır. Dağınık yaşam alanları yardım için seferber olan halkın, örgütlerin ve belediyelerin organize olma şansını azaltır. Bu dağınıklık “Çok enerji ancak az iş” gibi bir olumsuzlukta yaratacaktır.
Rojava’daki Newroz Kampı’nda 100 bin kişi kalıyor. Yine Şengal çevresinde HPG ve YPG’nin koruduğu yaşam alanları var. Güneyin tamamında göç yollarına düşmüş yüz binlerce Êzîdî var. PKK’nin öngörü ve önlemleri sayesinde daha büyük bir dramın önüne geçildi. Yoksa bugün daha büyük bir dram ve insani felaket ile karşı karşıya olurduk.
Şengal’i işgal edenler ve bu yaratanlar kuşku yok ki insansızlaştırılmış bir Şengal arzuluyorlardı. Şengal insansızlaştırılsaydı Rojava ve Güney Kürdistan kuşatılmış olurdu. Rojava ve Güney kuşatılsaydı Bakur (Kuzey Kürdistan) zayıflatılmış olurdu. YPG-HPG güçlerinin öngörü ve hızlı müdahalesi sayesinde bu tehlike kısmen engellendi.  
Rojava Devrimini boğma stratejisinin bir parçası olarak kurban edilen, işgal edilen Şengal bir acı bugün. 400 bin insanın evini, toprağını terk ettiği büyük bir işgal ve katliam var. Yüzlerce insanın yollarda öldüğü bir göç yolculuğu yaşandı. Yüzlercesinin esir alınarak tecavüze, küfre ve hakarete uğradığı bir işgal yaşanıyor. YPG-HPG gerillalarının sağladığı güvenlik koridoru sayesinde yüz binlerce Êzîdî Rojava’ya göç etti. Bu koridordan yüz binlerce kadın ve erkek Duhok’a, Zaxo’ya göç etti. 60 bin insan Türkiye Kürdistanı’nın sınırına dayanmış durumda. Bugüne kadar 15 bin Êzîdî Şırnak’a oradan Mardin, Batman, Diyarbakır’a göç etti. HDP-DBP belediyeleri ve halk tarafından yardım kampanyaları yapıldı, yapılıyor. Barınma, giyinme, sağlık ve yiyecek ihtiyaçlarının temini için herkes seferber olmuş durumda. Cizre, Silopi, Uludere, Batman ve Mardin’de yaşam alanları oluşturuldu.
Ancak mevcut dağınıklık ve yasal statüsüzlük nedeniyle hastanelerde, nakillerde ve barınma hususunda sıkıntılar var. Sıkıntıların yaşanmaması için acilen bir yasal statü sağlanmalıdır. Bunun içinde bir yaşam kampı oluşturulmalıdır. Türkiye’ye göç eden bütün Êzîdîlerin barınacağı bir yaşam kampı olmadan yasal statü imkanı yok. Yine mevcut dramı dünya kamuoyuna daha iyi anlatmak ve AB, BM nezdinde girişimlerde bulunmak için resmi tek bir yaşam kampı olmazsa olmaz olarak önümüzde duruyor.
Dağınık, çok merkezli ve adressiz yaşam alanları hem dayanışma gösteren bölge halkı için “Çok enerji ama az iş” hem de Êzîdî halkı için atıl ve dağınık ve tembellik olur. Êzîdîleri siyasetsizleştirir ve asimilasyona açık hale getirir. Toplumsal ve kültürel bozulmaya kapı aralar. Bunu Suriye’den Türkiye’ye göç eden halk kitlelerinde görebiliyoruz. Êzîdî halkında benzer bir travmanın, bozulmanın ve tembelleşmenin yaşanmaması için bugünden bir yaşam kampında merkezileşmeye ihtiyaç var.
Bu bakımdan DBP Belediyelerinin öncülüğünde BM’nin ve AFAD’ın da içinde olacağı bir yaşam kampı Êzîdî Kürtlerinin yaşadığı dram ve göç olgusunun sonra ermesi için biran önce irdelenmelidir. Diplomatik ve siyasi çalışmalar için de bu acil bir ihtiyaç olarak duruyor.
Oluşturulacak tek bir yaşam kampı Şengal’e yeniden dönüşün, Şengal’de işgale karşı yürütülen direnişin güçlenmesi ve Şengal’in özgürleşmesi için önemlidir. Êzîdî Kürtlerin Türkiye Kürdistanı’na kalıcı yerleşmelerini sağlayacak, teşvik edecek çalışma ve projeler kuşku yok ki Şengal’in insansızlaştırılmasına hizmet eder. Êzîdî Kürtleri için “Özgür yaşam alanları” göç yolları, göç diyarları değildir; Şengal ve köyleridir.
 Bütün çalışma Şengal’in özgürleşmesi ve saçlarının telleri kadar çok insanını bağrına basması ve Şengal’e dönüş için olmalıdır.