13 Kasım’da özgürlük savaşçıları bir buçuk yıllık bir mücadele sonucu Şengal’i kurtardı. Şengal belki de Kürdistan’ın bir prototipi olarak özel olarak ele alınması gereken bir bölge. Şengal’in kurtarıldığı günün bir tablosunu çizmek gerekirse... Yoğun hava saldırılarının ertesi günü YBŞ, HPG, YJA- Star ve YPJ- Şengal savaşçılarının üç koldan saldırıya geçmesiyle Şengal’e girildi. Özgürlük savaşçılarının Şengal’e girmesiyle daha önce tank, top, ağır silahlar ve binlerce araç ile kamyonlarla gerillaların arkasında hazır bekleyen peşmerge güçleri Şengal’e girdi. Ve bana göre Şengal işte o zaman saldırıya uğradı. Neden mi?

Şengal’in temizlendiğini anlayan peşmergeler ve bölgesel hükümetin peşmerge bakanlığına bağlı cemaatler alalacele gerillaların kurtardığı bölgelere saldırdılar. Zaten KDP’nin bilinen bayrak hastalığı burada da baş gösterdi. Dağa, taşa, binaya tabiri caizse bir çöp kutularına bayrak bağlamadıkları kaldı. Sanki Kürdistan’ı bayrak asarak kurtaracaklar. Sonrası ‘Şengal benim’ tartışmaları. Şengal onlarındı da ondan vahşi çetelere bırakıp kaçtılar. Şengal onlarındı da ondan binlerce kadın hala pazarlarda satılıyor. Şengal onlarındı da ondan hala ölülerimiz mezarsız yatıyorlar…

Şengal ‘bizim’ derken, bir yandan da DAİŞ çetelerinin yarım bıraktığı işleri tamamlamayı da ihmal etmediler. Bir yandan çetelerin yarattığı tahribat diğer yandan koalisyon uçaklarının bombalamaları sonucu yaşanan yıkım zaten Şengal’de taş üstünde taş bırakmamışken Şengal’in kurtarılması sonrası Şengal’e giren peşmergeler de tek tük ayakta kalan evleri talan etmekle meşgul bugünlerde. Br haftadır peşmergeler Şengal’de çetelerden arta kalan halkın mallarını ve mülklerini kamyonlarla Şengal’den çıkarıyorlar. Özetle, çalıyorlar. 

Şengal’in Amud tepesine çıkan 99 virajından Şengal halkının mallarını çalan araçlardan geçilmiyor. Hava karardıktan sonra hırsızlar araçlarıyla sıraya dizilip düzenli bir şekilde Duhok’a doğru yol alıyor. Bir yandan Şengal köylerini kurtarma hamlesi devam ederken diğer yandan böylesi bir tablo. Soğuğa ve çamura rağmen topraklarını terk etmeyerek Şengal dağlarında kalan halkın dramı ve bu dramın yanından bu yoksul halkın evini soyan hırsızların oluşturduğu zincir. Caddenin sağında imkansızlıklar içinde yaşam mücadelesi veren halk ve caddenin üstünde egemenlerin çıkar savaşı. 

İnsanın içini parçalayan bu tabloyu sıradan bir hırsızlık olarak değerlendirmemek gerekiyor. Aslında KDP, Şengal’i kurtaran güçlere bir mesaj vermek istiyor bu tavırla. Bu Şengal’in kurtarılmasını sağlayan güçlerden ve Êzîdî halkından alınan bir intikamdır. Yarım bırakılan fermanın devamıdır. Şengal kurtarıldıktan sonra Şengal Dağına gelip merkeze inmeye bile cesaret etmeyerek dağın tepesinde basın açıklaması yapan Mesud Barzani, “bizden başka hiçbir askeri güç yoktur ve bayrak da olamaz” dedikten sonra, Êzîdîler çok büyük tepkiler göstererek Barzani’ye gereken cevabı vermişlerdi. Yaşanan bu talan KDP egemenliğini kabul etmeyen halka bir göz dağıdır. 

Ancak unuttukları bir şey var ki ne Şengal eski Şengal ne de Êzîdîler artık eski Êzîdîlerdir. 3 Ağustos 2014’ten sonrası kendi savunma gücünü oluşturan, iradesi olan meclisler kuran ve kadın mücadelesiyle tanışan Êzîdîler yeni bir fermana mecal vermeyecek güce ulaştı.