Sabahın ilk ışıkları Şengal dağını aydınlatırken, 4 Nisan günü 6 kadın ve çocuğun DAİŞ’in elinden kurtarıldığı haberi kampa yayılıyor. Herkesin içini büyük bir coşku ve mutluluk kaplıyor. Bu ana tanıklık etmek ve Şengal’in sevincini paylaşmak üzere kameramı alıp yola koyuluyorum. 

Karşımda kucağındaki çocukla genç annesi beliriyor. Hikayesini daha sonra öğreniyorum. Anne esir alındığı esnada çocuğuna gebeymiş, Reqa’da doğmuş, şimdi 2 yaşında. 

55 yaşındaki başka bir kadın ise DAİŞ çetelerinin insanlık dışı muamelelerine maruz kalmış, onlarca kez satılmış. 

8 ve 9 yaşlarındaki kız çocuklarının başına getirilenler tüyler ise ürpertici. Kendilerine yapılan korkunç şeyleri anlatırken elleriyle yüzlerini kapatıyorlar. 

23 yaşlarındaki kadın ise 3 yıl içerisinde defalarca satılmış ve ortaçağı aratacak tarzda muamelelere maruz kalmış. 

Bir erkek çocuğu ise konuşamaz halde şaşkın şaşkın etrafına bakınıyor ve konuşmayı unutmuşçasına el işaretleri ile cevap veriyor sorulan sorulara…

Kutsal topraklara ayak bastıktan sonra kötü rüyaların sona erdiğini, yeni bir sayfa açıldığını belirtiyorlar. Umutları var, onları koruyabilecek bir ordu ve iradelerini temsil edebilecek meclisleri var. 

Ardından Şengallilerin ‘Baxçeyê Serokatiyê’ (Önderlik Bahçesi) adını verdikleri yerde, 4 Nisan kutlamalarına geçiyoruz. Aileler kendilerini kurtaran QSD ve Şengal Direniş Birlikleri’ne (YBŞ) teşekkürlerini iletip,  “Bizi satan Barzanî, bizi kurtaran ise QSD ve YBŞ’dir” diyorlar. Tek dileklerinin özgürlüklerine kavuşacakları günün hayaliyle yaşayan DAİŞ çetelerinin elindeki esirlerin kurtarılması, bu acıların son bulması olduğunu söylüyorlar. 

DEVRİM ARJÎN AMED / ŞENGAL