PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah, Şengal’e yönelik saldırıların tüm Kürt halkına yönelik olduğunu vurgulayarak, tüm Kürt halkına sorumluluklar yüklediğini vurguladı. Şengal’in 4. kanton olacağı yönündeki iddiaları da yerinde bulmadıklarını söyleyen Abdullah, Şengal’in geleceğini Şengal halkının belirleyeceğini kaydetti.

PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah, IŞİD’in Şengal ve Güney Kürdistan’a yönelik saldırıları, buna karşı Kürt savaşçılarının verdiği mücadeleyi ve Güney Kürdistan yönetiminin Rojava’ya yönelik politikasına ilişkin ETHA’ya konuştu. Rojava devrimi ile beraber sadece IŞİD değil, birçok tarafın  Rojava ve Suriye için ortaya koydukları projeyi hedef aldığını belirten PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah, bu nedenle Rojava ve Suriye’de temsil ettikleri üçüncü alanın en önemli ayaklarından birinin de savunma olduğunun altını çizdi. PYD Eşbaşkanı, ‘’Bizim savunduğumuz 3. çizgi daha çok toplumsal kesimlerin savunulması, kurtarılmış bölgelerde insanların güvenli yaşamlarının sağlanması adına bir oluşuma dönüştü. Bizim 3. çizgi diye tabir ettiğimiz felsefe aslında bir savunma çizgisidir. Savunmadan kastım, Rojava bölgesinde yaşayan diğer etnik grupların katliamlardan kurtarılmasını ve korunmasını amaçlamaktadır’’ şeklinde ifade etti.  

Aktif savunma geliştirilmeli

Suriye’de yaşanan iç savaşın tüm halklar için yıkım getirdiğini belirten Abdullah, ‘’Yeni silahlı grupların ortaya çıkması ve bunun ardından bir katliamın yürütülmesi bu savaşın sonuçlarından biridir ve kesinlikle Suriye’ye demokratik ve siyasi bir çözüm getiremeyecektir’’ dedi. Abdullah, IŞİD’in sadece Kürtler değil, tüm bölge halkları ve inançlar için tehdit oluşturan bir örgüt haline geldiğine dikkat çekti.
Ortadoğu’nun değişim ihtiyacını vurguyalayan PYD Eşbaşkanı Abdullah, bunun Ortadoğu’nun özellikleri gözetilmeden, dış güçlerin devreye koyacağı bir projeyle gerçekleşmesinin de mümkün olmadığını söyledi.
IŞİD’in nasıl durdurulabileceği sorusuna ise Abdullah şöyle yanıt verdi: ‘’IŞİD teknik açıdan çok güçlü bir destek alıyor. IŞİD’i durdurmanın en önemli yolu, aktif bir savunma mekanizması geliştirmektir. Halk savunmasız kalsaydı, Musul’da olduğu gibi, Kobanê‘de de halk kaçacaktı. Halk bir araya gelir, bir savunma oluşturursa bütün saldırıları boşa çıkartacak bir güce sahip olur.’’

IŞİD boşluklardan yararlandı

Abdullah, IŞİD’in Irak’taki saldırılarında ise hükümet cephesinde yaşanan boşluklardan yararlandığını söyleyerek, bunun bir ayağının da merkezi hükümet ile Güney Hükümeti arasındaki ekonomik ve idari sıkıntılardan kaynaklanan boşluk olduğunu belirtti. Abdullah, Güney Hükümeti içinde yaşanan boşluğu da şöyle izah etti:  ‘’Rojava Devrimi, bütün Kürdistan parçalarını etkileyecektir. KDP’nin izlediği siyaset itibariyle ilk önce ‘Rojava’da devrim yok’ demesi, daha sonra bununla başa çıkamayıp, Rojava’da elde edilen kazanımları, Kürt halkının kazanımları gibi algılamaması, aslında Rojava’ya saldıran güçlerin işine yaradı. Rojava’ya yönelik saldırıların en yoğun olduğu dönemlerde Güney Hükümeti tarafından kapıların kapatılması, aslında bir şekilde bunların yürüttüğü saldırıların ortaklaşa olduğunu gösteriyor. IŞİD’in Rojava’da başarılı olması demek, aynı zamanda Güney Kürdistan’a ve bölge hükümetlerine karşı da tehlike oluşturacağı anlamına geliyor.’’
Abdullah, IŞİD’in Musul, Kerkük ve Xanetin’e yönelik saldırıları ardından KDP’nin de IŞİD’in Kürdistan için oluşturduğu tehdi gördüğünü söyledi.

Şengal’in sonuçları açıklanmalı

Şengal’e yönelik saldırı öncesinde önlem alınması için uyarıda bulunduklarını hatırlatan Abdullah, Şengal’deki katliamın boyutlarının halen tam olarak ortaya çıkmadığına işaret etti. Abdullah, ‘’Güney’de yaşanan katliamın sonuçları halka açıklanmıyor. Bazı sivil toplum kuruluşlarının verdiği bazı rakamlar var fakat gerçekte biz bunun ne olduğunu bilmiyoruz. Dolayısıyla Güney hükümetinin izlediği politika, halkı uyandırmayı geciktiriyor. Halkın uyanıp bir an önce diğer halklarla bölgede ittifak kurmasını ve yaşanan tehlikeye karşı birlikte savunmasını engelliyor’’ diye belirtti.

Şengal’in geleceğini halk belirleyecek
YPG’nin Şengal’i savunarak, ulusal bir görev üstlendiğini vurgulayan Abdullah, HPG’nin Şengal’e gidişinin de halkın talebi doğrultusunda olduğunun altını çizdi. ‘’Anormal olan, ulusal bir savunma görevini üstleniyorum’ diyen bir örgütün, bütün bu yaşananlar karşısında Şengal’e gitmemesidir’’ diyen Abdullah şöyle devam etti: ‘’YPG ve HPG’nin Şengal halkını katliamdan koruması ulusal bir görevdir. Şengal’in 4. kanton olacağı yönündeki iddiaları da siyasi açıdan yanlış buluyoruz. Çünkü şu an Şengal’de katliamla yüzyüze olan, geleceği belirsiz, binlerce, yüzbinlerce insan var. Dolayısıyla onları kurtarmadan, onların güvenliğini sağlamadan kalkıp, ‘4. kanton Şengal olacak’ tartışmalarına girmek siyasi açıdan ahlaksızlık olur. Şengal şu anda IŞİD’in işgali altındadır. Şengal’i IŞİD’den temizleyip, halkı Şengal’e getirdikten ve Şengal direniş birlikleri güvenliğin tamamını sağladıktan sonra Şengal halkı karar verir; kanton isterse kurar, istemezse de kurmaz.Tamamen halkın kararına, halkın iradesine kalmıştır.’’

Sınır kapıları açılmalı
PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah, Şengal’e yönelik saldırılar ardınan göç eden Êzîdî Kürtlerin durumuna da dikkat çekti. Rojava’da yardım seferberliğinin sürdürüldüğünü belirten Abdullah, Şengal’de yaşananların, Kürtler açısında ulusal bir durum olduğunu ve tüm Kürt halkının bu katliama karşı sorumlu yaklaşması gerektiğini vurguladı. Abdullah, uyarıda bulundu: ‘’Şengal’e yardım edilmezse ve Şengal halkı katliamdan kurtarılmazsa, diğer halklar da benzer katliamlara maruz kalacaktır. Kendisini demokrat ve ulusal bir parti olarak gören kurumların Şengal meselesini ulusal bir mesele olarak ele alması gerekiyor. Dolayısıyla onların da Şengal halkına karşı ulusal sorumluluğu vardır. Yardım kampanyaları dışında önemli olan bazı noktalar var; sınır kapılarının açılması ve ekonomik ticari ilişkilerin geliştirilmesi. Bunlar yapılırsa, ekonomik açıdan Rojava’ya ciddi bir şans tanınmış olacak. Çünkü yardım kampanyaları yeterli olmayabiliyor.’’



ARZU DEMİR/ETHA/QAMIŞLO