Şengal’de bir insanlık faciası yaşanıyor. Êzîdîlerin tanımıyla yeni bir ferman yaşanmaktadır. Binlerce Êzîdî öldürülmüş, binlerce kadın ve kız kaçırılmış, yüzlerce çocuk açlıktan ve susuzluktan, gündüz sıcaktan, gece soğuktan yaşamını yitirmiştir. Eğer YPG, YPJ, HPG ve YJA Star güçleri zamanında yetişmemiş olsaydı insanlık dramı daha da ağır olacaktı. Gerillaların Şengal’e ulaşmasıyla birlikte on binlerce, hatta yüz binlerce Êzîdînin yaşamı kurtarılmıştır. Tarihteki büyük kurtarma eylemlerinden biri gerçekleştirilmiştir. Eğer birkaç saatlik gecikme olsaydı bir Êzîdî soykırımı gerçekleşecekti.
Şengal’de büyük bir insanlık trajedisi yaşanırken, Birleşmiş Milletler ve İnsan Hakları Örgütleri bir ses çıkarmamaktadır. Ya da olayın ciddiyeti kadar bir açıklama ve yaklaşım görülmemektedir. Yine sıra Kürtlere geldiğinde insan hakları, hak, adalet, evrensel değerler bir tarafa itilmektedir. Dünyanın başka yerlerinde insan hakları ve evrensel değerlerden söz edilirken sıra Ortadoğu ve özellikle Kürtlere geldiğinde buz gibi soğuk çıkarlar esas alınmaktadır. Ne yazıktır ki bu bir daha görülmüştür. Bu gerçeklik, kapitalizmin nasıl bir insanlık dışı sistem olduğunu gözler önüne sermektedir. Kapitalizmde manevi değer yoktur. Sadece birey vardır. Bu birey de toplumuna karşı sorumluluk duymayan, ben kendi çıkarıma bakarım diyen bir bireydir.
Kapitalizm, insanlık ve toplum çıkarı diye bir şeyi dikkate almadığı gibi, tüm insanları da hiçbir değere sahip çıkmayan hale getirmiştir. Kapitalizm değersizliktir. Kapitalizm bireyi, değeri olmayan insandır. Tek değeri tüketmektir. Kapitalizmde manevi ve moral olarak iyi ve kötü yoktur, kapitalizmde iyi marka, kötü marka vardır. Tüketilenin iyi ve kötü kalitesi vardır. Kapitalizmde iyi olan, iyi arabadır, iyi bilgisayardır, iyi telefondur, bilinen marka elbise ve giyim eşyasıdır. Kapitalizmde insanlar bunun için mücadele etmektedir. Yaşam enerjilerini buna hasretmektedirler. Bu da tabii ki insanlık için çürüme ve bitme demektir. Kürt Halk Önderi bu nedenle kapitalizm kanserojen toplumdur demiştir. Hatta kapitalizmin toplumu yoktur. Bireylerden oluşmuş yığın vardır. ‘De classe’ bireylerden oluşan da ‘de classe’ topluluk vardır. Bu topluluklar kutsal kitapta tanrının gazabına uğrayan Sodom ve Gomore haline gelmişlerdir. Kapitalizm toplumu tanrının lanetine uğrayan topluluklar gibidir. Bu anlaşılmadan ne Güney Kürdistan'da peşmergenin direnmeyen karakterini, ne de Şengal’deki insanlık trajedisine sessiz kalan Birleşmiş Milletler ve insan hakları kuruluşlarını anlayabiliriz.
Halbuki Ezıdiler tüm dünyanın koruması gereken topluluklardır. Eğer Birleşmiş Milletler bazı tarihi eserleri koruma altına alıyorsa, bazı inanç ve kültürlerin de korunmaya alınması gerekir. Ezıdiler bugün dünyada birinci derecede korunması gereken topluluktur. Sadece Kürtlere değil, insanlığa miras kalmış kültürel inançtır. Hatta insanlığın kök kültürlerinden biri Êzîdî kültürüdür. Kürtler, insanlığın kültürel olarak kök hücresiyken, Êzîdî Kürtler bu kök hücrenin de kökü durumundadırlar. Dolayısıyla Şengal’i savunmak insanlığın kök hücresini savunmaktır. Tabii ki Ezıdileri savunmadan Kürtler onurunu, namusunu ve kendi kültürlerini de koruyamazlar.
Kuşkusuz Şengal KDP’nin namusudur. Çünkü KDP bölgesindeydi. Eğer bir namus koruma varsa Şengal’i korumakla namus korunur ve kurtarılır. Şengal bir toprak parçası ya da bir toprak kaybetme olarak görülemez. Şengal korunmadan KDP, KDP’liler nasıl onurumuzu ve namusumuzu koruduk diyebilir. Bu tabii ki bütün Kürtler için geçerlidir. Şengal’i kurtarmayan Kürtlerin de özgür ve demokratik direnci zayıflar. Şengal gibi onur ve namus olan bir yeri korumayanlar başka değerlerini de koruyamazlar. Bu nedenle Kürtler Şengal’in anlamını iyi görmelidirler. Bunu anlamayanlar çok şey kaybederler. Bu nedenle Şengal’i anlamak, Kürdün onur ve namusunu anlamak, özgürlüğünü anlamaktır.
Kürdistan Özgürlük Hareketi bu gerçekliği bildiğinden önceden beri Ezıdiler konusunda çok hassastır. Kürt Halk Önderi zaten her fırsatta Özgürlük Hareketi'ne Ezıdileri koruyun talimatı vermiştir. Musul işgalinden önce bile Êzîdîleri korumak için Şengal’de mutlaka bir Şengal Savunma Hattı oluşturun dediğini biliyoruz. Bugün IŞİD’in saldırdığı tüm alanları korumak için savunma güçleri oluşturun demiştir. Kürt Halk Önderi’nin sürekli Ulusal Konsey için çağrıda bulunması da bu temelde gerçekleşiyordu. Tüm gelişmeler Kürt Halk Önderi’nin büyük siyasi öngörüsünün kanıtıdır. Neden Kürt Halk Önderi sıfatını aldığı da böylece bir daha anlaşılmaktadır.
Şengal’de şu anda YPG,  YPJ, HPG ve YJA Star gerillaları savaşmaktadır. Şengal dağı önemli düzeyde kontrol altına alınmıştır. Gerilla güçleri mutlaka Şengal’i kontrol altına alacaktır. Çünkü Şengal bir onur ve namus savaşıdır. Öte yandan Şengal’i kaybetmek Başur’u ve Rojava’yı kaybetmektir. Şengal’i koruyamayanlar Başur ve Rojava Kürdistan'ı da koruyamazlar. Bu açıdan Gerillalar ve peşmergeler ortak savunma gücüyle Şengal’i mutlaka savunup kurtarmalıdırlar.
Şengal’de direniş olmasaydı bugün Şengal’deki trajedi bile konuşulmayacaktı. IŞİD’in zaferi ve IŞİD’li Ortadoğu konuşulacaktı. Şengal’de IŞİD’in durdurulması IŞİD için sonun başlangıcı olacaktır, olmuştur. Bu açıdan Şengal’deki direniş çok önemlidir. Şengal’e açılan kapı olan Rabia’nın kontrol edilmesi çok önemlidir. Bu nedenle IŞİD günlerdir Rabia’ya yüklenmektedir. Hala Rabia ve Şengal direnişinin anlamı tam anlaşılmamıştır. Öte yandan orada yürütülen direniş stratejiktir ve kutsaldır. Bu açıdan buradaki direnişe tüm Kürtlerin katılması önemlidir. Başta Rojava olmak üzere birçok yerde bu alana gençler akın  edebilirler.
Şengal gibi Maxmur da KDP'nin ve Peşmerge’nin kontrolünde bir bölgedir. Maxmur’da şimdiye kadar  Birleşmiş Milletler bayrağı vardı, KDP bayrağı vardı. Resmi olarak Birleşmiş Milletler ve KDP’nin korumasında olan bir kamptı. Zaten mülteci kampıydı. Ancak IŞİD’in Maxmur kampına dayanmasına, hatta bazı mahallelere girmesine rağmen Birleşmiş Milletler hiçbir ses çıkarmamıştır. Aslında Maxmur kampında Birleşmiş Milletler çökmüştür. Halbuki böyle bir kampa müdahale ve saldırı tüm  Birleşmiş Milletler üyelerine yapılmış saldırıdır. Birleşmiş Milletlerin koruması altındaki kampların güvencede olmadığı görülmüştür. Maxmur kampı Birleşmiş Milletlerin hiçbir desteği olmadan kendi olanaklarıyla güvenli alanlara çekilmiştir. Şu anda Ranya’nın yakınlarında bir yere kamp kurmaya çalışmaktadırlar. KDP ise Şengal gibi  burayı da namusu ve onuru olarak görüp öncelikli olarak savunması gerekirken burayı da  savunmamıştır. Ancak amiyane deyimle yumurta kapıya dayandıktan sonra bir savunma hattı kurmaya çalışmıştır. Kuşkusuz bu da önemlidir.
Tüm bu gerçekler Güney için bir gerçekliği ortaya çıkarmıştır. Kapitalizmin maddiyatçılığı, tüketim hırsı toplumu çürütmekte, manevi değerlerden koparmaktadır. Vatan, onur, namus, özgürlük, iyi ve kötü değerler tüketim toplumunun maddiyatçılığı ortamında yok olmaktadır. Sorun, peşmergenin direnmemesinden öte bir durumdur. Direnişçi kültürün kalmaması bir sonuçtur. Kapitalizmin toplumun ruhunu almasının sonucudur. Kapitalizmin girdiği yerde maneviyat ve ruh bitmektedir; değerler bitmektedir. Değersiz, maneviyatsız, ruhsuz bir toplum ve birey kalmaktadır.
Ortaya çıkmıştır ki, Güney’in milyar dolarları, Türkiye'den alınan mallar Türkiye’yi zengin ederken, Güney Kürdistan'ın ruhu çalınmıştır. Tüketim peşinde koşan, ruhsuz, toplumsallık ve toplum değerlerinden kopmuş bir insan yığını kalmıştır.
Öyle ki milyarlarca dolarla Türkiye’yi zengin ederken, silahlarımız yok demesi de ayrıca irdelenmesi gerekir. Kuşkusuz KDP’nin gerillalardan katbekat üstün silah gücü vardır. Silahımız yoktu denilmesi, Güney Kürdistan'daki maddiyatçılık ve tüketim toplumunun yarattığı ruhsuzluğu örtmek için söylenmektedir. Kaldı ki az yenip içilseydi Türkiye’yi zengin eden milyar dolarlarla her türlü silah alınırdı.
 Tüm bu gerçeklikler Güney Kürdistan'daki toplumsal ve siyasal durumun çok fazla irdelenmesini gerektirmektedir.