Mangadan dışarı baktı. Hırçın kıştan geriye nemli bir rüzgar vardı. Kaç mevsim geçti bu diyarlardan dedi. Koskoca beş ay kalmıştı bu küçük üslenmede. Başını kardan çıkartıp etrafını sözen Sincap’ı gördü. Sonbahar’dan kalma kuru otlara koştu sincap. Bahar’ın gelişini oda hissetmişti. Kar hala kefen beyazlığıyla her tarafı sarmıştı. Yağan yağmur ve esen rüzgar karın etkisini tamamıyla kırmamıştı. O yalnızdır dedi. Beyazdı Sincap ama genede saklanması gerekiyordu. Etrafta kim bilir hangi Baykuş ya da Teyrên Baz pusuda bekliyordu. Sincap’ın hareketlerine ve kendisini koruma reflekslerini uzun uzun inceledi. Mavi gözlü Sincap’ın kirpikleri griydi. Her yer değişiminden önce fırtına gibi etrafına bakınır eğer bir tehlike görmüyorsa yeni bir hamle yapardı. Kendini koruma güdüsü bir Sincap’ta bu kadar gelişkinse dedi o zaman bizim ondan daha çok dikkat etmemiz gerekiyor.   

Yanındaki arkadaşlarınıda düşünerek hazırlık yapmıştı. Alışılmış bir durum. Bu yolun yolcuları her yeni güne hazırlanarak girerler. Her anın hesabını yapmazsan boş yaşarsın derdi arkadaşlarına. Öyle yaşamalıyız ve ancak öyle yaşarsak başarırız. Uzun bir zaman dilimiydi. ‘Ben okundukça kitap, sen okudukça insan olursun’ der gibi bu zamanı değerlendirmişti. Baharla buluşmak an meselesi. Sadece baharda değil, yüreği bizimle atanlara doğru yol alacağız dedi. Küçüklük hayaliydi. Bu yola yoldaş olacaktı.

Daha 15 yaşındayken yüksek dereceli puanlarla sınavları geçmişti. Herkes onun için farklı planlar yapıyordu. Bunada pek yabancı değildi. Kişinin kendisi dışında, herkes onun için birşeyler düşünüyor. Hatta kiminle evleneceğinin planları dahi hazırdır. Oysaki yüreği farklı atıyordu. Hararetli bir tartışmacıydı. Orta okuldayken Yurtsever gençlik çalışmasını yapıyordu. Benim yorucu bir ailem var dedi. Kimin ki yorucu değil diye bir ses yükseldi. Doğrudur ama benim ki çok fazla üzerime düşüyor gibi geliyor bana. Ben yapmazsam sen yapmazsan nasıl yol alacağız dedi. Yıllardır anlatıyorum ama anlamamak için ne gerekiyorsa yapıyor bizimkiler. Bide sen buralarda daha çok verimli olabilirsin diyorlar. Hani ben gözümle görmezsem inanırım. Buralarda yararlı olursun derken verdiği örneklerde eyvallah ettiriyor.

Kararını vermişti. Anı bekliyordu. Uzun uzun kendisiyle konuştu. Zorlu bir dönemdi. Güneşe eller uzanmıştı. Kime dokunsan ağlayacaktı. Herkesten birşeyler gidiyor dedi. Ne gidiyor diye bir ses geldi. Kış gidiyor kış. Yağmurla beraber ılık rüzgar kapıya dayamıştı kendisini. Sesli konuşmuştu ve arkadaşları duymuştu ne anlattığını.

O Sincap’ı seyrederken birden ‘Bizler sizin bitmez tükenmez emek ve çabalarınıza karşılık canımızı bile versek yeterli değildir. Keşke canımızdan başka verecek şeylerimiz olsaydı’ diyen şehid yoldaşı Zilan aklına geldi. Bide ülkede erken gelen bahar. Bedenler baharın gelişini hızlandırmak için hücre hücre büyük bir mücadele veriyor. Vücudun kendisine karşı savaşı ancak bu kadar hissedilebilinir. Beyinle beden arasındaki savaşta irade başarılı olmuştu. Güneşin ışınları öyle bir irade yaratmış tüm vücudu esir alıyor. Hani direniş demiştik ya. Bitmemesi gereken ve her an bedendeki kromozonların savaşı gibi. Yavaşça yanına sokulan arkadaşı bizim savaşımız hiç bitmediki dedi. Amansız bir dağın dibindeyiz. Bu baharda leyleklerle birlikte her tarafa uçacağız ve her yerde yuva kuracağız. Kışın sessizliğini kıracağız. Bahar suları gibi çoğalıp her tarafa gizemleri taşıyacağız. Güneşle buluşacağız.