Partiya Karkerên Kurdistan (PKK), adı üstünde bir siyasi partidir. Programı ve faaliyet felsefesiyle, ulusal kurtuluş savaşını temel alan ve bu doğrultuda yürüyen…

PKK, eyleme dönüşen bu programıyla, halkından kabul ve destek görmüş, büyüyerek, Kuzey Kürdistan’da tek güç olmuş, siyasal ve sosyal hayatın nabzını avucuna almıştır.

PKK’nin etkinliğinden sonra, Türk devleti, “tabansız, desteksiz, ayağı yerden kesik” işgalci sömürge gücü niteliğine bürünmüş, rejimin partileri de ortalıktan silinmiştir. 

TC’nin “siyasi temsilcisi”, korku gücünün sivil dayanağı olmaya çalışan AKP de erimiş, oy tabanı polisler, askerler, batıdan gelmiş sivil memurlarla, bir kısım korucular, çeşitli yol ve yöntemle rejimden geçinen, ancak halk arasında “kiralıklar” diye tabir edilen kesimlerle sınırlı kalmıştır.

AKP, son seçimde Kürdistan’ın büyük çoğunluğunda atılmış, milletvekili bile çıkaramamıştır.

Buna karşılık, PKK’nin kitle tabanıyla uyum sağlayabilen siyasi partiler tutunmuş ve kurumlaşmışlardır. Şu an etkin olan örgüt, HDP’dir.

HDP’nin oy tabanı, PKK kitlesidir. Açık deyişle HDP, PKK’nin kopardığı sosyal fırtına tabanına oturmuş, orada kitle tabanını bulmuştur.

Bu bir gerçektir.

Ancak aralarında, hiç bir maddi ilmik, kurumsal bağ ve bağlantının olmaması da öteki gerçektir. Yasalar gereği, olması da mümkün değildir. 

Çünkü, PKK sisteme başkaldıran harekettir. Silah gücüyle itiraz eden…

HDP ise Türk yasalarına uygun kurulmuş ve TC genelinde alacağı oyla, sistemin iktidarı olmayı amaçlayan bir siyasi partidir.

Kısacası PKK, HDP’nin çocuğu değildir. Kürdistan’da başkaldıranların kadim sesidir.

Bu hakikat düzleminde, HDP’nin PKK’ye talimat vermesi, emirle hizaya getirmesi mümkün değildir.

Birilerinin, öyle bir beklenti ile HDP’nin kapısına dayanıp, “PKK yönetimine söyle, silah teslim etsin” demesi için AKP’li veya onun trolleri zekalı olmak gerekir.

Çünkü HDP, bambaşka bir yapılanmadır. Talimat verecek konumu, yetkisi, dahası aralarında böylesi bir hatır, gönül hukuku da yoktur.

Ama AKP büyükleriyle, trol çeteleri, başlatılmış topyekün savaşın gerekçelerini sıralarken, sanki HDP, “parlamentoya girersem, PKK’ye terörist diyeceğim, sonra elinden silahı alıp size teslim edeceğim” sözü vermiş gibi yapıp, “seçim barajını aştıkları halde, PKK’nin silahlarını teslim etmediler” diyorlardı.

Tam AKP’ye göre mugalataydı, bu.

Oysa, daha dünkü Avrupa ve Amerikan gazeteleri, topyekün savaşı bir kere daha IŞİD’e destek olarak açıklıyorlardı.

Kürtlerin teröristliğine gelince; ülke hırsızı değildi, onlar. Hak, hukuk, özgürlükçü gaspçıları da değildi…

Bunu yapan teröristler belli ve onlar bugün İslamo Faşizmin (IŞİD) suç ortaklarıydı.

Kaldı ki, TC’nin bütün sistemi, yıllardır Kürtler ve çocuklarına sövgü niyetine, terörist diyor. Diyor da ne oldu. HDP, kendi ayağına kurşun sıkıp onlara katılsa ne değişir?..

Ha, AKP aklı bebek, doğa katliamıyla başlayan savaşı haklı göstermek için, “Recebimize seni başkan yapmayacağız dediler” diyorlar.

Trol kafa bu…

Recepleri, sanki Olimpos’un ilahı. Türk halkı da Olimpos’un eteklerinde tutunan “Reaya” (insan sürüsü)…

İlahın ayağına çelme takılmış ve yalaka, yalama tapıcıları olan “Reaya” da savaş ilan ediyor.

Bu akıl ve feraset (zeka) yer yüzünde kimseye uymaz, Kürtlerin, Receplerinin Başkan Baba olmasının yolunu tıkaması savaş sebebiydi. Çağımızda, bir halkın böyle cezalandırılması, Faşizmin yeni açılımı olmalıydı.

Kürtler arasından seçilip kiralanıp ekrana sürülen Trol, Kürt halkına uçaklar, helikopter, tank ve toplarla taaruzun nedenini böyle açılıyordu:

“Recep Tayyip, seni başkan yapmayacağız!..”