“Siyah güzeldir” dediği için öldürüldü Steve Biko. Ve “kendinize neden siyah diyorsunuz? Daha çok kahverengiye benziyorsunuz” diyen bir hakime “siz kendinize neden beyaz diyorsunuz? Renginiz daha çok pembeye çalıyor” dediği için.
12 Eylül 1977 günü Pretoria Cezaevinde 24 gündür gördüğü işkenceler sonucunda hayata gözlerini yuman Steve Biko, henüz 31 yaşında sadece siyah hak mücadelesi değil ezilen tüm halkların mücadelesini etkileyecek büyük bir miras bırakmıştı. O güne kadar hiçbir siyah, beyazları değil, siyahları değiştirmeyi en büyük öncelik olarak tanımamıştı.
“Ezenlerin en büyük silahı ezilenlerin zihniyetidir” diyen Biko, kısa süren mücadelesi boyunca çevredeki egemen sistemin egemenliği kabul eden, ona göre yaşayan siyahlardan kaynağını aldığını söyleyecek kadar cesurdu. Herkesi özgürlüğü konusunda sorumlu tutuyordu Biko. Ezenleri değil, ezilenleri sivri bir dille suçluyordu.
Ezilenlerin kaybetmesi için her şeyden önce siyahların onları ezilen konumuna sokan tüm değerler sistemini, sosyal yapıları, düşünceleri reddetmesi gerektiğini söyleyen Biko, sadece Güney Afrika’da değil dünyadaki siyah hak hareketi ve ezilen halkların mücadelelerini etkiledi.
Biko ölümünün üzerinden 36 yıl geçmesine rağmen halen Güney Afrika mücadelesinde bıraktığı izle ilk günkü gibi anılıyor.
HAYATI
Bantu Stephen Biko, ülkenin doğusundaki Tylden kafasında 18 Aralık 1946 günü dünyaya geldi. Babası Mzingayi Mathew bir memurdu. Annesi Alive Mamcete Biko ise çevredeki beyazların çiftliklerinde gündeliğe giderdi. Henüz 4 yaşında babasını kaybeden Biko, annesi ve üç kardeşiyle birlikte zorlu bir hayat serüvenine atıldı.
Biko okulda son derece başarılı bir öğrenciydi. 1964 yılında Alice şehrindeki ünlü Lovedale Lisesine kabul edilen Biko daha sonra bu okuldan siyah hakları konusundaki siyasi görüşleri ve ağabeyinin Azanya Halkı Kurtuluş Ordusu üyeliğinden tutuklanması nedeniyle atıldı. Biko daha sonra Mariannhill’deki St Francis Kolejini bitirdi.
1968 yılında Natal Tıp Fakültesine giren Biko burada ilk iş olarak Güney Afrika Öğrenci Örgütü’nü (SASO) kurdu. Örgütün ilk başkanı olan Biko aynı zamanda Dünya Hıristiyan Öğrenci Federasyonuna da üyelik yaptı.
1970’lerin ilk yıllarında Biko, Durban ayaklanmasının önemli isimlerinden biriydi. 1972’de okuldan atılan Biko, Siyah Halklar Konvansiyonunun onursal başkanı oldu. Şehir şehir gezerek siyahlarla toplantılar yapan Biko hakkında 1973 yılında izolasyon kararı verildi. Güney Afrika rejimi tarafından alınan kararla Biko’nun kamuoyuna fikirlerini açıklaması, konuşma yapması, yazı yazması tamamen yasaklandı. Bununla da kalmayan rejim daha sonra tüm Güney Afrikalılar için Biko’nun konuşmalarından yazılı ya da sözlü alıntı yapılmasını da yasakladı.
Biko yasaklandığı zaman öncülüğündeki hareket sadece Doğu Cape bölgesi ile sınırlıydı. Ancak yasaklanmadan sonra ünü kısa sürede tüm ülkeye yayıldı. Biko ve Siyahi Bilinç Hareketi 1976 yılındaki Soweto ayaklanmasının arkasındaki figürlerdi. Soweto’daki öğrenciler arasında büyük taraftar bulan hareketin 16 Haziran 1976’da bastırılmasının ardından Biko artık Güney Afrika rejiminin hedefi haline gelmişti.
18 Ağustos 1977 günü Biko, Port Elizabeth’te bir yol kontrolü sırasında gözaltına alındı. İlk olarak bu şehirdeki Sanlam Karakoluna götürülen Biko burada 22 saat boyunca işkence gördü ve bilincini kaybetmiş bir şekilde hücresinin penceresinin demir parmaklıklarına zincirlendi. Ardından Walmer Karakolunda polisler tarafından ağır bir şekilde işkence edilen Biko, burada komaya girdi, bir daha da kendine gelemedi.
Biko komaya girmesine rağmen 11 Eylül 1977 günü bir jipin arkasına çıplak ve elleri bağlı bir şekilde yüklenerek 1100 kilometre ötedeki Pretoria Cezaevine nakledildi. Biko Pretoria’ya getirildiğinde artık ölmek üzereydi. Birkaç saat sonra da hayata gözlerini yumdu.
Biko’nun ölümünün ardından Apartheidt rejimi, ölümün 1 hafta süren açlık grevi sonucunda gerçekleştiğini duyurdu. Ancak Biko’ya yapılan otopside, kafası ve vücudunun değişik yerlerinde darp izlerine, beyninde ise kanamaya işaret ediyordu. Otopsi raporu Biko’nun yakın arkadaşı Helen Zille tarafından ele geçirilerek kamuoyuna açıklandı.
Biko’nun fikirleri yaşadığı süreçte sadece Güney Afrika’da değil, Avrupa ve ABD’de de çok sayıda taraftar bulmuştu. Cenazesine katılan 25 bin kişinin arasında ABD ve Avrupa ülkelerinin büyükelçileri de bulunuyordu.
Cenazesinden hemen önce Güney Afrikalı beyaz gazeteci Donald Woods, Biko’nun cesedinin fotoğraflarını çekerek tüm işkence izlerini belgeledi. Bu fotoğrafların yayınlanması daha sonra otopsi raporunun açığa çıkarak Biko’nun işkence sonucu öldürüldüğünün anlaşılmasında önemli bir etken oldu.
1978 yılında 15 gün süren bir yargılama sonucunda Biko’ya işkence ederek öldüren polis memurları görgü tanığı olmadığı gerekçesiyle beraat etti. 28 Temmuz 1979’da ise Güney Afrika hükümeti ailesine 78 bin Dolar tazminat ödeyerek Biko cinayetindeki sorumluluğu üstlendi. Ancak polis memurları yine yargılanmadı.
Biko’yu öldüren beş polis Apartheid rejiminin yıkılmasının ardından Güney Afrika Hakikatleri Araştırma Komisyonuna itirafta bulunarak genel aftan yararlanmak için başvurdu. Uzun süren bir incelemenin ardından af başvuruları reddedilen polis memurları 2003 yılındaki yargılamadan da zaman aşımından beraat etti.
MİRASI
Biko ile ünlü sosyolog ve düşünür Frantz Fanon arasında ciddi paralellikler bulunuyor. Fanon da Biko da tıp öğrencileriydi. Fiziksel farklılıkları değil, zihinsel farklıları önemsediler. Biko’nun Fanon’un yazılarından oldukça etkilendiği ve onu Güney Afrika hareketine uyarladığı ifade edilir.
Hiçbir zaman bir Afrika Ulusal Kongresi üyesi olmayan, silahlı mücadeleyi benimsemeyen Biko, Güney Afrika’da tartışmalı bir figür olagelmiştir. 1994 yılında Apartheid rejiminin yıkılmasında Biko ve onun oluşturduğu Siyah Bilinç Hareketinin etkisinin oldukça az olduğu düşünülegelmiş ve devrim ANC’nin zaferi olarak lanse edilmişti.
Hala da birçok ANC yetkilisi Biko’nun felsefesini Güney Afrika mücadelesi açısından “alakasız” bulduğunu ifade eder. Ancak bu yetkililerinin tümü Güney Afrika’da 2004 yılında yapılan Yüzyılın en büyük 100 Afrikalısı listesinde Biko’nun 13’üncü sırada seçilmesine şaşırmış olmalı.
Biko’nun hiçbir siyasal hareketi temsil etmemesinden hareket eden Güney Afrikalı akademisyen Andile Mngxitama, bugün Biko’nun hayatta olması durumunda muhtemelen hükümete karşı yürüyüşleri organize eden bir eylemci olacağını söylüyor. ANC yetkililerinin de Biko’dan pek hazzetmemelerinin nedeni belki de bunun gerçek olabileceğine inanmaları.
Biko bugün King William şehrindeki şehir mezarlığında yatıyor. Onun mirası ise dünyanın dört bir yanında egemenlere karşı verilen mücadelede yaşıyor.
SERDAR EROÐLU: Siyah Güzeldir!