Serêkaniyê'den Kabil'e değişmeyen alçaklık

Meral ÇİÇEK yazdı —

10 Ağustos 2021 Salı - 23:00

  • Afganistan’da olup bitenler ne kadar da Serêkaniyê ve Girê Spî işgal süreçlerine benziyor! Hatta Washington'un planlarında Kabil havaalanının kontrolünü AKP-MHP rejimine verip böylece faşist TC'yi ileri karakol olarak Orta Asya'ya yerleştirmektir.

ABD bundan 20 yıl önce Taliban rejimini devirmek adına Afganistan müdahalesini, daha doğrusu işgalini başlattı. 200 bine yakın insanın ölümüne yol açan bu savaşının adını 'Kalıcı Özgürlük Harekatı' taktı.

Washington’un 'kalıcı özgürlük’ten ne anladığı ise geçen yılın Şubat ayında daha net anlaşıldı. Zira sözde rejimine son vermek için bunca senedir savaş yürüttüğü Taliban’ı yeniden iktidara getirecek süreci resmen başlatmış oldu.

Katar’ın başkentinde Taliban adına kurucularından Molla Abdulgani Baradar, ABD hükümetini temsilen ise Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Halilzad 'barış anlaşmasını' imzaladı. Kendisi de Afgan olan ABD diplomatı Halilzad, Kürtler için James Jeffrey neyse Afganlar için odur. 

Afganistan’da son bir buçuk yılda olup bitenlerin Kürdistan, daha doğrusu Rojava ile benzerliği bununla sınırlı değil. Şöyle ki ABD, Kabil hükümetinin iradesine rağmen, hatta şantajvari yöntemlerle Taliban ile anlaştı, son 20 yılda yürütülen operasyonlarda yakalanan en azılı üyelerinin tek tek cezaevinden salınmasını sağladı.

Uluslararası koalisyon güçleri Mayıs itibariyle hızla ülkeden çekilirken, kukla hükümeti de olsa sonuçta hükümet olan Kabil yönetimi ABD’nin ön gördüğü koşullar doğrultusunda, resmi güçlere karşı saldırılarını yoğunlaştıran Taliban ile 'barışmaya' zorlanıyor. 

Tercüme edecek olursak: Düne kadar gayrimeşru görülen Taliban’a bizzat ABD tarafından ülkeyi yeniden işgal etme ortamı sağlanıyor, hükümete bu baskı ile kabul ettiriliyor ve böylece bütün dünyanın gözleri önünde halklar açısından korkunç bir duruma yol açılıyor.

Sadece sözde barış anlaşmasının imzalanmasından bu yana geçen süreçte, savaşın hiçbir aşamasında olmadığı kadar sivil insan katledildi. Özellikle de kadınlar, gazeteciler, hukukçular ve insan hakları savunucularına yönelik suikastlar yoğun artış gösterdi. Sırf 2021’in ilk üç ayında resmi rakamlara göre en az 573 sivil öldürüldü, 1783 sivil yaralandı.

Taliban tek tek Afganistan’daki şehirleri düşürüyor. En son geçtiğimiz günlerde ülkenin kuzeyindeki Kunduz vilayetinin kontrolü ele geçirildi. Alman ordusunun yıllardır üslendiği bu bölgeden çekilmesiyle birlikte Taliban vilayeti kuşatmaya başlamıştı. 

Şu anda çeyrek milyon Afgan göç yollarında ülkesinden kaçarken, 2001’den sonra Avrupa devletlerine iltica edenler 'mesele artık çözüldü' denerek sınırdışı ediliyor. 

İşin özüne bakıldığında şu anda Afganistan’da olup bitenler ne kadar da Serêkaniyê ve Girê Spî işgal süreçlerine benziyor! Hatta Washington'un planlarında Kabil havaalanının kontrolünü AKP-MHP rejimine verip böylece faşist TC'yi ileri karakol olarak Orta Asya'ya yerleştirmektir. Yani Rojava ve Kuzey Doğu Suriye'de olduğu gibi Afganistan'da da TC eliyle İslamcı çete güçlerini kendi denetiminde tutmayı amaçlıyor.

Yıllardır kendi müttefiki olduğuna inandırdığı Afganistan hükümetine karşı bu amaçla izlediği 'ölümü gösterip sıtmaya razı etme' politikası başta Almanya olmak üzere diğer NATO devletleri tarafından tamamlanıyor. 

NATO, dün açıklama yapıp şaka gibi Taliban’ı işgal saldırılarına son vermeye çağırdı, mevcut gelişmeler karşısında "derin kaygı" yaşadığını ifade etti! Güya Taliban’ın siyasi sürece dahil olmamaları ve ülkeyi şiddetle fethetmeye çalışmaları durumunda devletlerarası topluluk onları asla tanımayacağını anlaması gerekiyormuş. Ne kadar da tanıdık bir alçaklık, bir ikiyüzlülük! Hani TC’ye de Efrîn ve Serêkaniyê ile Girê Spî’yi işgal sürecinde Batı devletlerince çağrılar yapılmıştı, 'kaygılar' ifade edilmişti ya. 

Afganistan, 150 yıldan beri küresel hegemon güçlerin iktidar savaşında işgal tahtası olarak ele alınıyor. Önce İngiliz ile Rus imparatorlukları savaşında tampon bölgesi işlevini gördü, ardından 1979’dan itibaren Sovyet güçlerle ABD, Suudi Arabistan ve Pakistan destekli Mücahitler arasında 10 yıl sürecek olan vekalet savaşı yürütüldü. 2001’de ise ABD önceliğindeki NATO işgal savaşı başladı. 

Afganistan'da barış, istikrar, huzur, özgürlük ve demokrasi içinde bir yaşamı düşleyenler açısından mevcut gelişmeler çok ağır. Bunun anlamını en iyi Kürtler hissedebilir. 2014'te DAİŞ Kobanê'yi işgal ettiğinde Afganistan'ın 6 eyaletinde insanlar meydanlara çıkıp Kürt halkı ile dayanıştı. Bu anlamlı desteği bugün biz de Afgan halkına gösterebilmeliyiz. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.