Serêkaniyê'den Esad rejimi ve silahlı çete grupları arasında başlayan sonrasında ise çetelerin, YPG'ye saldırmasıyla yaşanan çatışmalardan kaçan binlerce kişi, Ceylanpınar'a göç etti. Evlerine dönemeyen binlerce Serekaniyêli, zor koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Serêkaniyeli Eyşe Abdulkadir, "Biz çetelere, Esad rejimine inanmıyor ve güvenmiyoruz. Oradaki bütün evler, işyerleri talan edildi. Görülmemiş katliamlarla insanları öldürdüler. Çocuklarımız burada bile korkudan uyuyamıyor" dedi.

Türkiye'den Serêkaniyê kentine giren silahlı çetelere, Esad güçlerinin yaptığı hava saldırısının yanı sıra çetelerin sivil insanlar ve Halk Savunma Birlikleri'ne (YPG) yönelik saldırılarının ardından başlayan şiddetli çatışmalar nedeniyle büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan binlerce Serêkaniyêli, Riha'nın Ceylanpınar (Serê Kanî) ilçesine geçti. Ceylanpınar'a gelen ve sayısı on binleri bulan Serekaniyêlilerin bir kısmı mülteci kampına gönderilirken, 5 binden fazla bir nüfus ise ilçedeki ailelerin yanında kalıyor. Binlerce Serekaniyêli, ya kiraladıkları ev ya henüz inşaat halinde olan ya da kullanılmayan harabe görünümlü evlerde, evlerin bahçelerinde kurdukları çadırlarda, ya da çarşı merkezi ve mahalle aralarında bulunan tek gözlü dükkanlarda yaşam mücadelesi veriyor.

'Çetelere desteği bırakın'

Belediye ve ilçe halkı olarak Serêkaniyê'den gelen insanların ellerinden geldiğince yardım ettiklerini belirten Ceylanpınar Belediye Başkanı İsmail Arslan, yaşadıkları ortamlarda sürekli ziyaret ettikleri Serêkaniyêli ailelerin zor koşullarda yaşamaya çalıştığını söyledi. Çatışmalı ortamın bir an önce son bulması ve insanların evlerine dönmesi gerektiğini ifade eden Arslan, Serêkaniyê'yi kana bulayan çetelerin arkasında bulunan, destek veren devlet ve güçlerin bundan vazgeçmesini istedi.

Çadırda 8 çocuğuyla yaşıyor

Aydınlık Mahallesi'nde bulunan bir hayırseverin evinin bahçesinde 8 çocuğuyla birlikte yaşamaya çalışan 56 yaşındaki Edla Hesen adlı kadın, çocuklarını silahlı çetelerin ölüm kusan silahları, gözü dönmüş zulüm ve talanından korumak için Ceylanpınar'a geldiğini belirtti. Evlerini bırakıp geldikleri Serêkaniyê'ye sadece üzerlerindeki kıyafetleriyle geldiklerini belirten Hesen, burada BDP, belediye ve mahallelilerin yardım ve destekleriyle yaşamaya çalıştıklarını ifade etti.
Cumhuriyet Mahallesi'nde bulunan küme evlerdeki penceresi, kapısı, sıvası olmayan ve henüz inşaat halindeki bir evde kendilerinden başka 5 aile ile birlikte kapı ve camlara battaniye ve naylonlar asarak yaşamaya çalışan Eyşe Abdulkadir ise kendilerini yerinden yurdundan edenlere beddua ediyor. Daha önce resmi makamlar tarafından yapılan "geri dönün" çağrısına uyarak, Serêkaniyê'ye gittikleri gün uçak bombardımanı yapıldığını söyleyen Abdulkadir, "Biz çetelere, Esad rejimine inanmıyor ve güvenmiyoruz. Oradaki bütün evler, işyerleri talan edildi. Görülmemiş katliamlarla insanları öldürdüler. Çocuklarımız burada bile korkudan uyuyamıyor" diye konuştu.

'Silahlı çeteler ölüm getirdi'

Serêkaniyê'de çeteler gelene kadar tüm halkların kardeşçe yaşadığını söyleyen 43 yaşındaki Fatima Ezîz, "Biz Kürtler ve Araplar arasında hiçbir sorun yok. Ceşil Hür güçleri geldi memleketimizi, evlerimizi yerle bir etti. 14 yaşındaki çocuklarımız kurşunlandı. Çocuklarımızı kolundan tutarak buraya kaçırdık" diye belirtti. Ezîz, Ceylanpınar'da bir oda ve salonu olan üstü toprak, harabe bir evde 30'a yakın kişiyle yaşadıklarını belirtirken, çatışmaların durması halinde evleri yıkılmış olsa bile, Serêkaniyê'ye gideceklerini ve gerekirse yıkılmış evlerin harabeleri arasında yaşayacaklarını söyledi.


İBRAHİM POLAT / DİHA/RIHA