Strasbourg’da 80 gündür açlık grevinde olan KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç’un eşi Gule Koç, “Bu insanlar açlıktan ölmeyecekler ama sessizlik onları öldürür. Sesimiz var ancak yeterli değil” diyor.
PERVİN YERLİKAYA
KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç’un eşi Gule Koç, açlık grevinde olmasının kendisi için çok büyük onur kaynağı olduğunu ve kararına saygı duyduğunu söyledi.
Açlık grevi eylemcileriyle dayanışmak için hafta sonu Köln’de düzenlenen binlerce kişinin bir araya geldiği eylemde konuşma fırsatı bulduğumuz Gule Koç, yürüyüş boyunca dimdik yürüyor ve sürekli gülümsüyor. Bir ziyaretimde Yüksel Koç’un söylediği sözler aklıma geliyor “Gule yanıma geldiğimde moralim o kadar yüksek oluyor ki doktor bana o günlerde sağlığımın daha iyi olduğunu söylüyor.”
Konuşmamız boyunca Gule’nin gözlerinin içine bakıyorum hayranlıkla, çünkü ışıl ışıl parlıyor gözleri ve “Biz başaracağız, böyle bir yaşamı kabul etmeyeceğiz” diyor. “Bizim halkımız çok duyarlı ve bugün burada çok güzel bir ortam var ancak daha da duyarlı olmalıyız. Biz ne kadar duyarlı olursak ne kadar sesimizi yükseltirsek, açlık grevinde olan arkadaşların talepleri olan Sayın Öcalan’ın üzerindeki tecridin kalkması o kadar çabuk olur” diyen Gule, tecridin tüm Kürt halkına ve dostlarına uygulandığını vurgulayarak, Kobanê ruhu ile gece-gündüz sokaklarda olmanın, sesini yükseltmenin önemine vurgu yapıyor.
Benim için büyük onur
Gule, Avrupa’daki Kürt kurumlarının çatı örgütü KCDK-E’nin eşbaşkanı olan eşi Yüksel Koç’un 20 yıldır mücadele içinde olduğuna işaret ederek, “Bugüne kadar aldığı tüm kararlara saygı duyuyorum. Bugün de açlık grevinde olması benim için çok büyük onur kaynağıdır. Açlık grevi kararına da saygı duyuyorum. İnanıyorum ki başaracaklar” diyor. “Onlar kendi üstlerine düşen görevi yaptılar, bizler de kendi üzerimize düşen görevleri layıkıyla yerine getirmeliyiz” diyen Gule, topyekun mücadeleyle tecridin kırılabileceğinin altını çiziyor.
Önemli olan zoru başarmak
Almanya’nın Bremen kentinde yaşayan ve her fırsatta Strasbourg’a giderek açlık grevi eylemcilerini ziyaret eden Gule, duygularını ve gözlemlerini şöyle paylaşıyor: “Yoldaşlarımızın günbegün, dakika dakika bedenleri eriyor. Ben yanlarına gidiyorum ve bu benim için tarifi çok zor bir duygudur. Strasbourg’daki eylemciler yürümekte, konuşmakta zorlanıyorlar, çabuk yoruluyorlar. Bazen onlara dokunduğunda vücutlarının ne kadar ağrıdığını hissedebiliyorum. Kararlılıkları ve moralleri o kadar yüksek ki amaçlarına ulaşana kadar vazgeçmeyecekler. Ben de onların amaçlarına ulaşabilmeleri için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Yüksel daha önce de açlık grevine girdi ama bu sefer farklı, bu sefer hepimiz için daha zor. Önemli olan zoru başarabilmek ve bunu başaracağına sonuna kadar inanıyorum.”
700 km benim için 7 dakika gibi
Yüzlerce kilometre katederek Strasbourg’a haftanın birkaç günü giden Gule, şunları belirtiyor: “Ben Bremen’de yaşıyorum. Haftanın birkaç günü geliyorum ve elimden geldiğince fazla gelmeye ve burada fazla kalmaya çalışıyorum. Doktor bana diyor ki 700 km geliş 700 km gidiş uzundur, bu kadar yol zor değil mi? Bana göre bu yol benim için değil 700 km, 7 dakikadır. Ben buraya gelince ve onları görünce moralim düzeliyor. Eğer buraya gelmezsem düşünceden yoruluyorum” diyor.
Gücümüzün farkında olalım
Özellikle Kürt kadınlarına çağrıda bulunan Gule Koç’un mesajı şöyle: “Başkanımıza sahip çıkacağız. Kürt anaları ve Kürt kadınları birlik olursa faşizmi yener. Bize çok görev düşürüyor. Biz kadınlar yapımız gereği her zaman toparlayıcı oluruz, bu gücümüzün farkında olmalıyız. Leyla Güven şahsında bu açığa çıkmıştır. Onunla ve ardılları olan bütün eylemcilerle onur duyuyorum. Tecrit kırılana kadar gece gündüz sokaklarda olmalıyız. Yüzbinlerle sokaklarda olmalıyız. Bu insanlar açlıktan ölmeyecekler ama sessizlik onları öldürür. Sesimiz var, ancak yeterli değil. Eğer yeterli ses çıkmış olsaydı bugün amacımıza ulaşmış olurduk. Sessiz kalırsak faşizme yardımdır, bu yüzden seslerimizi yükseltmeliyiz.”
Babası hasretiyle yaşama veda etti
KCDK-E Eşbaşkanı Yüksel Koç’un annesi Mihriban Koç (88) evladını 30 yıldır göremiyor. İlerlemiş yaşına rağmen oğluna destek olmak için İstanbul’da vize alabilmek için uğraşıyor.
Devletin koruculuk dayatması nedeniyle 1993’te eşi ve çocuklarıyla Ardahan’daki köyünden İstanbul’a göç etmek zorunda kalan annenin hafızasında üç kez gözaltına alınan ve işkenceye maruz bırakılan kayınpederinin durumu, dünmüş gibi tazeliğini koruyor. “Yaşlı olan kayınpederim üç kez gözaltına alıp işkence gördüğünde Yüksel daha küçücük bir çocuktu” diyen Mihriban Ana, yaşananları şöyle anlattı: “Biz 50 senedir bu zulmü çekiyoruz. Kayınpederimi 3 kez gözaltına alıp işkence yaptıklarında 97 yaşındaydı. O günden bugüne bizim açımızdan hiçbir şey değişmedi. Biz Ardahan’da sayılı ailelerden biriydik. Kayınpederim aşiret reisi veya ağa değildi ama varlıklıydı. Devletin bize uyguladığı zulüm nedeniyle her birimiz bir yerlere dağılmışız. Kimisi Avrupa’da, kimisi köyde, kimisi İstanbul’da. Eşim oğlunu yıllarca görememenin derdiyle, hasretiyle yaşamını yitirdi.”
Ona gelecek olan, bana gelsin
Oğlundan söz ederken gözyaşlarına boğulan Koç’un aklı sürekli Strasbourg’da. Oğlu açken boğazından lokma geçmediğini ifade eden Mihriban Ana, çocuklarının ve torunlarının çektiği bu acıyı gelecek kuşakların çekmemesi için her gün dua ediyor. Konuşmakta zorluk çektiği için 10 gündür oğluyla telefonda görüşemeyen anne Koç, şöyle devam etti: “Yüksel’in sağlık sorunları var, ciğerleri hasta. Ona gelecek olan her şey keşke bana gelse. Apo’nun üzerindeki tecrit kalkarsa herkesin üzerindeki tecrit kalkar; herkes rahatlar, barış gelir. Bugün çocuğumu göremem de bir tecrittir. Birisi kendi toprağını bırakıp Avrupa’ya gitmek zorunda kalıyorsa bu da bir tecrittir.”
Sonuna kadar oğlunun arkasında olduğunu ve onunla gurur duyduğunu vurgulayan anne Koç, herkesi duyarlı olmaya çağırdı. Bir an önce tecridin kaldırılması ve açlık grevlerinin sonlandırılmasını isteyen anne Koç, “Ancak Abdullah Öcalan ailesi ve avukatlarıyla görüştürüldüğü takdirde tecridin kaldırılması için bir adım atıldığına inanırız. Tecrit kalkarsa, 30 yıllık hasretim de biter” dedi.
Vize talepleri reddediliyor
Yüksel Koç’un kardeşi Vural Koç ise ağabeyini görmek için 3 kez İstanbul’daki Almanya Konsolosluğu’na başvurduğunu, ancak vize talebinin her seferinde reddedildiğini söyledi. Aile olarak sonuna kadar ağabeyinin arkasında olduklarını kaydeden kardeş Koç, tecridin kaldırılması talebinin meşru, haklı ve insani bir talep olduğunun altını çizdi. “Geçen her saniye çok önemli” hatırlatmasında bulunan Koç, çok geç olmadan bu talebin herkes tarafından sahiplenmesi gerektiğini kaydetti.
ANF/İSTANBUL