İngiltere Gündemi


Tüm dünyanın Paris’te gerçekleşen DAİŞ saldırıları sonrasında hayatlarını kaybeden onlarca kişiyi konuştuğu günümüzde meseleyi İngiltere’ye getirebilmek kolay değil. Ancak ‘bütün yollar Roma’ya çıkar’ sözünü ‘bütün Ortadoğu politikalarının altından İngiltere çıkar’ şeklinde dönüştürebiliriz. Örneğin şu aralar DAİŞ’e karşı savaşmak için destek talebinde bulunan isimlerin başında İngiltere Başbakanı David Cameron geliyor.  Paris saldırılarının hemen sonrası İçişleri Bakanı Theresa May’de hafta sonudur tatildir demeden ekibini topladı, toplantıda konuşulanların nezdinde ileride heybesinden ne gibi göçmen karşıtı kararlar çıkartacağı ise tamamen sürpriz. İngiltere’de güvenliğinin daha da artırılacağı, sınırlardaki kontrollerin daha da sertleşeceğini söylemeye gerek yok. İslam terörizmi Müslüman karşıtlığına zaten dönüşmüştü, her Müslüman potansiyel terörist şeklinde daha bir anılacağını da söylemeye gerek yok. 

Bir Cuma günü gerçekleşen ve muhtemelen "Kanlı Cuma" deyince akıllara Paris’teki seri halinde gerçekleşen saldırılar gelecektir. Paris’in artık bir Kanlı Cuma’sı varsa İngiltere’nin de 43 yıldır bir Kanlı Pazar'ı var. İngiltere’nin modern tarihinin yüz karası diye adlandırmak da mümkün. 1972 yılında Kuzey İrlanda'da İngiliz askerlerinin göstericilerin üzerine açtığı ateşle 14 kişinin öldüğü olayın üzerinden 43 sene geçti, soruşturma halen sonuçlanmadı. 

1998’de Tony Blair liderliğindeki hükümetin görevlendirmesiyle başlayan ve 2010 yılında tamamlanan Saville soruşturmasının raporu, Kanlı Pazar'da ilk ateşi İngiliz askerlerinin açtığı ve olayların sorumluluğunun da orduya ait olduğu sonucuna varmıştı. Ancak soruşturma bir sonuca varmadı. 

Yurttaşlık hakları için bir araya gelen bir kalabalığa polisler ateş açmış ve 13’ü olay yerinde biri ise hastanede olmak üzere toplamda 14 kişi hayatını kaybetmişti. Hayatını kaybedenlerin ailelerine devlet 50 bin Sterlin tanzim etmek istese de aileler bunu kabul etmeyip 43 yıldır adaletin yerini bulmasını talep ediyorlar. Katliama dahil olan 23 yaşındaki asker geçtiğimiz günlerde yani 66 yaşına bastığında tutuklandı. 77 yaşındaki başka bir askerin de yakında tutuklanacağı bildirildi.

Adalet henüz yerini bulmadı ama katliamın yarattığı etki hala yankılanıyor. Onlarca müzisyen bu devlet terörüne karşıt şarkı bestelerken, katliama ilişkin açılan sergilerin, yapılan filmlerin haddi hesabı yok. Bir ülke, 43 yıldır bir fiildir devletin kendi eliyle yaptığı saldırıda hayatını kaybeden 14 kişiyi konuşuyor, anıyor, adaleti arıyor. 

Karşılaştırma yapmamak elde değil. Türkiye ve Kürdistan’daki son bir kaç aya baktığımızda ise haftanın hemen hemen her günü kanlı geçmiş. Adaletin aranmasına izin verilmesi bir yana, cinayetler hasıraltı ediliyor, hükümet suçlu, medya pişkin, aydın sınıf sessiz, halk çaresiz. Boşuna dememişler sessizlik öldürür diye. Sessiz geçen her bir gün bir kişinin hayatını kaybetmesine yol açıyor. Öldürmemek için ses vermek lazım. Çıkar sesini.