Ne ABD, ne de AB ülkeleri, Denhag'daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Erdoğan'a karşı dava açması için harekete geçmediler.
Ancak, Erdoğan'ın siyasal ömrü tükeniyor.
Erdoğan-Gülen perde arkasında "yola devam" görüşmeleri yapsa da;
Erdoğan, dokunulmazlığı için zırhdan "otorite" aygıtı oluştursa da, Erdoğan'ın işi bitiyor: Şev baş Erdoğan!
Bu kadar somut yazmamın emareleri var.
AB yetkililerinin, İngiliz basınının Erdoğan'ı siyasi giotine gönderme ısrarına dayanmıyorum.
İddiam, pusuda duran Pantürk Cemaat ile Kemalist'lerden oluşan "geçici koalisyon"a hiç dayanmıyor.
Tek işaret "dik duruş" sergileyen Kürt Hareketi'nden geldi.
Dayanak orada.
Roboskî'nin ikinci yıldönümündeyiz.
Son yılların Kürtler'in kalbini hedefleyen, Kürt toplumunun sosyal coğrafyasında "kolonyal tsunami" etkisi yaratan o katliamın sorumlusu ve azmettirenini Selahattin Demirtaş açıklamış bulunuyor: "Katliamın emrini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan verdi".
Erdoğan'ı siyasi giyotine götüren açıklama budur.
Eğer isterse, Erdoğan'ı kurtaracak açıklama da bu olabilir.
Eğer Erdoğan değilse azmettiren, Roboskî'nin sorumlularını açıklayarak ve bunun devamını sağlamak üzere, devletin suçlarının yüklü olduğu "karakutu"yu açarsa, ihtimal dahilinde başka bir "tarihi viraj"a girebilir.
Yoksa: Şev baş Erdoğan!
Aynı dönemde bir açıklama da Cemil Bayık'dan geldi:
"Paris Katliamı'nda paralel devletin esas rol oynaması en büyük olasılık".
Biliniyor, "paralel" olan benzer o başka olmayan "devlet".
İki devlet, iki katliam.
Aynı kaynağa dayanan "paralel devletler". Tek kaynağı kurutmak için uygulanan, azmettirilen "iki katliam".
Birincisi, Roboskî "resmi devlet" tarafından iki yıl önce planlandı ve hayata geçirildi.
Yetmedi.
Kaynak kurumadı.
Kürtler sinmedi.
Aradan bir yıl 12 gün geçti.
"Paralel Devlet" harekete geçti ve Paris'te Avrupa'yı ve dünya kamuoyunu şoke eden bir katliam gerçekleştirildi.
Ve Cemil Bayık'ın açıklaması, Erdoğan'ın "siyasal idam"dan kurtarabilecek bir direktif niteliğindedir: "Katliamın sorumlularını açıkla!"
Çünkü, "paralel devlet"in neler yaptığını tutanaklara işleyen resmi bir MİT var.
Paris'teki katliamin sorumlusu "resmi devlet" değil de "paralel devlet" ise bunu Erdoğan açıklayarak, yokuşaşağı tarihine yeni bir ivme kazandırabilir.
Ama Erdoğan'ın bunu yapacak kadar dik duruşu yoktu/r.
Diri Kemalistler, Yeraltı dünyasının efendileri Ergenekon, Ve Pantürkist dünya Lobisi Cemaat üçlüsünün hedef aldığı güç Erdoğan olmaktadır.
Erdoğan artık Başbakan olarak tükenmiştir.
Kürdistan "resmi" ve aynı zamanda "gayri resmi-paralel" devlete karşı bir dik duruş sergiledi.
"Siyasi çeteler" kavgasında taraf olmadı.
Bazıları, Kemalist/Ergenekon/Cemaat üçlüsünün başarılı olmaları durumunda, Kürt Hareketi'nin, devlet nezdinde muhatabını kaybedeceğinin altını çiziyorlar.
Ancak, Erdoğan'ı "muhatap eden, güçlü duran Kürt Hareketi oldu.
Türkiye'deki herhangi bir gücün etki alanına girecek bir Kürt Hareketi, hiçbir potansiyel "muhatap" tarafından ciddiye alınmayacaktır.
Tarihi şansı, Kürdistan'da halk gücüne dayanan Kürt Haraketi yakaladı, gelecekte de bu böyle olacak.
Yeni yılda şimdilik ihtimal verdiğim senaryo şudur:
Şev baş (muhattap) Erdoğan!
Roj baş Kürdistan!
Şev baş Erdoğan!
Yeni yıla bir gün var. "Kara gün" Roboskî'nin üzerinden iki yıl geçti.