"Beni sev ya da nefret et, 

ikisi de benim yararıma. 

Seversen hep kalbinde olurum. 

Nefret edersen hep aklında."

Louis Aragon


İnsan aklının zorlandığı anlar, çözümsüzlüğün kaba çerçevesini devreye sokan birikimlerin sonucunda, nefretin sınır tanımaz yüzüyle, tarihsel zararlar vermek adına yoldan çıkanların şuursuzluğu toplumsal bir ahlaksızlığın bireylerde kendini ifade etmesi, bir tecavüzün iç yüzünü önümüze serer. Her tecavüz bir nefret birikiminin dışavurumu olarak, yoldan çıkmanın başka bir rengidir. Kadınlara, çocuklara her tecavüz, birey için bir başlangıç yorumu olarak ifade edilecekse, toplumsal bir sonuç olarak kaygılanmanın yorumu, yanlış nerede yapılıyor sorusunu gündeme getirir... 

***

İnsanlık, bir genç kızın hunharca tecavüze uğramasına ve katledilmesine seyirci kalamaz. Acılar, nerede başlar, nerede biter, nasıl bir etki bırakır? Gözlerimizden, kulaklarımıza yansıyan bu trajedi, toplumsal yozlaşmanın politik yansıması, tercih etmediğimiz bir düzenin fotoğrafıdır. Bir yanlış, bir başkasının acısı oluyorsa, sorunun özü, biriktirilmiş yanlışlardan kaynaklanıyordur. Bir yerlerde, bir baba ve oğul aynı anda bir genç kıza tecavüz ediyor ve sonrasında planlayarak öldürüyorsa, insanlık bitmiştir... İnsan aklının çıkmazı, burada başka ifadeler arayarak, mağdurun rengine, kimliğine, güzelliğine doğru detaylı düşünceler biriktirme olanağı doğuruyor. 

***

Kadın cinayetleri, toplu katliamlar olarak günden güne çoğalırken, kaygının toplumsallaşması acil bir gereksinim olarak karşımızda duruyor. Her tecavüz bir tehdittir. Egemen olmanın, dışa vurumu olarak, yönetimsel üslupların politik birikimidir. Hiçbir şeyin yolunda gitmediği gerçeğinin açığa çıkmasıdır. Bu katliam bir politik iflastır. Yönetimsel güruhun, başkalarına vermiş olduğu bir koz, bir cesaret ifadesidir. 

***

Bir tecavüze alet olmak, katliam yapmak ve sonrasında politik simgelemelerle işaretler sergilemek, tüm bu yanlış birikimlerin sonucunda, nereye vardığımızın kanıtı, toplumsal çılgınlığın bireylerde kendini ifade etmesi bir utançtır. Kadına bu yaklaşımlar faşizmin ne kadar yaygın olduğunun da kanıtıdır. Faşizmle ifade edilecek bu durum, devrede olan nefretin de ne kadar açık olduğunun göstergesidir. Faşizan eğilimlerin, kadınlar üzerinde kendini sergilemesi, Türkiye’de yaşam hakkının olmadığının ortaya çıkmasıdır. Ve birileri tecavüze gerekçeler buluyor ve savunuyorsa, büyük sorun ve ayıp orada başlıyor... Sevmek ölmüştür, öldürülmüştür. Nefret güncellenmiştir. Kadın her an ölümün eşiğinde, tehdit altında olarak yaşam hakkından uzaklaştırılmaya yeminli erkek egemen aklının, faşizme ne kadar eğilimli olduğunun, çetevari bir organize suçun içinde olduğunu korkusuzca sergiliyorsa, güç, cesaret aldığı bir durumun olduğu reddedilemez bir gerçekliktir. 

***

Bu gerçeklik, kendini yaygınlaştırmaya çalışan yanlış politikaların, kadınlardan yana yapılan yanlış yasaların erkekte kendini ifade etmesidir. Bu, faşizimdir ve faşizim sinsice, güzel olan her şeye karşı ölüm saçan ve örgütleyen tarihsel bir hastalıktır. Çıkmazlarını, çocuklardan, kadınlardan çıkaran bir mantalite ancak böyle kendini yaşatmaya çalışır. Bir intikam göstergesi olarak bu durum, kaygı verici olmakla beraber, güzelliğe giden yollara set çekmenin de örgütlenmesidir.