İstanbul Tabip Odası (İTO) her yıl 1980 yılında evinde öldürülen Doktor Sevinç Özgüner anısına “İnsan Hakları, Barış ve Demokrasi Ödülü” veriyor.

Önceki yıllarda Rakel Dink, Arif Akaya ve kayıplar mücadelesinin simgesi olan Berfo Ana ve birçok insan hakları savunucusu bu ödülü aldı.
Sevinç Özgüner “İnsan Hakları, Barış ve Demokrasi Ödülü” bu yıl bana ve Roboskîli aileler adına Ferhat Encü’ye verildi.

Sevinç kimdir?
Anısına her yıl “İnsan Hakları, Barış ve Demokrasi Ödülü” verilen Sevinç Özgüner, 1927 yılında Tarsus’ta doğdu. 1946 yılında Tıp Fakültesi sınavını kazandı. 1948’de İstanbul Yüksek Tahsil Gençlik Derneğine katılarak yöneticilik yaptı. Üniversitenin paralı olmasına ve Kore’ye asker gönderilmesine karşı kampanyalarda yer aldı, Nazım Hikmet’e özgürlük kampanyasının içinde oldu. Bu nedenlerle sık sık tutuklandı.
1951’deki “tevkifat”ta iki yıl tutuklu kaldı. İşkence altında adını bile söylememesi onu genç arkadaşları içinde adeta bir efsane yapmıştır.
1980’li yılların başlangıcında Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyinde bulundu. Sevinç Özgüner faşizme ve sömürüye karşı eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde kararlı ve fedakardı. Bu onu faşistlerin hedefi yaptı.
Diş Hekimi Sevinç Özgüner 23 Mayıs 1980 yılında faşistler tarafından evine yapılan bir saldırıda öldürüldü.
Dr. Sevim Belli; “Sevinç Özgüner’le cezaevi dönemi dahil çok yakın bir dostluğumuz, yoldaşlığımız oldu. Öylesine inançlı, kararlı ve fedakar bir insandı ki onunla cezaevinde geçirdiğimiz günleri bile yatılı okul anıları gibi mutlulukla hatırlıyorum (…) akıllı bir kızdı. Akıllı, dürüst, zeki, çabuk kavrayan, çabuk tepki gösteren bir arkadaştı. Hem yürekli hem yufka yürekli, tüm gerçek devrimciler gibi. Bedence biraz zayıf, çelimsiz görünürdü ama dayanıklı bir kızdı.”
23 Mayıs 2013 tarihinde İTO binasında yapılan anma töreninde İTO Yönetim Kuluru üyesi Dr.Feray Kaya bana ve Ferhat Encü’ye ödülün veriliş gerekçesini şöyle açıkladı:
“Roboskî katliamı yakın tarihimizin derin sessisliğinde bir vicdan sınavı. Adalet, hak helalleşmeler olmadıkça da vicdanların arınması mümkün değil. Roboskîliler Ghobadi filmlerinin içimizdeki halleriydi ve gerçekti. Bir bidon mazota sığdırılan hayallere ulaşmak için 34 insan ki, çoğu çocuktu, üzerlerine bombalar yarğdırıldı. Adına da operasyon hatası denildi, Ferhat Encü, çaresizliğin-yoksulluğun hüküm sürdüğü köyünün bir bidon mazot parası kadar fakirken devletin verdiği tazminatı reddeden, yaslarını ağıtlarında saklı tutan, Roboskî aydınlanmadan barış gelmez diyen, onurlu Roboskîli ailelerin ve vicdanlarımızın sesi oldu. Yaşadığı tüm baskılara rağmen barış ve adalet mücadelesinden ödün vermeyen Roboskîli aileler adına bu yıl üniversite öğrencisi, Roboskî’li Ferhat Encü’ye  bu yıl ödül verilmesi uygun görüldü. Ödülün diğer sahibi ise vicdani redçi, barış ve insan hakları aktivisti Halil Savda. “Barış” için 1 Eylül 2012 Dünya Barış Günü’nde Roboskî’den Ankara’ya barış yürüyüşü başlatan ve savaşın bitmesi için başlattığı 1300 km lik yürüyüşün 50. gününde Ankara’ya ulaşan Halil Savda savaş karşıtı ve vicdani retçi kimliğiyle yıllardır yılmadan ve baskılara teslim olmadan mücadele yürütüyor.”
“Her ölen bir parçamızı götürdü, çoktandır eski Sevinç değilim. İlk delikanlı vurulduğundan beri”. Türkiye topraklarında vurulan her delikanlı ile birlikte sevinç gibi bizlerde değiştik, kaygılarımız, umutlarımız ve amaçlarımız değişti.
Bugün sevincin özleminde birleşiyoruz; özgürlük, adalet, insan hakları ve barış…  
Vecdi Özgüner eşinin mezar taşına şunu yazdı: “Karanlığın kurşunları Sevinç’i unutturamaz”.  
Evet, karanlığın kurşunları Sevinç Özgüner’in özlemini duyduğu, arzuladığı ve çabasını gösterdiği barış, adalet, özgürlük ve demokrasi mücadelesini yok etmedi ve unutturmadı.
Tek bir kadın ve erkeğin öldürülmediği, kahramanların olmadığı bir ülke ve dünya için mücadelemiz elbet sürecek…