Şewqa Sibê'nin Zelîxêsi'ne dair

Kültür/Sanat Haberleri —

  • Erivan’da 1934’te yayımlanan ilk Kürtçe modern öykü kitabı “Şewqa Sibê”, "Zelîxê" öyküsüyle kadınların eğitim ve örgütlenme süreçlerini öne çıkarıyor.

RÊDÛR DÎJLE

Sovyetler Birliği’nde 1930’lu yıllar, toplumsal ve kültürel yapının köklü biçimde değiştiği bir dönem olarak öne çıkar. Joseph Stalin’in kolektifleştirme politikaları ve hızlı sanayileşme hamleleri, köylüleri kolhozlara dahil ederek geleneksel yaşam biçimlerini dönüştürür. Bu dönemde yazarlar, eserlerinde resmi ideolojiye uygun davranmak zorunda kalır. Aksi hâlde baskı, eleştiri ve yayından men gibi yaptırımlarla karşılaşırlar. Nuri Hizanî’nin Kurmancî yazdığı "Zelîxê" öyküsü de bu ideolojik çerçeveyi açık biçimde yansıtır. Öyküde bireysel çatışmalar geri planda kalırken, karakterlerin eğitim ve kolektif çalışma süreçleri ön plana çıkar. Köy ve şehir arasındaki karşıtlık, geleneksel baskı ile modernleşme arasındaki fark üzerinden çizilir. Bu bağlamda "Zelîxê", yalnızca bir edebi anlatı değil, 1930’lar Sovyet dünyasının ideolojik iklimini belgeleyen bir metin olarak da değerlendirilir.

İdeolojik model: Zelîxê

Annesi ve babası erken yaşta ölen Zelîxê, Komsomol (Sovyetler Birliği’ndeki Genç Komünist Birliği, gençlik teşkilatı) aracılığıyla Leninakan şehrine gönderilir. Burada hem akşam okuluna devam eder hem de bir tekstil fabrikasında çalışır. Fabrika ortamında Zelîxê ve arkadaşları disiplinli ve üretken bir şekilde çalışırken, şehirdeki modern yaşamı öğrenirler. Öykü boyunca köylerine giderek kadınları bilinçlendirmeye çalışırlar. Erken evlilik, kadına baskı ve geleneksel engeller eleştirilirken, fabrika disiplini ve Komsomol faaliyetleri üzerinden dönemin ideolojik hedefleri vurgulanır. 

Zelîxê karakteri, bireysel psikoloji veya içsel çatışmalardan ziyade ideolojik bir model olarak kurgulanır. Yetim bir köy kızı olarak şehirde çalışmaya başlaması, akşam okuluna devam etmesi ve kolektif yapılarda aktif rol alması, Sovyet ideolojisinin “örnek işçi” ve “yeni insan” anlayışını somutlaştırır. Karakterin karşılaştığı zorluklar ve bireysel kaygılar neredeyse hiç görünmez. Bu durum onun ideolojik bir simge olarak sunulduğunu gösterir. Böylece Zelîxê, kendi yaşamını anlatan bir karakter olmaktan çıkar. Hikaye, bir normatif yönelimli anlatı örneği olarak, davranış ve değer kalıplarını sunan yapılarla paralellik gösterir. Karakterin başarıları ve disiplinli çalışması, bireysel başarıdan çok kolektif idealin ve sistemin öngördüğü "erdemlerin" simgesidir. 

İdealize edilen çark

Öyküde fabrika, kusursuz bir düzen içinde işleyen bir alan olarak tasvir edilir. Makinelerin sesi müzik gibi betimlenir, işçiler uyum içinde çalışır ve üretim süreci ritmik bir atmosferle aktarılır. Bu anlatım, iş disiplini ve kolektif çalışmayı idealize eder. Oysa tarihsel bağlamda 1930’lar Sovyet sanayileşmesi genellikle ağır ve monoton çalışma koşulları, düşük ücretler ve sıkı denetim mekanizmalarıyla ilerler.

Köy ile şehir arasındaki karşıtlık tek taraflıdır. Köy geri kalmışlık, baskı ve geleneksel engellerle; şehir ise ilerleme, eğitim ve bilinçlenme merkezi olarak sunulur. Bu basit karşıtlık, dönemin ideolojik söylemiyle örtüşür ve şehir ile köy arasındaki farkı net biçimde gösterir. Fabrika ve şehir tasviri, hem üretim hem sosyal yaşam üzerinden dönemin resmi ideolojik hedeflerini yansıtır. 

Üstten aşağıya dayatma

Öykü, kadınların toplumsal konumuna dikkat çeker. Köylerde şiddet, erken evlilik, sınırlı eğitim ve erkek egemen baskı gibi sorunlar öne çıkar. Ancak çözüm önerisi tek yönlüdür. Zelîxê ve arkadaşlarının köyleri ziyaret ederek kadınları bilinçlendirme ve şehirde eğitime yönlendirme çabaları, bireysel inisiyatiften ziyade Sovyet sisteminin üstten aşağıya dayattığı müdahaleyi temsil eder. Kadınların toplumsal konumunun güçlendirilmesi, bireysel hak ve deneyimden çok devletin ideolojik hedefleri ve kolektif yapılar üzerinden aktarılır.

Sisteme eleştiri olmaz

Zelîxê, karakterlerin iç dünyalarını sınırlı biçimde sunar ve anlatı, ideolojik çizgide ilerler. Bu yaklaşım, sosyalist realizmin tipik özelliğidir; olumlu ve örnek karakterler ön planda tutulur, sisteme eleştiriler yer almaz ve toplumsal gerçeklik ideolojik hedefler doğrultusunda şekillendirilir. Öykü, bireysel çatışmalar yerine idealize edilmiş bir model ve ideolojik mesaj iletmeye odaklanır.

Dönemin kültürel politikalarının etkisi Zelîxê’de açıkça görülür. Komsomol ve kolhoz gibi kitle örgütleri, günlük yaşamın her alanına nüfuz ederek gençleri, işçileri ve köylüleri ideolojik olarak şekillendirir. Öykü, yalnızca bir karakterin hikâyesi değil, 1930’ların Sovyet yaşam biçiminin ve kültürel politikalarının edebiyata nasıl yön verdiğinin de göstergesidir.

Sovyet edebiyatının sınırları

Zelîxê, yalnızca edebi bir anlatı değil, 1930’ların Sovyetler Birliği’ndeki ideolojik iklimi ve kültürel politikaları belgeleyen bir eser olarak okunur. Fabrika ve eğitim ortamları idealize edilir, karakterlerin bireysel çatışmaları veya toplumsal zorlukları çoğunlukla görmezden gelinir ve kahramanlar sistemin örnek bireyleri olarak sunulur. Öykü, Sovyet edebiyatının nasıl yönlendirildiğini, yazarların hangi sınırlar içinde eser ürettiğini ve toplum tasavvurunun ideolojik bir çerçevede kurgulandığını gösterir.

Kürtçeye emek veren Hîzanî

Nûrî Hîzanî, Ermeni bir yazar olarak hayatını Kürtlerle paylaşır ve Kürtçe eserler üretir. Asıl adı Hovakîm Margaryan olan yazar, 1896’da Bedlîs’in Hîzan ilçesi, Xakêvê köyünde doğar ve yüksek öğrenimini Erivan’da tamamlar. Kürtçe dersler verir, pek çok kitabı Kürtçeye çevirir ve yazı ile şiirlerini Rêya Teze gazetesinde yayımlar. Kürtçe iki edebi eseri bulunur: Şewqa Sibê (1934, Erivan) ve Hub û Xebat (1962, Erivan). Şewqa Sibê, Kürtçe modern öykü türünün ilk örneği olarak öne çıkar ve Hîzanî’nin edebî üretimi, dönemin ideolojik çerçevesinde şekillenen kültürel ortamı belgeleyen önemli bir kaynak olarak kabul edilir. Kitap, İbrahim Bulak tarafından yayına hazırlanıp 2022’de Lis Yayınevi tarafından yeniden yayımlandı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.