Şeyh Said’e saldırı ve nedenleri

Ahmet TURHALLI yazdı —

  • İslam adına Şeyh Said’e sözde sahip çıkanların profiline baktığımızda, Şeyh Said’in torunlarını acımasızca öldürenlerin saflarında, sarık cüppe ve sakalları ile hazır ol da beklemekteler.

Son dönemlerde AKP ve MHP’nin öncülüğünde, Kayyumlar eliyle değerlerimize hakaret edilmesi için planlanan ve uzun dönemdir derin devlet odalarında ete kemiğe büründürülen bu siyasetin, yerel yönetimlerin arifesinde piyasaya sürülmesi manidardır.

Öncelikli hedefin ise, 1980’lerden itibaren saha çalışması yapılan ve kendine göre sosyal bir tabanda bulan bu çalışma, Müslüman Kürt toplumunun kafasını karıştırarak, Türk İslam sentezine yedeklemeyi amaçlamaktadır.

Kırk yıldan daha uzun bir süredir Kurdistan’ın her köşesine tarikat, cemaat, cemiyet, imam hatipler, Kur’an kursları, medreseler, siyasal islamcı partiler ile Kürtlerin değerlerine konma ya da değersizleştirme çalışmaları yürüttüler.

Oluşturmuş oldukları rant çevreleri ile Müslüman Kürtlerin Türk İslam sentezine entegre edildiğini var saydılar/saymaktadırlar.

Kendilerine göre bazı İslam ve Kürt hainlerini de yemleyerek TV’lerde, gazetelerde boy gösterterek, yazılar yazdırarak Müslüman ve samimi Kürtleri yanlarına çektiklerine inanmaktalar. 

Bu kirli ve ahlaksızca oyunla değerlerimizi gözden düşürmeye çalışırlarken, diğer taraftan Türk İslam sentezciliği ile değerlerimizi Türk Turancılığının ve yeşil Kemalizmin hizmetine koymaya çabalamaktadırlar. 

Türk devlet aklının tarihinde böylesi vakaların olduğuna yakın tarihimiz şahittir.

Örnek: Said-i Kurdi’yi hayatı boyunca sürgün, tımarhane ve hapishanelere koyan rejim; onun cenazesini dahi mezardan çıkarıp denize atmıştır. Ama Nurculuk adı altında oluşturmuş oldukları cemaat yapılanmaları ile, Said-i Kurdi’nin bütün neşriyatlarını tahrif etmiş, devletin düşmanı olan bu Said-i Nursi’den mücrim devleti ayakta tutan cemaatler ihdas etmiştir. 

Şeyh Said’e, Seyit Rıza’ya ve Said-i Kurdi gibi, Kürt rehberlerinin kabirlerine dahi tahammül edemeyen Kemalizmin kızıl tonu, yeşil Kemalizme başka vazifeler vermiştir/vermektedir. İslami mefkure sahibi rehberlerimizin, mücadelelerini çarpıtmak, dini değerlerin Kürt değerleri ile bir arada olamayacaklarını propaganda ederek, Kürt dindarların algısını değiştirmek istemekteler. 

Yeşil Kemalistlerin anlatım ve propagandalarına baktığımızda, İslam’ın, sadece Türk ırkçıların iktidarlarını tahkim etmek için gönderildiği savı karşımıza çıkmaktadır. Onlara göre Allah’ın ordusu Türk’tür, başka milletlerin ve toplulukların, etnik kimliğine, ülkesine, namus ve şerefine yapmış oldukları saldırı ve tecavüzlerde dini ve meşrudur.

Unutulmamalıdır ki, Libya için Ömer El Muhtar ve benzeri dini milli önderlerin vermiş olduğu mücadele ne kadar İslami, meşru ve şeref timsali ise, Şeyh Said ve diğer önderlerimizin verdikleri mücadelede o denli şerefli ve kutsal bir mücadeledir.

Akıllardan asla çıkarılmamalıdır ki Kürt ve Kurdistan davası, uluslararası hukukta, sosyalizmde, demokraside ve bütün dinlerde meşrudur. 

Türk devletinin yaptıkları ise bütün din ve ideolojilere göre gayri meşru, gayri dini ve gayri insanidir. 

Kur’an kendisine inananlara yüzlerce ayetle zulme karşı kıyamı, cihat etmeyi üstün meziyet sayar ve bütün inananlara emir sigası (kipi) ile haber verir.

Şeyh Said Rahmetullahi aleyhi, bu emri yerine getirmek için, sekseni aşkın yaşta olduğu halde, hiç tereddüt etmeden kıyama kalkmış ve şehit edilmiştir.  

Kadim bir milletin dilini yasaklamak, ülkesini işgal etmek, medreselerini, tekke ve zaviyelerini yasa dışı ilan etmek, Allah’ın bahş ettiği bütün hürriyetleri gasp etmek, yer altı ve yer üstü zenginliklerini çalmak, onları ülkelerinden çıkarmak, zindanlara kapatarak katl edenlere karşı, Müslüman kıyam yapmayacak, mücadele etmeyecekse neyin ve kimin Müslümanı olacaktır? Muhammed-i bir Müslüman hiçbir koşulda zulme sessiz kalamaz!

Çünkü zulme rızanın zulüm olduğunu bilir, ahiretini, şeref ve haysiyetini asla zulümle kirletmez.

İslam’ın asli gayesi toplumlar ve bireyler arası adaletin inşasıdır.

 “Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik.” (Hadid 25) 

Şeyh Said’in İslam şehidi olduğunu, Kürt ve Kurdistan^la bir bağının olmadığını iddia eden devlet müminleri ile, Şeyh Said’in haşa İngiliz ajanı ve emperyalistlerin uşağı olduğunu söyleyerek hakaret edenler, aynı tornadan çıkan kırmızı ve yeşil tonajlı alet ve edevatlardır.

Şeyh Said’e İslam şehidi diyenler, Anıtkabir’de secdeye durmaktalar. Ama şeyh Said in, Seyit Rıza’nın ve Said-i Kurdi’nin mezar yerinden ve kabirlerinin bilinmesinden dahi rahatsızdırlar. 

Mezar yerlerinin bilinmesi için, gensoru verenleri vatan haini ilan ettiler/etmekteler. Ama Şeyh Sait İslam şehididir demekteler.

İslam adına Şeyh Said’e sözde sahip çıkanların profiline baktığımızda, Şeyh Said’in torunlarını acımasızca öldürenlerin saflarında, sarık cüppe ve sakalları ile hazır ol da beklemekteler. Şeyhin ülkesini işgal etmişler, torunları hiçbir hak elde edemesinler diye, kapı kapı dolaşmaktalar ve onun dilinde hutbe okumayı yasaklayanların dinine iman etmişler.

Şeyh Said’e İslam şehidi diyen münafıklar, bizlerden de onlara inanmamızı bekliyorlar. Allah adına, İslam adına, demokrasi ve sosyalizm adına yıllardır aldattınız, geçti bunlar; artık Kürt’ü aldatamayacaksınız. 

Sayın Abdullah Öcalan’ın da Kürt Önderi olduğunu en çok siz bilirsiniz. Onu da 15 Şubat’ta uluslararası komplo ile derdest ettiniz ve Şeyh Said’i idam ettiğiniz 29 Haziran’da ona da idam cezası verdiniz. 

Yeşili kırmızısı ile hepiniz aynısınız, ırkçı, faşist din ve insanlık düşmanlarısınız.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.