Cehennemin kapıları açılırken

Ahmet TURHALLI yazdı —

  • Sadece Kürt’e değil, herkese cehennemin kapıları açılmak üzeredir. Rusya, Ukrayna, Fiistin, İsrail, Yemen, Lübnan, İran, Pakistan cehennemin kapılarını aralamaktadırlar.

Uzun bir süredir Üçüncü Dünya Savaşı başlamış durumdadır. Zaman zaman farklı mekan ve coğrafyalarda bu savaşın dokunuşları yapılsa da, kapsamı geniş ve sıcak savaş biçiminde bir bölgeyi tamamen kapsayacak aşamaya henüz ulaşmamıştır.

Muktedirler bu cehennemin kapılarını açtıklarında, nelerle karşılaşacaklarını kestiremediklerinden uzatmalara oynamaktadırlar. Devletler pozisyon almaya çalışırlarken kimin ne kadar kazançlı çıkacağına ve nasıl bir hesapla karşılaştıklarına emin değiller.

Cehennem kapıları biz Kürtler için hiçbir dönem kapatılmadı. Millet olarak sürekli bir biçimde cehennemi yaşadık. Kürt milletine cehennemi yaşatanlar, yüz yıl önce Lozan’da bu kararı aldılar ve harekete geçtiler. Cennet topraklarda yaşayan ve cennet toprakların sahipleri olan Kürtlere zemheri yaşattılar. Kürt toplumu bir daha yeşermesin diye cehenneme bilet kestiler. Yüz yıldır Batı ve Doğu bloku, Kürtleri bölge zalimlerinin cehennemine atmış ve Kürt milletinin yanarak yok olması için Türkiye, İran, Irak ve Suriye’ye sürekli olarak, odun taşımışlardır/taşımaktadırlar. Kürt milleti ise, önderleri ile birlikte, cehennemin kapılarını kapatmak, cennet Kurdistan’ı yaşanılır kılmak için, aralıksız ve sürekli bir direnişe geçtiler. Kıyam ve direniş Şeyh Said ile start aldı, şeyh Ahmet Barzani, şeyh Mahmut Berzenci, Seyyid Rıza, İhsan Nuri Paşa, Mele Selim, Kadı Muhammed, Mazlum Doğan, Hayri Durmuş, Mahsun Korkmaz ve milyonlarca özgürlük rehberinin, emeği ve kanı ile cehennem ateşini söndürmeye çalıştılar. Kutsal Kurdistan‘ın cennet olarak kalmasına, zebanilerin bu topraklardan sökülüp atılmaları için, ilmek ilmek mücadele ettiler. 

Yüz yıldır cehenneme çevrilen Kurdistan'ın, özgürlük, barış ve kardeşlik cennetine çevrilmesi için, milyonlarca Kürt’ün kanı, teri ve gözyaşı muazzam iradeye dönüştü.

Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletleri cehennem zebanileri olarak, Kürtleri dünya muktedirleri ile birlikte cehennemde yakarak bitirmeyi amaçladılar.

Batı ve Doğu bloku ise, nöbetçi yaptıkları zebanilerine ateşin gürleşmesi ve harlanması için, sürekli odun taşıdılar. 

İbrahim’in milletini ateşlerde bitirmek için, hep beraber çalıştılar. İbrahimleri yakarak yok edeceklerini düşündüler. Zebanilere ve odun taşıyıcılarına karşı mücadele eden Agitlerimiz; Hz İbrahim gibi Arafat, Hz Nuh gibi Cudi, Hz Musa gibi Tur, Hz İsa gibi Zeytin ve Hz Muhammed gibi Nur dağlarına tırmanarak dünyaya seslerini/seslerimizi duyurdular. Bazıları zebanilerin elinden kurtularak, dışarda rahmet suyunu biriktirmek için cehd ettiler. Cehennemi söndürmek ve zebanileri bertaraf etmek için, mücadele edenlerden Şerefkendi, Dr. Kasımlo ve Sakine Cansızlar; rahmet suyunu başkalarına içiremesinler diye, cehenneme odun taşıyanların yardımı ile, zebanilere katl ettirildiler.

Rahmet suyunu (özgürlük, huzur, barış manasında) Kürt milletine içirmeye çalışan, Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'a, dünyayı dar ettiler. Kocaman dünyada onun sığınacağı hiç bir yer bırakmadılar. Cehennemin odun taşıyıcıları olan Doğu ve Batı blokları, onu derdest edip zebanilere teslim ettiler. Yıllardır tek başına ve tecrit altında yaşamaya mahkum ettiler. 

Cehennemi yaşayan Kürtler; kendi mücadele ve azimleri ile yol kat etse de, kendi aralarındaki zebani işbirlikçilerine karşı da amansız bir mücadele vermek zorunda bırakıldılar. Cehennem çukurunda zebanilerin kendilerine sunmuş oldukları bir çorba, bir koltuk ve bireysel yaşam uğruna, Kürt maskeli zebani işbirlikçiler, cehennemi cennet diye satmaya kalktılar. Zebanileri kendi cehennemlerine kapatmaya çalışan kahramanlara karşı, düşmanlarla sürekli işbirliği yaptılar. 

Bazen din adına, bazen demokrasi adına, bazen sosyalizm adına ve bazende cennet Kurdistan ve Kürtlük adına, kardeşlerinin ayaklarına sarılarak onları zor ve hile ile cehenneme kapattılar. Fikirsel, inançsal ve yaşamsal olan her şeyi kullandılar. Rahmet suyunu içemesin diye, cenneti görmesin diye, Kürt’ü katl ettiler. Kürt cenneti görmesin ve onu fark etmesin diye, kan, irin ve kaynar suyu, şifa ve cennet meyvesi diye yutturdular. 

Şimdi sadece Kürt’e değil, herkese cehennemin kapıları açılmak üzeredir. 

Rusya, Ukrayna, Fiistin, İsrail, Yemen, Lübnan, İran, Pakistan cehennemin kapılarını aralamaktadırlar. Bu kapılar Ortadoğu’da daha şiddetli ve patlarcasına açılmak üzereler. 

Kürtlerin sömürgecileri, Ortadoğu’da ve dünyada cehennem kapıları açılırken, Kürtler cenneti görmesin ve fark etmesinler diye, bütün imkanları ile sahaya inmiş durumdalar. Kürtleri tamamen bitirmek için, hep birlikte hareket etmekteler.

Başûr ve Rojava’yı ortadan kaldırmak için, bütün imkanlarını seferber etmiş durumdalar.

Yıllardır zebaniler karşısında direnen Kürtler, Başûr’da kazanım elde ettiler ama, bunun korunup gelişmesi için ne modern bir savunma ordusunu, ne güçlü bir ekonomiyi, ne de başarılı bir diplomasiyi organize edemediler.

"Kurdistan‘ı Dubai ve Katar yapacağız" vaadi ile yola çıktılar, milletimizi Irak’a ve onun memur maaşlarına muhtaç ettiler. Başûr’u Dubai ve Qatar yapamadılar ama, kendileri Arap şeyhleri kadar zengin oldular.

Unutulmamlıdır ki Kaddafi de çok zengindi ve akibeti bilinmektedir.

Şimdi bu kapılar açılırken, Kürtler Rojava’daki stratejiyi dahada zenginleştirerek benimsemelidirler. Savunma için, bütün güçlerini ortaya koymalı, modern ve gelişmiş teknolojiyi kullanan kapsamlı ve güçlü bir ordu kurmalıdırlar.

Güçlü ve dayanıklı ekonomik sistemlerini inşa etmeli, toplumun refah ve huzurunu öncelemelidirler.

Ortak bir diplomasi ile uluslararası çalışmalara birlikte katılmalıdırlar. Türkiye ve İran Rojava ve Başû’u ortadan kaldırmak için cehennemin kapılarına vurmaya başlamışlardır. 

Cehennem kapıları açıldığında ise, Kürtler akıllı ve birlikte hareket etmeyi başarırlarsa, özgürlük hem Kürtler için, hem de Cennet Kurdistan için, oldukça yakınlaşmıştır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.