Ankara Katliamı’nın üzerinden 3 ay geçti ama açtığı yara kapanmadı. 10 Ekim’den beri acı, yüreklerde halen canlı duruyor. 

Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenlerden biri de Seyhan Yaylagül adlı Malatyalı genç bir Alevi Kürt kadınıydı. 

Hem Alevi, hem Kürt, hem de kadın olması nedeni ile çok yönlü ezilen Seyhan Yaylagül yaşadığı acıları haykırmak için henüz miting alanında yeni yerini almışken, diğer barış sevdalısı yoldaşları gibi zalimlerin hedefi olmuştu. 

Yaylagül’ün yakın akrabaları baskılardan dolayı yıllar önce Avrupa’ya sığınmıştı. Devrimci bir ailenin ferdi olan Seyhan Yaylagül’nın ablası HDP Maraş Milletvekili adayı Meryem Yılmaz, amcasının oğlu ve HDP Elbistan İlçe Eşbaşkanı Hüseyin Yıldız siyasetin içinde yer alıyorlardı. Seyhan’da onlardan biriydi. 

Biz de O’nun Bielefeld’de yaşayan teyzesi olan Fadime Ademoğlu ile Seyhan Yaylagül’ü daha yakından tanıma fırsatı bulduk.


Devrimci aile geleneği...

Fadime Ademoğlu, 1955 yılında Elbistan’ın Toprakhisar Köyü’nde doğmuş. 1987 yılında Almanya’ya gelmiş. Gençliğinde köylerine gelen “Kaypakkaya’ları çok iyi hatırlıyorum” diyordu. Ailesinin tamamının sosyalist devrimci gelenekten geldiğini söyleyen kızıl saçlı Alevi kadını Fadime Ademoğlu, “Büyüklerimiz, ağabeyim ve amcamın çocukları hepsi 68 kuşağındandılar. 68 gençlik kuşağı içinde bizim Malatya, Elbistan civarında çok sayıda kişi vardı. Amcamın evinde çok kalırlardı. Ailemizden işkence görenler, cezaevine girenler, gerillaya katılanlar oldu. Sonrasında Kürt Hareketi’nin çıkışı ile birlikte ailenin diyebilirim ki hepsi Kürt Özgürlük Hareketi’ne döndüler” diyor.


Ne istediler o insanlardan?

Amed, Suruç ve Ankara patlamalarının her defasında yüreğinden bir parça alıp götürdüğünü söyleyen Ademoğlu, iç çekerek şunları söylüyor: “Son patlama bizim ailenin içinde de patladı. İçinde Seyhan da vardı“ diyor ve susuyor.

Kısa bir sessizlikten sonra konuşmasına devam eden Ademoğlu “O insanlardan ne istediler? Ankara’ya barış yürüyüşüne gitmiştiler. Gittiler öldüler, ama boşuna ölmediler. Suçları neydi? Halen kabullenmiş değilim. Kimseyle kavga etmeye gitmemiş, barış için gitmiştiler. İçlerinde doktor, mühendis, öğretmen, hemşire, öğrenci vardı. Geleceği yok ettiler. Söylenecek bir şey bulamıyorum” dedi. 


‘Şerefsizler vurdu’

“Patlamanın olduğunu Alman haberlerinde duydum. Hemen evi aradım. Eşim evdeydi ona sordum. Celal Ankara’da ne olmuş? Diye. O da ‘şerefsizler Ankara’da barış yürüyüşüne bomba atmışlar. 42 ölü var’ dedi. Ben bunu duyunca rahatsız oldum. Eyvahhh dedim ve telefonu kapattım. Yarım saat sonra tekrar aradım. İngiltere’deki akrabalarım Seyhan’ın öldüğünü duyuyorlar ve Celal’e mesaj çekiyorlar. Eşim’in haberi varmış Seyhan’ın öldüğünden ama bana söylemedi. Sonunda bana ‘ölü sayısı 50’yi geçmiş’ dedi. İşyerini kapattım eve geldim.”

Eve geldiğinde Seyhan’ın şehit düştüğü haberini alan Fadime Ademoğlu o anı adeta tekrar yaşayarak ve Seyhan Yaylagül’ün fotoğrafına bakarak konuşmasına devam etti: “Ne oldu? Dedim. ‘Ölenlerin içinde Seyhan’da var’ dedi. İnterneti açtık. Resimlerden görünce inandım. Cenazesi yerde yatıyordu. Ablası Meryem Yıldız HDP Maraş Milletvekil adayı yanındaydı. Ben yıkıldım. Seyhan’ın oraya gideceğini hiç beklemiyordum. İnanamadım, ama gerçekti.”


‘O anne babasının gözbebeğiydi’

En son iki yıl önce görüştüğü Seyhan’dan bahsettiğinde gurur, öfke ve kin dolu bakışlarla gözlerini kırpmadan konuşan Fadime Ademoğlu’na biraz Seyhan’ı anlatmasını istediğimizde içini çekerek, “Seyhan 74 doğumluydu. 7 kardeşin en küçüğüydü. Askerlerden çok korkardı. 7 yaşındayken, o dönem erkekleri toplayıp cezaevine atmıştılar ben ve çocuklar evde 6 ay yalnız kaldık. 12 Eylül dönemi evleri sürekli basıldığından askerleri görünce çok korkar ağlardı. O annesinin babasının gözbebeğiydi. O kızı çok seviyorlardı. Köyde ilkokulu bitirdi, Ortaokula gönderdiler. Liseyi okumak istemedi. Çünkü anne babasından ayrılmak istemedi ve köye geri döndü. Köyde kalıyordu. Eşi ile bizim köyde öğretmenlik yaparken tanışıp evlendiler. İyi bir anneydi. Sevecen biriydi ve çok sosyal biriydi. İnsanları severdi. İki oğlu vardı. Biri 18 diğeri 16 yaşında. Büyük oğlu ağlayarak anne 400 vekil dediler, seni 400 parçaya böldüler diye ağlıyordu. Eşi yine öyle ağlıyordu.”


İnadına mücadeleye devam

Seyhan Yaylagül’nın cenazesine binlerce insanın katılması ile gururlandığını söyleyen ve üzüntüsü her halinden belli olan Fadime anayı durdurmuyoruz ve konuşmasına şöyle devam ediyordu: “Cenazesine gittim Seyhan’ın. Binlerce insan, çoluk çocuk, genç ve yaşlı herkes ordaydı. Büyük tepki vardı. Kimse inanamıyordu ve kabul edemiyorlardı. Her şeye rağmen insanlar biz barışın arkasındayız. Mücadelemizi bırakmayız diyorlardı. Taviz vermeyeceğiz diyorlardı. İnadına devam edeceğiz diyorlardı. Sevenleri çoktu Seyhan’ın.”

“…Seyhan, barış yürüyüşüne gitme isteğini eşi ile paylaşınca eşi gitme taraftarı olmadığını söyleyince Seyhan ona gülerek ‘neden? bombalardan mı korkuyorsun? demiş. Bunun üzerine eşi kabul ediyor ve birlikte Ankara yoluna çıkıyorlar. Bomba patladığında eşi kendisinin biraz uzağındaymış. Bizim çok tanıdık oradaymış” diye ekliyor Ademoğlu.

Kısa süre önce yaşadığı acısını anlatmasına neden olduğumuzdan biraz da çekinerek sorduğumuz sorulara yılların acılarını taşıyarak bugünlere gelen Fadime Ademoğlu, “Seyhan’ın ablası Meryem, ‘biz yan yana duruyorduk. Halay çekiyorduk. Seyhan’ın elinde pankart vardı. O esnada yanındaki Erdal’a dedi ki sen bu pankartı tutar mısın ben telefonuma bakacağım. Seyhan pankartı Erdal’a verip halaydan çıktığı anda bomba patladı. O anda Seyhan ve Ebru Mavi orada düştüler. İkisi arkadaştılar ve oradada yan yanaydılar. Yani bir nevi Seyhan ve Ebru bize siper olmuştular’ diye” ekliyor.


Bu halk bombalarla durdurulmaz

Öfkeliydi Fadime Ademoğlu. İsyan ediyordu ama... Bu katliamı yapanlara isyan ediyordu. İsyanını şu kelimelerle ifade ediyordu: “102 canımızı alarak bizi vazgeçireceklerini sanıyorlar.  Biz 35 yıldır mücadele veriyoruz. 35 yıldır şehit oluyoruz. Bu mücadele başladığında ben 25 yaşındaydım ve şimdi yaşım 60 oldu halen devam ediyor. O zaman doğanların torunları oldu. Dağlara çıktılar, gerilla oldular. Askere götürdüler orada öldürüldüler. Bizim insanlar artık korkmuyorlar. Her zaman şiddet var, her zaman dayatma var Kürdistan’da bu nedenle kimse artık bu tür bombalardan korkmuyor.”

Anlatımları sonrası kendisine acılarını yaşattığımız için, kendisinden özür dileyerek evinden ayrıldığımız Fadime Ademoğlu çaresizliği ve umudu bir arada taşıdığı bakışları ile bizleri uğurlarken kapı aralığından “Mücadeleye devam” demeyi de ihmal etmemişti.



MURAT MANG/BIELEFELD