Amed Büyükşehir Belediyesi’ne 2016 yılında kayyum atanmasıyla ihraç edilen ve ardından bir alışveriş merkezinde kendi imkanlarıyla kurdukları sahnede özel tiyatro yapmaya devam eden Amed Şehir Tiyatrosu 2. yılını geride bırakmak üzere. Oyunculardan Yavuz Akkuzu, siyaset ile sanatın koşutluğuna dikkat çekerek, Kürt tiyatrosunun gelişiminin her dönem politikayla iç içe geçtiğini, baskı dönemlerinde Kürtçe tiyatronun yeraltına indiğini söylüyor.
8 oyun oynadık, 2 festival yaptık
Yeni Yaşam’dan Neğşirvan Güner’in sorularını yanıtlayan Akkuzu, üçüncü yılına giren Amed Şehir Tiyatrosu’nun neler yaptığını anlattı:
‘’Biz o günden bu yana 2’si çocuk oyunu olmak üzere Amed Şehir Tiyatrosu olarak 8 oyun oynadık. İki büyük tiyatro festivali, bir çocuk festivali yaptık. Onun dışında 10 tane sergi açıldı salonumuzda. Oyunculuk üzerine, drama üzerine, tiyatro üzerine atölyeler yaptık ve hala devam ediyoruz. Burada kurduğumuz alternatif salonumuzu bölgeden, İstanbul ve İzmir gibi kentlerden gelen tiyatro gruplarına açtık.
İki yıl dolu dolu geçti
Federe Kürdistan Bölgesi ve İran’dan festivallerimize tiyatro grupları geldi. Altı öğrencimiz var, onlarla beraber tiyatro eğitimleri sürüyor. Pratikte bunları yaptık, tabii bunun dışında biri on gün biri yirmi gün süren 2 tane Avrupa turnesi yaptık. Batı’da İstanbul, Ankara ve İzmir, bölgede ise Batman, Van ve Diyarbakır’ın ilçelerine turneler düzenledik. İki yılımız böyle dolu dolu geçti diye bilirim.
İyi bir seyirci kitlemiz var
Kürtçe tiyatronun bölgede seyirci problemi yaşadığını düşünmüyorum. Seyirci oyunu beğenirse geliyor, beğenmezse gelmiyor. Bu kadar basit aslında. Kuru kuruya Kürt tiyatrosuna sahip çıkma olmuyor, biz de arzulamıyoruz, o vakit iyi bir sanat açığa çıkmamış oluyor. Sadece sahiplenme, üretime eleştirel yaklaşımı yok eder. O anlamda iyi bir seyirci kitlemiz var. Maalesef İran ve Federe Kürdistan Bölgesi için aynı şeyi söyleyemem. İran’da ve Federe Kürdistan Bölgesine turnelere gidiyoruz, ama orada bir oyun iki ya da üç kere sahnelenebiliyor. Oralardaki Kürt siyasi yapılardan kaynaklı bu. Hala kadın meselesini çözemiyorlar. Doğal olarak bunun karşılığı toplumun gelişimiyle etkili.
Bu yüzden bölgede bir oyunu seyirci sevdiğinde 70-80 kere sahneleyebiliyoruz. Kürt tiyatrosu İran’da ve Federe Kürdistan Bölgesinde bunu maalesef yaşayamıyor. Ama burada bunu yapabiliyoruz, başardık. Siyasetin topluma etkisi diye düşünüyorum.
Sahne bulamıyoruz
Amed Şehir Tiyatrosu belediyeye bağlıyken, teknik olarak hiçbir eksiğimiz yoktu. Ama şimdi bir de bu gibi sorunlarla uğraşıyoruz. Sahnemizin küçük olması mesela; az seyirciye ulaşıyoruz. Şu da bir gerçek muhalif kesimler artık Türkiye’de alan bulamıyor. Kimi zaman sahne bulamıyoruz. Tabii ki girişimlerimiz oluyor ama kısmen aşabiliyoruz bunu. 5-6 tiyatro grubuyla gelişemeyiz. Daha çok tiyatro grubunun kurulması lazım. Yoksa Kürtçe tiyatro bu haliyle gelişemez ve yaygınlaşamaz.
KÜLTÜR SERVİSİ
Kürt tiyatrosu politikayla iç içe ilerliyor
Aslında ilk yazılı profesyonel metnini İstanbul’da Evdırehım Rehmi Hekari 1919 yılında yazdı. Pratik ya da grup tiyatrosu olarak Mahabad’ta örnekler vardı fakat uzun sürmedi maalesef. Kürt tiyatrosu politikayla iç içe ilerliyor. İran’daki Kürtlere baktığımızda orada Kürtler bir statü kazandığında doğal olarak o bütün sanat dallarına yansıyor. Tabii ki bu tiyatroyu da güçlendiriyor bir anlamda. Federe Kürdistan Bölgesi’nde ise Saddam döneminde Kürtler arasında ne zaman siyasi anlamda olumlu bir atmosfer oluşursa tiyatroda artarak ilerliyor. Yine ne zaman olumsuz bir siyasi atmosfer olsa ya da savaş başlasa tiyatro bu sefer şehirlerden uzaklaşıp dağlara taşınıyor.
Topluma pek ulaşamıyor çünkü çok fazla siyasetle iç içe. Aynı şekilde Sovyetler Birliği’nde de öyle oluyor Kürt tiyatrosu. Sovyetler yıkılana kadar Sovyet Kürtleri Tiflis’te, Erivan’da gruplar kuruyorlar ve gayet iyi oyunlar sergiliyorlar. Hatta haftanın 6 günü bile tiyatro yaptıkları oluyor. Sovyetler yıkıldığında ise maalesef Kürt tiyatrosu orada bitiyor. Daha sonrasında amatör grupların devam ettiği amatör tiyatro diyebileceğimiz bir şeye dönüşüyor. Şimdilerde ise o döneme kıyasla istikrarlı bir tiyatro orada yok artık maalesef. Türkiye’de ise 1990’lara kadar zaten Kürtlerin varlığı kabul edilmiyor.
Kürtçe tiyatro serüveni 2000’lerde başladı
Bu durum 90’lardan sonra da bu devam ediyor. 1990’larda İstanbul’da Teatra Jiyana Nû, MKM bünyesinde kuruluyor. Ondan sonra 2000’lere kadar MKM’nin bünyesindeki tiyatrolar dışında Kürtçe tiyatro grubu yok. Çünkü savaş dönemi. 2002’den sonra Amed Büyük Şehir Belediyesi bünyesinde ilk Kürtçe oyun yapmaya başlandı. Yani düşünün 2002’ye kadar Kürtler bir şekilde dilleri kabul edilmediği için resmi anlamda tiyatro grubu kuramıyorlar. Resmi olarak işte ilk Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde kuruluyor Kürtçe tiyatro grubu. Tabii daha önce de vardı ama Kürtçe yoktu. Kürtçe tiyatro serüveni 2002-2003 gibi başlıyor. Şimdiye dönelim; üç yıllık bir barış sürecinden sonra bence savaşın kızışmasıyla yine Kürt tiyatrosu teorik olarak da, teknik olarak da yeraltına çekiliyor. Devlet politikalarının değişmesi Kürt tiyatrosuna bütün parçalarda bu anlamda etki ediyor, etmeye devam ediyor.
Yeni dönem neler var?
Ekim ayında sezonu ‘Tartuffe’ oyunu ile açtık ve aynı zamanda bu yeni oyunumuz. Yine aynı ay içerisinde kişisel bir sergi ve drama atölyesi yaptık. Aralık ayında 10 günlük Ankara, İstanbul, İzmir turnesine çıkacağız. ‘Özcan Ateş’in stand-up gösterisi İtalya’da bu ay içerisinde seyirciyle buluşacak. Önümüzde de bir ‘Qırık 2’ projesi var. Eğer şartlar uygun olursa Suriçi’nde bir mekan düzenleniyor ve orada Mem u Zin’i bir mekan tiyatrosu biçiminde, daha önce Cemil Paşa Konağı’nda oynamıştık. Şimdi yine bir konağın bahçesinde açık havada oynamayı planlıyoruz. Nisan ya da Mayıs ayında büyük bir tiyatro festivali, Haziran ayında ise çocuk festivali olacak.