
Sezaryan yönteminin olmadığı geçmişte dar doğum kanalına sahip anneler ya da büyük bebekler genelde doğum sırasında ölüyordu. Bu şekilde dar doğum kanalına yol açan genler ya da daha büyük bir bedene sahip olmamızı sağlayan genler ikinci kuşağa aktarılmıyordu.
Ancak sezaryanla doğum yönteminin çok yaygınlaşması ile birlikte hem doğum kanalı dar olan kadınların sayısı hem de normale göre büyük bebeklerin sayısında ciddi artış görüldü.
İnsan anatomisinin tüm özellikleri gibi doğum kanalının genişliği de bebeğin tam sığabileceği, dünyaya gelebileceği şekil ve büyüklükte. Az oranda olsa da doğum kanalı son derece dar olabiliyor ve bu da söz konusu kadının anne olmasının ya kendi ya da bebeğinin ölümüyle sonuçlanabileceği anlamına geliyor.
Bu evrimin gerçekleşme şekli. Bu şekilde bir sonraki kuşakta bu tür sorunlar düşük oranda görülüyor.
Sezaryan 100 yılı aşkın bir süreden beri yaygın bir şekilde uygulanan bir yöntem. Bilim insanları gün geçtikçe sezaryanın kesinlikle gerekli olduğu doğum sayısının arttığını tespit etti. Avusturyalı bilim insanlarının araştırmalarına göre 1950’lerden bu yana zorunlu sezaryanların ortanı yüzde 3.6 arttı. Bunun önümüzdeki 50 yılda yüzde 20’ye kadar yükselebileceği düşünülüyor.