Çok genç yaşta İsviçre’de politikacılık yapmaya başladım. Hukuk eğitimi ardından ihtiyacı olanlara vasilik hizmeti sunan devlet kurumunda işe başladım. Anadilimden kaynaklı İsviçrelilerin yanında Türkiyelilerin de vasiliğini üstlenmekteyim ve onlara yardımcı olmaya çalışıyorum. Bu çalışmalarım sırasında İsviçre'de yaşlanmayı düşünen Türkiyeli göçmenler konusunda henüz ciddi bir hazırlık olmadığını; mesela bir huzurevine yerleştirmeye çalıştığımız bir kişide çok zorlandığımızı gördüm.
Benzer deneyimleri olan arkadaşlarımızla paylaşımlarımızda gördük ki, acil olarak Türkiyeli yaşlı göçmenlerin karşılaştıkları sorunların çözümlenmesi ve geleceğe yönelik bir altyapının hazırlık çalışmalarını başlatmak gerekiyordu. 2013 yılında İsviçre’nin Basel kentinde Türkiyeli Göçmenler ve İsviçreliler tarafından Kültürlerarası Yaşlılık Sorunları Derneği (Verein für interkültürelle Altersfragen/VİA) isimli derneğimizi kurduk. Bu yapı, kültürler arası diyalog yoluyla İsviçre’de yaşamlarının son evresini geçirmek isteyen yaşlı göçmenlere, onların dahil oldukları organizasyonlara ve İsviçreli kurum ve kuruluşlara yardımcı olmak amacıyla kuruldu. Eşbaşkanlığını yürüttüğüm yönetim kurulunda, bu alanda deneyimi ve mesleki tecrübeleri olan Elif Yıldırım, Marcel Borer ve Ursula Metzger ile birlikte yer almaktayım. Bu arkadaşlar dışında göçmenlerle çalışan kurumlar ya da yaşlılık sorunları üzerine uzmanlaşmış kişiler de derneğimizin fahri destekçileri arasında yer alıyorlar.
Aslında kuruluş hikayemiz, yönetim kurulundaki arkadaşlarla fikir alışverişi yaptığım günlere dayanıyor. Hepimiz mesleğimiz gereği yaşlı göçmenlerle sürekli bağlantıda olan, onların sorunlarına farklı platformlarda çözüm arayan kişileriz. Ben ve Ursula Metzger, aynı zamanda Basel Kanton Parlamentosu'nda da görevliyiz. Mesleki ilgimizin yanında bir politikacı olarak da konu bizi yakından ilgilendiriyordu.
İsviçre’de henüz sözü edilebilir yoğunlukta bir yaşlı Türkiyeli göçmen kitlesi yok ve göçmen organizasyonları da bu soruna yabancı. Yalnız istatistiklerden görünen tablo, gelecek on yıl içerisinde bu sorunla hepimizin acı bir şekilde karşı karşıya kalacağımızı gösteriyor. Bu beş yıl içinde artmaya devam eden yaşlı göçmenlerin sorunlarına hem göçmen kurumlarının hem de İsviçreli kurumların hazırlıksız yakalanacağını, edindiğimiz deneyimler bizlere gösterdi.
Arkadaşlarımla birlikte özellikle İtalyalı ve İspanyalı yaşlı göçmenlerin örgütlenmelerini tanıdık. Böyle bir çatı örgütlenmesinin gerekliliği konusunda ikna olduk. Basel Kantonu'nda Falkenstein adındaki huzurevinde Mediterrane bir grup oluşturmayı başaran bu örgütlenmeler, yaşlı üyelerine yaşlılık günlerini kendi anadillerinde, kültürlerinde ve alışkanlıklarında sürdürecek bir ortam sağlamayı başarmışlardı. Zürih ve Bern’deki benzer projeleri de inceledik, Almanya’da –ki bu konuda oldukça ilerideler- kültür duyarlı bakım programlarını da inceleme fırsatı yakaladık.
Bu çalışmalar sırasında gördük ki, hem yaşlı göçmenlerimizi geleceğe hazırlayıp hem de bu konunun İsviçreli ve Türkiyeli kurumlarca da erken zamanlı gündeme alınmasını sağlamak öncelikli bir görevdir. Bu alanda bir altyapı çalışması hazırlamak, iki kültürün birbirinin benzerlikleri kadar farklılıklarını da tanımasını gerektiren bu yöntemle mümkün görünmekte olduğu için de çalışma yöntemimizi kültürlerarası diyalog olarak belirledik.
2014 yılında Basel Kantonu'nda ilk proje başvurumuzu yaptık. Şu aşamada öncelikli hedefimiz göçmen kurumları ve doktorlar, psikologlar, politikacılar gibi hedef kitlemizle çalışan kesimde konu üzerinde bir farkındalık oluşturmak ve bu çerçevede yaşlı ya da yaşlanmakta olan göçmenlerimizin ileride karşılaşabilecekleri sorunlara bir ışık tutabilmek.
Yaşlılık ve bakıma muhtaç hale gelmek, bizim toplumumuzda açıkça konuşulan şeyler değil. Gerçi ‘elden ayaktan düşmek‘ ile tarif edilen o aşamaya hep birdenbire gelinir, hazırlıksız yakalayıverir bizi. Bu hazırlıksızlığı memleketinizde ilişkiler içerisinde tolere edebilirsiniz ama göçmen olarak yaşanan bu ülkede başta dil sorunu karşınıza çıkar, kültür farkları vs. pek çok sorun kapınızda beklemektedir. Bu anlamda derneklerde ciddi bir ilgi var. Çeşitli toplantılar aracılığı ile pek çok konuda üyelerinin bilgilendirilmelerini istiyorlar.
İsviçreli kurumlar için de aynı durum söz konusu. Var olan çoğu haklarını ya da danışma imkanlarını hedef kitleye götürecek, anlatacak köprü görevi olacak bir organizasyon olarak bizleri selamlıyorlar. Son etkinliğimize bir Huzurevi‚ Kültürlerarası Bakım konusunda bir hemşireyi katılımcı olarak gönderdi. Bu İsviçreli kurumlar açısından da konunun ciddiye alındığını gösteren bir tutum.
İsviçre’de bu konu yaklaşık beş yıldır özellikle bilimsel çevrelerde tartışılıyor, son beş yılda çeşitli kongreler, sempozyumlar düzenlendi. Geçen yıldan itibaren İsviçre Parlamentosu yaşlı göçmenlerin sorunlarını öncelikli planlama konusu olarak belirledi.
Türkiyeli göçmenlerin henüz bakıma muhtaç yaşlara erişmemiş olması, bizim topluluğumuzda bir atalet yaratıyor. Ama sorunu gören, geleceğe yönelik planlamalara başlayan arkadaşlarımız var. Önemli olan; bu çabaları bir çatı altında toplamak, gerekli lobi faaliyetlerini oluşturmak.
Aslında planlarımızı biraz da ihtiyaç belirleyecek. Şimdiki öncelikli hedefimiz duyarlılığı yaratmak, konunun hepimizi bekleyen yanını vurgulayıp ortak akıl yaratmak. Yaşlı göçmenlerle proje sürdüren arkadaşlar var, dağınık projeler var; bunları biraraya getirebilmek, benzer bir perspektifi hepsine kazandırabilmek hedeflerimizden biri.
Türkiyeli göçmenlerin ya da onlarla çalışan kişi ve kurumların herhangi bir sorun baş gösterdiğinde çözüm için başvuracakları bir yapı gerekiyor. Derneğimiz bu alandaki boşluğun doldurulması amacıyla kuruldu ve çalışmalarını bu yönde sürdürmekte.
Yaşlılarımız yalnız kalmayacaklar. Onlara destek olmak için yeterince uzman arkadaşımız var. Sadece bir araya gelerek sesimizi güçlendirmeliyiz.

*Basel Kanton Milletvekili ve Kültürlerarası Yaşlılık Sorunları Derneği yöneticisi