Rauf KARAKOÇAN İnsanın fütursuzca kullandığı ve tahrip ettiği doğa kendi intikamını bir şekliyle alıyor. Toprağı, suyu, havayı kirlettiğimiz müddetçe doğal afet ya da felaket olarak bize geri dönecektir. İklim değişikliği, küresel ısınma tehlike çanlarını çalmaya başladı. Hava sıcakları son yılların en yüksek seviyesine çıkmış durumdadır. Yaşadığımız dünyayı kendi ellerimizle yaşanmaz hale getiriyoruz. Aşırı kâr hırsı, doymak bilmeyen aç gözlülük,ekolojik dengeyi altüst etmiştir. Açlık, yıkım, kuraklık, sıcaklık, kirlilik kaçınılmazdır. Bunun müsebbibi egemen sistemler, küresel güçlerdir. Büyük fütuhatlar elde eden büyük güçlerin tarihsel çöküşleri, yükselişlerinde gizlidir. Yükselmekte olan güçler yükseldikçe ihtiyaçları da fazla olacaktır. İhtiyaçlarını temin etmek için her yola başvurmaktan çekinmezler. Eldeki kaynaklar kurumaya başlayınca da hızla çöküş kaçınılmazdır. Tarihteki uygarlıkların, imparatorlukların, iktidarların, debdebe orduların sonu hep benzerdir. Kendi çöküşleriyle temsil ettikleri toplumlara da büyük trajediler yaşatmışlardır. Doğa ve toplum üzerindeki tahakküm trajediler üretmeye devam etmektedir. Sıcak yazda kızışan Türkiye siyasetinde bir yükselişin çöküşüne ve yeni trajedilere tanık olacağız. AKP kurulduğundan günümüze kadar ki yükselme çizgisini ilk kez  31 Mart 2019 yerel yönetim seçimlerinde kaybetti. Yenilenen İstanbul seçimlerinde ise bu yenilgi perçinlenmiş oldu. Bunun bir çok nedeni olabilir. Ekonominin kötü yönetimi, demokratik kriterlerden uzaklaşma,hatalı dış politika, Türkiye’ye özgü Cumhurbaşkanlığı sistemi partili Cumhurbaşkanı, Adalet duygusunun zayıflaması, kurumlara karşı güvensizlik, yolsuzluk, yoksulluk gibi daha bir çok neden sıralamak mümkündür. Bizce en temelinde sorunların anası durumunda olan Kürt sorununa yeri geldiğince faydacı yaklaşımı ve kahir ekseriyetiyle şiddet eksenli yaklaşımı AKP’nin kaybetmesinde belirleyici olmuştur. Halen de Kürt düşmanlığında ısrar etmektedir. Bindiği dalı kesmede inatlaşması onu çöküşün arifesine getirmiştir. İçerde yığınla sorun üreten AKP dışarıda da benzer durumdadır. Çokça konuşulan S-400 ve F-35 meselesi, ABD, AB ve Rusya arası gelgitler, Doğu Akdeniz gerilimi, Suriye bağlamında İdlib, Minbic, Fırat’ın doğusu, güvenli bölge ve Rojava’ya müdahale derken Başur Kürdistan’ında açtığı yeni savaş cephesiyle içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Gerilim üreterek içerde kaybettiği güveni tazeleme ve desteğe dönüştürme aklı kaybetmeye muktedirdir. Dışarıda yalnızlaşan ve itibar kaybına uğrayan Türkiye’nin safında sadece radikal cihatçı çeteler yer almaktadır. İster içerden ister dışardan bakılsın enginlerde uçan AKP’nin çöküş hikayesi yazılacaktır. 17 yıllık AKP iktidarı son demlerini yaşamaktadır. Türkiye’nin iç ve dış sorunları aklı selim politikalarla, siyasal birlik sağlanarak, demokrasiyi işleterek, içselleştirerek, barışçıl, insan haklarına saygı ve evrensel hukuk kuralları içinde çözülmesi mümkündür. Fakat bu yola tenezzül ve tevessül etmeden her kese parmak sallayarak, diş bileyerek zapt u rap altına alma yöntemi AKP’nin çöküşünü durduramaz. Bu yaz yada, yaz sonu itibarıyla dipten gelen bir dalga ile karşı karşıyadır. Abdullah Gül, Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun isimleri etrafında dile gelen arayışlar ve yeni parti çalışmaları dip dalga gibi AKP’nin kale duvarlarını dövmeye başlamıştır. Kendi iç bünyesinden gelen bu dalgaya karşı dalga kıran görevi görecek malzemesi de kalmamıştır. Kurucu kadrolarının çoğunu tasfiye eden bir hareketin kendi kuruluş ilkeleriyle ters düşmesi, devletin yetkileri tek adamda merkezileşmesi kendi partisini de bitirmiştir. Çözülüş ve çöküş içten başladığı için dağılma kaçınılmazdır. Yeni parti arayışlarına çok sert tonda karşılık vermekle kalmayan RT Erdoğan ‘bedel ödettirmekle’ tehdit etmekten geri durmadı. Parti kurmayı ‘ihanet’ olarak değerlendirmesi dipten gelen dalganın yaratacağı tehlikeyi fark etmesine yormak lazım. Milli Görüş kozasından çıkıp onunla çelişen, kurduğu partide kendi kurucu kadrolarıyla çelişen, milli görüşten sapıp ülkücü, milliyetçi çizgiyle faşizme kayan Erdoğan, yeni arayışlara gereğinden fazla tahammülsüz davranması duyduğu korkuya işarettir. Yazın sonlarına doğru iç ve dış dengelerin değişiminde taşlar yerine oturunca AKP’nin akıbeti de netleşmiş olacaktır. Kızışan siyasetin bir diğer konusu da Yeni Anayasa’dır. Toplumun beklentilerine uygun demokratik hak ve özgürlükleri önceleyen, insanı merkezine alan anayasaya ivedilikle ihtiyaç vardır. Yazılacak Yeni anayasa sorunların çözümünde bir çıkış olabilir. Kürt sorunu da dahil bütün sorunlar üzerinde konsensüs sağlanması ve çözülmesi Türkiye’nin önündeki tek çıkar yoldur. Birileri Erdoğan’ın kulağına şu cümleyi fısıldamalıdır. Ali Cengiz Oyunlarıyla Türkiye’yi yönetmenin devri kapanmıştır Reis.