Tabii şimdilerde insan Facebook’un hallerini düşünüyor: Dünyanın devleri arasında giren bir şirket hali, özgürlükçü hali, sansür hali... Birincisi biliniyor; bugün Mark Zukerberg yönetimindeki dev şirket, sürekli bir ekonomik dev durumuna geliyor. Dünya yüzeyinde 1 milyar Facebook hesabı olduğu düşünülürse, bu kaba bir hesapla her sekiz insandan biri anlamına geliyor. Tabii bu çok büyük bir kar oranının kapısının da açılması demek.
Özgürlük hali, Mısır’da Mübarek rejimi sırasında Tahrir’deki eylemlerde üstlendiği farz edilen rolün yanı sıra, genel olarak iletişim teknolojisinin gelişmesiyle hak ve özgürlüklerin de daha fazla gündeme geldiği yönündeki düşünceye dayanıyor.
Medya, Tahrir’de insanların Facebook aracılığı ile buluştuğunu, bu sosyal medya aracının eylemcilerin bir araya gelmesinde önemli bir misyon yüklendiğini söyledi. Evet, fakirlik oranının halkın yüzde 80’ini etkilediği ülkede milyonlar laptoplarını, iPhone'larını yanlarına alarak sokaklara çıkıyordu! İnsanlık tam anlamıyla bir Mısır mucizesine tanık olmuştu!
Hatta Facebook sevgisi insanları o kadar sarhoş etmişti ki, Mısırlı vatandaşın biri, sözümona yeni doğmuş kızına Facebook ismini bile takmıştı. Eminim ki, Zukerberg milyar dolarlarına milyarlar eklerken, "Allah Allah bu ben miyim" diye sormuştur. Sistem reklam, imaj tasarımı olmayan veya olması mümkün görünmeyen olguları gerçekmiş gibi yansıtıyor. Sistem, kendini sürdürebiliyor ve her defasında kendisini yeniden yaratabiliyorsa, dev tekellerin, devletlerin, ulusal ya da uluslararası kurum ve kuruluşların, gerçeklikten çok yaratılan imajı ustalıkla toplumlara yedirilmesinin hayati bir önemi var.
Kürtler siyaseti kullandı
Kürtler de, Facebook, Twitter ve Youtube gibi sosyal medya araçlarından yararlanmanın yollarını aradı. Kürt kullanıcıların çok azı bu araçları kuş, çiçek ya da börtü böceği anlatmada kullanıyor. Daha çok kendi sömürge ve bu sömürge olma durumuna karşı mücadelenin ihtiyaçlarına göre bu araçları kullanma durumu var.
Birçok basın yayın organı Kürtlerle ilgili haberlere yer vermezken, sosyal medya kullanıcısı Kürtlerin paylaşımları, önemli oranda ablukayı kırdı.
Ancak tam da bu noktada Facebook’un sansür hali devreye giriyor. Özellikle Temmuz ayında çok sayıda Kürt sayfası Facebook yönetimince kapatıldı. Kullanıcı, sabah sabah "sayfanız yayından kaldırılmıştır" ibaresi ile karşılaştı. Hemen altında "itiraz et" işareti basılsa da, umutsuzca mantıklı bir cevap beklendi.
100 bini hatta 300 binden fazla takipçisi olan sayfalar için 'pornografik’ yayın yapma gibi aslı astarı olmayan, gayri ciddi ve gayri ahlaki gerekçeler sunuldu. Bir anda ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü ya da başvuruya cevap alma hakkı gibi kavramlar, Kürtler söz konusu olunca askıya alındı.
Tabii ki fotoğrafın bütününü görmek ve buna göre değerlendirmek gerekiyor.
AKP, iktidarda kalmanın tek yolunun tek yönlü bir enformasyondan geçtiğini görüyor. Kendi iktidarını sağlamlaştırmanın, sürdürmenin yolunun mümkün olduğunda basını ele geçirme, aykırı bir sese izin vermeme olarak görüyor. Bu nedenle karşısındaki en dinamik güç olan Kürtlerin, basında sesinin çıkmasından son derece ürküyor. Danimarka'da Kürt televizyonlarına yönelik baskılar, bunun bir sonucudur.
AKP'nin Kürt basınına yönelik uygulamaları sadece bununla sınırlı değil. Sosyal medya alanında da Kürtlerin sesinin kısılmasının gerekli olduğunu düşünüyor. Gezi olaylarında Twitter'ın "Tam bir başbelası" olduğu en üstten ifade edilirse, AKP'nin sosyal medyadan çıkan aykırı seslerden rahatsız olduğu görülür.
AKP'nin bu rahatsızlığını açık açık ilan etmesinden sonra ise Facebook, Kürt sayfalarına karşı bir tırpan hareketi başlattı. Tırpan hareketi, kaynağını Facebook'un yazılı topluluk kurallarından almıyor. Bu apaçık. İçeriğini, şeklini şemalini bilmesek de, kirli çıkarların Kürtlere karşı geliştirilen bu tırpan hareketinde etkili olduğu daha yüksek bir ihtimal.
Görüntü aldatıcı
Maddenin halleriyle ilgili öğretilen bir şey daha vardı; madde halden hale girse de yine de aynı maddeydi.
Günümüzde sistem de, bu sistemin önemli aktörleri tekelci şirketler de, toplumsal değişimler karşısında özgürlükçü görünse de, zorlandıklarında ya da iştahları açıldığında bir anda kuzu postunu atıp kurda dönüşüyorlar. Yani şirin görünen imajın altında, büyük bir çirkinlik yatıyor.
Bütün bunlar olup biterken bir yanılgıyı da gündeme getirme gerekliliği var. 300 bin takipçisi olan sayfalar birer birer kapatılırken, sayfa adminlerinin daha çok kaderlerine razı olma gibi bir durumları var. "Tepki gösterilirse sonuç alınır" diye bir şey söyleyemem ama, tepkisizliğin terbiyesizlik ve ahlaksızlığa büyük bir cesaret verdiği ortada.
İşte bu noktada sayfa adminlerinin vereceği tepki, en azından bireyin, kendisine dayatılan bu ölçüsüzlüğü kolay kolay kabul etmeyeceğinin bir göstergesi olduğu gibi, takipçilerine karşı da sorumluluğunun gereğidir.