Bir şiddet öyküsü anlatmak istiyorum. Bir yanda, dışı muhtemel özel olarak imal edilmiş ek olarak dayanıklı, ve çeliğe su verilmiş, eğer her zamanki yolsuzluklarını yapmamışlarsa – ki her zaman yolsuzluğa karşı değilimdir- zıhlı araçlarıyla güvenlik güçleri, tepelerinde ilaçlı sıvılarını yüz metreye kadar atabilen su topları, geniş açılı ekranları, kalın lama demirleri ile korunaklı camları, 3 kapı kilidi ve nasıl hareket edeceklerini kulaklarını fısıldayan telsizleri, telefonları, ve önlerinde kenti yıkanlarla işbirlikçiliklerini ele veren kepçeleriyle TOMA’lar, öte yanda başları atkılar, belki üstlerine viks sürülmüş, İstiklal  caddesi maske karaborsasında 2 liraya satılan, boyacı maskeleri ya da ender olarak ucuza bulunmuş ya da verilmiş bir gaz maskesi ve renkli işçi baretleriyle, ellerinde en büyüğü avuçlarına sığacak büyüklükte taşlarıyla göstericilerin bu zavallı TOMA’lara uyguladıkları şiddet…

Bir yanda tepelerinde ki helikopterlerden aldıkları koordinatların iletilmesiyle harekete geçen, copları, kalkanları ve gaz bombaları ve onunla birlikte gaz kapsüllerini doğrudan insanlara gönderebilen tüfekleri, birisini vurup düşürdüklerinde birbirlerini kutladıkları plastik mermi nişancıları ve hepsinin de belinde, her daim hazır bulunan beylik silahları ve gerçek kurşunlarıyla devlet güçlerine çapulcular tarafından uygulanan iki tahta ya da demir arası gerilmiş kauçuktan imal edilmiş dehşetli sapanları ve belki Molotoflarıyla uyguladıkları şiddet…
El Salvador da gerilla mücadelesi sırasında, San Salvador da, halkın büyük bir gösterisi sırasında, sokak tiyatrosu yapılıyordu.  Dört kişi yüzleri renkli renkli boyanarak, ağızları bir kulaktan öbür kulağa kadar genişletilmiş ve uçlarına küçük toplar yapıştırılmış palyaço burunlarıyla sokak tiyatrosu yapıyorlardı. Üç meyve kasasının üstünden ibaret bir sahneydi. Molotof kokteyl tarif ediyorlardı.; ‘Bunları birleştirince bizi korur çünkü’ diyorlardı. Bu sırada hepsi birden tek mikrofona eğilerek, genişletilmiş ağızlarının derinliklerinden bağırıyorlardı. El Pueblo unido como seda vencido- Birleşen halk yenilmez.
TOMA kenarlarına iliştirilmiş televizyon muhabirlerinin; sağ duyulu gösterici, marjinal grup tasnifi altında ilerleyen bin TOMA, belki bugün çocuklar gibi şen. Sanıyorlar ki şiddet tekelinin mensubu olmak, iktidar eteklerinde yol almak, her zaman korunaklı bir şemsiye olacak kendilerine. Belki Roboski davasının da gösterdiği gibi, kimsenin görevi olmayacak onları yargılamak. Yanılıyorsunuz. Sizi o kalınlaştırılmış zırhın içinden çıkardıklarında, üniformalarınızı sıyırdıklarında ne kadar çıplak olduğunuzu anlayacaksınız ve sadece demokrasinin insafına kalacaksınız.      
Taksim dayanışmanın saldırıdan önceki son toplantısında, ‘referandum’ kararı da çıkmıştı. Yani bundan sonra ne yapacaklarını ‘isyana’ soracaklardı. Bu cumartesi ve pazar gerçekleşecek bu referandum da barikatlara, direniş meydanlarına, sokaklara, Türkiye’nin her yerine konacak,  sandıklarla ne yapılması gerektiği sorulacaktı. Sadece evet ya da hayırdan ibaret olmayan, egemenlerin karikatür demokrasisi yerine isyan demokrasisini, radikal katılımcı bir demokrasiyi gösterecekti. Belki de cumartesi günü, Taksim meydanında herkesin konuşabildiği, sadece küfür ve hakaretin yasak olduğu -hatta bana göre yasak, yasak olmalıydı- dünyanın en büyük forumlarından biri, bir milyon kişinin katıldığı bir forum gerçekleşecekti. Bizansı yıkacak bir demokrasi forumu…  
Belki olamasa bile, bize bu sokakları adım adım yaklaştıran, barikatların çocuklarına saygılarımla…