Şiddet de cezasızlık da artacak

1 Temmuz 2021 Perşembe - 23:00

.

.

  • Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı dün itibarıyla resmileşti. Uluslararası Af Örgütü, “utanç verici” olarak nitelediği kararın, milyonlarca kadını şiddet riskiyle karşı karşıya bırakacağını belirtti.

HABER MERKEZİ

Türkiye’nin kısaca “İstanbul Sözleşmesi” olarak bilinen Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden çekilme kararı dün itibarıyla yürürlüğe girdi.

Türkiye, 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılan sözleşmeyi imzalayan ilk ülke olmuştu. Kadına şiddete sıfır tolerans gösterilmesini hedefleyen Sözleşmeden 19 Mart 2021 tarihli Türk Cumhurbaşkanı kararıyla çekilme adımını atmıştı, dün de sözleşmenin sona erdiğine ilişkin karar Resmi Gazete’de yayımlandı. 

Af Örgütü: Faillere tehlikeli bir mesaj verildi

Uluslararası Af Örgütü Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesiyle ilgili Berlin’de bir açıklama yaptı. Açıklamada atılan adımın milyonlarca kadın ve kız çocuğunu daha yüksek bir şiddet riskiyle karşı karşıya bırakacağı ifade edildi. 10 yıl önce imzalanan bu anlaşmadan çekilen Türkiye’nin uluslararası bir insan hakları sözleşmesinden çekilen ilk Avrupa Konseyi üyesi olduğu ve bu bakımdan tarihe geçtiği belirtildi.
Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, “Türkiye kadın haklarında saati 10 yıl geriye aldı ve ürkütücü bir emsal oluşturdu” dedi. “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek, istismar eden, sakat bırakan ve öldüren faillere kayıtsız ve tehlikeli bir mesaj veriyor, bunları cezasız kalarak yapmaya devam edebilecekleri mesajını” diyen Callamard, “Bu vahim karar, tüm dünyada kadın hakları savunucuları için birleştirici oldu ve haklarımıza yönelik gelecek saldırılara karşı durmak için bir araya gelmek zorundayız” ifadelerini kullandı.

Erkek şiddetine uğrayan avukat Fatma Erşen Ünsüren, İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasıyla bu tür vakaların ve cezasızlığın artacağını söyledi.

Avukat Ünsüren: Cezasızlık artacak

Erkek şiddetine uğrayan avukat Fatma Erşen Ünsüren, İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasıyla bu tür vakaların ve cezasızlığın artacağını söyledi.
Hatay’ın İskenderun ilçesinde Avukat Fatma Erşen Ünsüren, Ocak ayında eşi tarafından şiddet gördü. Ünsüren’in şikayeti üzerine eşi K.Ü.’ye dava açıldı.  Davanın 22 Haziran’da İskenderun 8’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması görüldü. Mahkeme, K.Ü. hakkında “yaralama” suçundan 140 gün hapis cezası vererek, cezayı 2 bin 800 TL idari para cezasına çevirdi. “Tehdit” suçundan 25 gün hapis cezası vererek, bunu da 500 TL idari para cezasına ve “hakaret” suçundan da 75 gün hapis cezası vererek, cezayı bin 500 TL idari para cezasına çevirdi. Mahkeme son olarak K.Ü.’ye verilen cezaların “hükmünün açıklanmasını geriye bırakılmasına” karar verdi. 
 
Mağdurken sanık oldu

K.Ü.’nün şikayeti ile mağdurken sanık durumuna düşen Avukat Fatma Erşen Ünsüren, Mezopotamya Ajansı’na verdiği demeçte, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinin kadınları mağdur edeceğini söyledi. Ünsüren, sözleşmenin kaldırılmasıyla şiddet vakaları ve cezasızlığın artıracağını belirtirken, sözleşmeden çıkmanın kadının kendini daha korumasız hissetmesine neden olacağını ifade etti.

Aile içi şiddete karşı cezaların yetersiz kaldığını ve çoğu zaman faillerin cezalandırılmadan serbest bırakıldığını vurgulayan Ünsüren, “Yargılamanın sonucunda şiddet mağduru bir kadın olarak ben de hayal kırıklığı yaşadım. Şiddete maruz kalırken, kaçıp kurtulmaya çalışmak suç mu diye düşünür oldum? Ne yazık ki meşru müdafaa hükümlerinin uygulanmaması karşısında büyük bir hayal kırıklığı içindeyim. Ama her ne olursa olsun verdiğim onurlu mücadele bile şiddet mağduru birçok kadına örnek olup sessiz kalmamalarına bir nebze de olsa katkı sağlayacağı için de umutluyum” dedi.
 
Yeniden yürürlüğe konulmalı

İstanbul Sözleşmesi yürürlükteyken bile hükümet tarafından gerekli şekilde uygulanmadığına değinen Ünsüren, sözleşmenin yeniden yürürlüğe konulması gerektiğini söyledi. Ünsüren, şöyle sürdürdü: “Kadına karşı şiddetin önlenmesi noktasında caydırıcı cezalar verilmesinin yanında, toplum olarak bilinçlendirilmemiz gerektiğini düşünüyorum. Şiddetin çözüm olmadığını yaşam hakkımızın elimizden acımasızca alınamayacağını düşünüyorum. Ayrıca Türk Ceza Kanunu’na ‘ısrarlı takibin’ bir an evvel ek madde olarak konulması gerektiği kanısındayım.”

Bana öldükten sonra sahip çıkmayın!

Sakarya Karasu’da boşanma aşamasında olduğu Recep Y. tarafından evinin kapısı tekmelenen ve ölümle tehdit edilen kadın, erkeğin hala tutuklanmamasına tepki göstererek, “Ben yaşıyorum ve bugün bana sahip çıkılırsa yaşamaya devam edebilirim. Ben öldükten sonra sosyal medyada arkamdan paylaşım yapmanın hiçbir anlamı yok” dedi.

Sakarya’nın Karasu ilçesinde yaşayan bir kadın, evli olduğu Recep Y.’den boşanmak için 7 ay önce dava açtı.

Recep Y., birçok defa kadının oturduğu eve gidip, boşanma davasından vazgeçmesi için tehdit etti.

Zaman zaman kadının kapısını tekmeleyip, tehditler savuran Recep Y., eve de hasar verdi. Kadın, polise gidip şikayetçi oldu. Bunun üzerine gözaltına alınan Recep Y., ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

Önceki gün yeniden kadının evine giden Recep Y., yine kapıyı tekmeleyip, kadını ölümle tehdit etti.

Kadın, Recep Y.’nin tehditlerini ve kapıyı tekmelediği anları cep telefonu kamerasıyla kaydedip, ‘Ölmek istemiyorum, lütfen sesimi duyun’ yazarak, sosyal medyadan paylaştı.

Sürekli ölüm korkusu

Bir ajansa yaşadıklarını anlatan kadın, sürekli ölüm korkusu yaşadığını söyledi. “‘Seni öldüreceğim, her şeyi hazırladım sonra da buradan gideceğim’ diyor. Bu beni korkutuyor, 3 çocuğumla evimin bahçesine bile inemiyorum korkudan. 

Yaşarken sahip çıkılsın

Ölmekten korkuyorum çünkü sürekli ölüm tehditleri alıyorum ve yapabilir, bunu da biliyorum. Kurtulamıyorum. Ben dava açtım, bugün tekrar ifade vermeye çağırdılar ama şu ana kadar bir sonuca ulaşamadık. Ben yardım istiyorum artık. Sokağa çıkamıyorum, çocuklarımla parka bile gidemiyorum. Karşıma çıktığı zaman biliyorum ki beni vuracak. Ben çocuklarımla mutlu şekilde yaşamak istiyorum, başka bir şey istemiyorum.

Ben öldükten sonra tutuklansa ne anlamı kalır ki? Ben yaşarken bana sahip çıkılsın istiyorum. Bu yüzden paylaşım yapmak zorunda kaldım çünkü sesimi duyuramadım. Ben yaşıyorum ve bugün bana sahip çıkılırsa yaşamaya devam edebilirim. Ben öldükten sonra 2 gün sosyal medyada arkamdan paylaşım yapmanın hiçbir anlamı yok. Çocuklarım var benim, çocuklarım için destek istiyorum.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.