Şiddet, toplumsal kırılma yaratacak

20 Ağustos 2021 Cuma - 17:00

.

.

  • Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) üyesi Tülin Eraslan: “Kadınlara yönelik saldırıların sürmesi halinde toplumsal kırılma yaşanacaktır. Kadınlar olarak son noktadayız.”

 

SEMRA TURAN/MA

Kadına yönelik şiddetin artışıyla paralel kadınların da çözüm arayışları artıyor. Yeni eylem planları üzerine yoğunlaşan kadınlar, kitlesel eylem ve etkinlik takvimini hazırlıyor. Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) üyesi Tülin Eraslan kadına yönelik artan tek yönlü ve çok merkezli saldırıları değerlendirdi.

Eraslan, İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesinin ardından kadın katliamları, şiddet ve saldırıların giderek arttığını belirterek, sözleşmenin feshini hiçbir zaman kabul etmeyeceklerini söyledi. "Fesih kararı kadınları tedirgin, erkekleri daha çok cesaretlendirdi” diyen Eraslan, kadın cinayetleri, şüpheli ölüm ve kadın intiharlarında artış yaşandığına dikkat çekti. Eraslan, “Herkes kendi başının çaresine bakmak zorunda kaldı. Ümitcan Uygun'un Esra Hankulu'yu katletmesi kadınların yaşadıklarını özetliyor” dedi. 
 
Devlet ayrımcı dil kullanıyor
Devletin yaptırımları olmadığı ve ayrımcı bir dil kullandığı sürece kadınların katledilmeye devam edeceğini söyleyen Eraslan, "Kadınların yaşamı ve hayat tarzlarını sorgulayan zihniyet, katliamları legalleştiriyor. Kadın erkek eşitliğini konuşmamız gerekirken, karanlık çağlardaki zihniyete karşı mücadele ediyoruz. İstanbul Sözleşmesi feshinin ardından iktidar kadın cinayetlerinin sonlanacağını söylüyordu. Artan kadın katliamları şunu çok açık bir şekilde gösterdi; demek ki sorunlu veya suçlu sözleşme değilmiş. Eğer gerçekten sözleşme sorunlu veya suçlu olmuş olsaydı şuan kadın katliamlarını konuşmayacaktık. Demek ki sorun yasaları uygulamayan devlet zihniyeti ve cezasızlık politikasıymış. Devlet şu anda, ‘Sözleşmeyi feshettik, cinayetler azaldı' diyebilecek tek bir açıklama yapamaz" diye vurguladı.  

.
Caption


 
Çeteleşmiş devlet
Son dönemlerde artan kadın kayıpları ve şüpheli ölümlere de dikkat çeken Eraslan, "Şüpheli cinayetler ve kadın kayıpları, çeteleşmiş devlet eliyle korunan bir takım suç örgütlerinin sonucudur. Bu kişilerin arkası güçlü olmasaydı bu kayıplar, katliamlar olmayacaktı. Ümitcan Uygun da bu çetelerden biridir. Devletin bu çeteler üzerine gitmediğini, yaptırım uygulamadığını biliyoruz. Devlet bu kişilere göz yumuyor, yaptıklarının üzerini örtüyor" diye konuştu.  

Toplumsal kırılma
Kadınlara yönelik saldırıların toplumsal kırılmaya neden olabileceği uyarısında bulunan Eraslan, "Kadınlar güçlendikçe eril alan daralıyor. Bu da eril zihniyetin işine gelmiyor. Kadınlara yönelik saldırıların sürmesi halinde toplumsal kırılma yaşanacaktır. Bunu iki yönlü ele alıyoruz. Birincisi; devletin yasaları uygulamayarak kadınları yok etmesi, ikincisi; bu durum bir toplumsal uyanışı da getirebilir. Kadınlar olarak son noktadayız” dedi. 

Tahammül gücümüz kalmadı 
Siyasi görüşü ne olursa olsun artık kadınlar için Meclis’in bir araya gelip politik bir mücadele adımı atması gerektiğini söyleyen Eraslan, konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: "Kadınlar cephesinde saldırılara yönelik her an her şey olabilir. Katliamlara karşı neler yapacağımızı tartışıyoruz. Saldırılara dur demek için eylem hazırlığı içindeyiz. Bu konuda artık tahammül gücümüz kalmadı. Toplumsal kırılma boyutuna gelmiş durumdayız. Devletin sorumluğunu yerini getirip, yasaları uygulamasını istiyoruz. Bu ülkenin yarısı üzerinde bir cins kırımı yaşanıyor. Tüm partilerin Meclis’te kadınların yaşadıklarıyla ilgili özel gündemle toplanıp, ortak bir irade ve duruş sergilenmesini istiyoruz.”
 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.