AKP döneminde yüzde 1400 oranında artan kadına karşı şiddet, 'elektronik kelepçe' formülü ile azaltılabilir mi, sonlandırılabilir mi?' sorusunu bile 'hayal' kabul etmek, aslında ipucu niteliği taşıyor.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, geçtiğimiz günlerde eşine şiddet uygulayan ve evden uzaklaştırma cezası alan erkek için, 'elektronik kelepçeli teknik izleme sistemi'ni uygun bulduklarını, şiddet uygulayıcı erkeği bu yöntemle takip edeceklerini bildirdi.
'Elektronik kelepçe' formülününün yeterliliği ve uygulanabilirliğini Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği Genel Koordinatörü Sevna Somuncuoğlu'na sorduk.
Sevna Somuncuoğlu, sözkonusu amaçla takılacak elektronik kelepçeleri, "kadının şiddete uğradıktan sonra, bir koruma kararı çıkarmasını müteakip takılabilecek kelepçeler" diye özetledi.

'Evli olmayanlar nasıl korunacak?'

Somuncuoğlu, özetlediği aşamaların, yöntemdeki en büyük eksikliği de açıklar nitelikte olduğunu vurgulayarak, "Yani kadın yine şiddete uğruyor; sonra karakol, savcılık, koruma kararı ile uğraşıyor ve sonra kelepçeli yöntemle korunmaya çalışıyor" diyor.
Ancak, elektronik kelepçenin uygulanabilirliğinde tek eksik bu da değil. Malum, kadına karşı şiddet, yalnızca 'eşinden şiddet gören kadının' sorunu değil. Somuncuoğlu, bu noktada ise, şu haklı soruları yöneltiyor: "Resmi nikahlı olmayan kadınlar ne olacak? Evli olmayanlar ne olacak? Eşinden değil de diğer aile bireylerinden şiddet görenler ne olacak, korunamayacak mı?"

'Önce zihniyet...'

Uçan Süpürge Koordinatörü Sevna Somuncuoğlu, eleştirilerini şöyle sürdürüyor: "Dolayısıyla kelepçe yöntemini koruyucu ve/veya samimi bulmuyoruz. Kadın erkek eşitliği en tepeden başlayarak kabul edilmediği zaman, bu ev içinde kadına şiddet olarak yansıyor. Erkekler kendi tahakkümünden çıkarmak istemedikleri kadını ya sindirme ya öldürme yoluna gidiyor. 'Ya benimsin ya toprağın' zihniyeti eşitliğin en tepeden başlayarak içe sindirilmesi ile dönüşebilir, değişebilir. Ataerkil sistem içinde getirilen çözümler ve bu zihniyetin uzantısı olarak alınacak önlemler elbette çözüm üretmeyecektir."

Polis ve yargı ne kadar ciddi?

Somuncuoğlu, şiddet gören kadının pek çok aşamayı geçtikten sonra ulaşabileceği 'elektronik kelepçe' formülünün, polis ve yargı tarafından ciddiye alınıp alınmayacağı hususunda da kaygılı: "Polis ve yargı kelepçe meselesini kanunen ciddiye almak zorunda. Ancak daha önceki yasada da yükümlülükleri olduğu halde ciddiye almadıkları, uygulamadıkları pek çok konu vardı. Ne kadar umutlu olabiliriz?"

'Kadının adına bile tahammül yok'


Uçan Süpürge'den Somuncuoğlu, sözkonusu yasa taslağına ve bu çerçevede varlığını koruyan AKP'nin erkek zihniyetine dair eleştirilerini, şöyle noktaladı: "Temelde bu yasa taslağı yine 'mağdur ve mağdura yardım' anlayışıyla oluşturulmuş. Oysa bunun bir hak meselesi olduğu kabul edilse, çözüme yönelik daha fazla yol alınabilir. Siz kadına, şiddete maruz kaldıktan sonra yardım eli uzatma çerçevesinde yasa yaparsanız, yani şiddeti üreten nedenleri ortadan kaldırmaya dönük bir algınız yoksa, üreteceğiniz çözümler de kelepçe gibi yöntemler olabilir. Kadının adını bile telaffuz etmekten imtina eden bir anlayışla bu işler olacak gibi değil. En son bakanlığın adından da kadını kaldırdılar. Öncesini hatırlayalım, Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu'nun adı son anda AKP tarafından 'Fırsat Eşitliği' şeklinde değişti. 4320 sayılı kanun kadına yönelik şiddeti önleme kanunu olması gerekirken aileyi koruma kanunu oldu. Yani kadınların adına bile tahammül yok. Onlar ikinci sınıf vatandaşlar ve adları geçtiği yerde de yardıma muhtaçlar arasında sayılıyorlar. Yani kadın anne olarak, eş olarak ve tabii ailenin temeli olarak sayılıyor. Kadını aile içine hapseden bir zihniyet, ancak mağdur ve yardıma muhtaç penceresinden bakabiliyor. Bakış açınızı en temel insan hakkı olan 'yaşam hakkı' olarak dönüştürmeden, önleyici, koruyucu çözümler sunamazsınız."

ALİ BARIŞ KURT