Nusaybin’de sokağa çıkma yasakları döneminde tutuklanan 70 kişinin yargılandığı davanın avukatı Rengin Ergül, tutukluların mahkemede verdikleri savunmalardan sonra cezaevinde işkence gördüklerini söyledi. Ergül, müvekkillerinin tutuklu yargılanmasının tek nedeninin üzerinde antimon madde artığı ve sigara izmariti üzerindeki DNA örneği olduğunu vurguladı.
Mardin’in Nusaybin ilçesinde sokağa çıkma yasağının devam ettiği 26 Mayıs 2016 tarihinde tahliye edildikten sonra 17’si çocuk, 70 kişi tutuklandı. Ocak 2018’de görülmeye başlanan davanın 3'üncü duruşması, çocuklar yönünden 28 Haziran, yetişkinler yönünden 9-10 Temmuz'da gerçekleşti.
Dava kapsamında, 17 çocuğun yargılaması çocuk mahkemesi yerine Mardin 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor.
Tutuklu yargılanan 70 kişi; Osmaniye, Tokat, Elazığ, Ereğli, Antep, Urfa, Bandırma, Siverek, Erzincan, Kayseri, Sincan, Van, Oltu, Tarsus, Tekirdağ, Metris, Patnos, Midyat, Diyarbakır, İzmir, Çankırı ve Hatay'daki cezaevlerinde kalıyor.
Suçlama konusu yapılan yerden yüzlerce kilometre uzaktaki cezaevlerinde kalan 70 kişi, gerek duruşma salonuna getirilip götürülürken gerekse de SEGBİS ile savunmaları alındıktan sonra askerlerin kötü muamelesine ve baskısına maruz kalıyor. Son duruşmada hazır edilen tutuklular, savunma yaparken cezaevinde gördükleri işkenceyi anlattı.
Her aşamada işkence
Dava avukatlarından Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) üyesi avukat Rengin Ergül, dosya kapsamında 17 çocuğun yargılandığını hatırlattı ve ekledi: “Yetişkin yargılamasını yapan Ağır Ceza Mahkemesi çocuk yargılamasını da Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi sıfatıyla yapıyor. Bu da çocuk adalet sistemine aykırı. Çocuk adalet sisteminde öncelikli amaç, çocuğun korunmasıdır. Ancak mevcut yargılama, çocukların cezalandırılması zihniyetini yansıtmaktadır. Ulusal ve uluslararası hukuka aykırı bir yargılama yapılıyor.”
Ergül, söz konusu iddianameye ilişkin de şu bilgileri paylaştı: “İddianamede Nusaybin’de yaşanan her şey sırayla yazılmış. Nusaybin'de abluka bölgesinden sağ çıkabilen herkes, sivil halk ya da militan ayrımı yapılmaksızın ilçede gerçekleşmiş tüm eylemlerden müştereken sorumlu tutuluyor. İddianamede, kişilere yöneltilen suçlamaları temellendirecek düzeyde delil bulunmadığından yargılanan kişiler suç ve eylemlerle tek tek ilişkilendirilmiyor. Bu nedenle tüm suç ve eylemlerden müştereken sorumlu tutuluyor" dedi.
Tek delil sigara izmariti
Müvekkillerinin tutuklu yargılanmasının tek nedeninin üzerinde tespit edildiği ileri sürülen antimon madde artığı ve sigara izmariti üzerindeki DNA örneği olduğunu vurgulayan Ergül, “Müvekkilimin kıyafetlerinde antimon madde tespit ediliyor. Bir de bir mahallede sigara üzerinde elde edilen DNA’da müvekkilimin üzerinde elde edilen DNA aynı. Makul bir akıl ile sadece o mahallede sigara içtiği iddia edilecekken müvekkilim abluka bölgesindeki tüm asker ölümlerinden, bütün patlamalardan, bütün hendek kazmalarından ve diğer bütün eylemlerden sorumlu tutuluyor. Delillerin kişiyle birebir ilişkilendirilmesi diye bir şey yok. Böyle bir garabet iddianame üzerinde yargılama sürüyor” diye konuştu.
İşkenceci polis duruşma salonunda
Tutukluların savunmalarının devam ettiğini belirten Ergül, şunları kaydetti: “İlk celseye yargılanan 37 kişiyi getirmişlerdi. Salonda yargılanan kişi sayısından çok daha fazla jandarma vardı. Duruşma salonuna sürekli özel harekat mensupları girip çıkıyor. Aleni yargılanma hakkı yönünden aileler ve basının duruşmaları izleyebilmesi için sürekli sorun yaşıyoruz. Mahkeme salonun kapasitesi yönünden sadece 10 kişiye izin veriyor. İlk celsede şöyle bir hadise yaşandı; yargılanan kişilerden birkaçı salonda bulunan bir polisi teşhis etti. 'Gözaltında bize işkence yapanlardan biri oydu' dediler. Mahkemeden ısrarla kimlik tespiti yapmasını ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için polis memurunun dışarı çıkartılmasını talep ettik. Ancak birçok talebimiz gibi bu da reddedildi" diye belirtti.
Savunmalar işkence olarak dönüyor
Ergül, yargılanan kişiler savunmalarında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ve Efrîn’e yönelik işgali kınadıklarını ifade ettikleri için savcılık tarafından haklarında “suç ve suçluyu övmek” ile “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu dile getirdi.
Kaldıkları cezaevlerinde müvekkillerinin sürekli kötü muamele ve işkence tehdidiyle karşı karşıya kaldığını dile getiren Ergül, “Özellikle; Osmaniye 2 No'lu Cezaevi'nde kalanların sürekli işkence, kötü muamele ya da onur kırıcı muameleye maruz kaldığını biliyoruz. Dosyada yargılanan tutuklular cezaevi koşullarından şikayetçi. Duruşma için her geliş-gidişlerinde onur kırıcı muamele gördüklerini söylüyorlar." vurgusu yaptı.
Tutukluların gözaltında gördükleri işkenceye dair savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu belirten Ergül, “Şikayetçi tarafı olduğumuz dosya bizden gizleniyor. Soruşturmanın detaylarını öğrenemiyoruz, kısıtlı olarak erişebildiğimiz evraklar yönünden dosyada hiçbir işlem yapılmadığını anlayabiliyoruz" diye konuştu.
İSTANBUL