„Birikmiş anılar var
çivilenmiş usumun duvarlarına
Boşlukta sallanıp duruyor sesim
Sömürge sabahlarına
göçlerle uyanıyorum
Mayınlı bölgelerde bıraktığım
dilimi arıyorum
İçimdeki kıyımlarda
Bak iki yanık ayak kaldı
kardeşimden
Hangi dille anlatılır bu acı...“


Şair, yazar, müzisyen Hilmi Nar’ın ilk şiir kitabı „Hayata ve Zamana Dokunuşlar“ Rezan Yayınevi’nden çıktı. İlk baskısı Şubat 2012’de yapılan kitabın yoğun ilgi görmesi üzerine ikinci baskısı da mart ayında yapıldı.
Fransa’nın Strasbourg kentinde yaşayan Hilmi Nar, ilk geldiği zamanlarda herkes gibi sürgün hayatının zorlukları ile tanışır. Nadiren bulduğu inşaat işlerinde mesai yaparak hayata tutunmaya ve yaşamını idame etmeye çalışır. Sürgünde yaşamanın zorluklarıyla birlikte sömürü ve hak gaspına maruz kalan Nar, bu çıkmazı şiir ile aşma arayışına girer. Şiirlerini „Hayata ve Zamana Dokunuşlar“ adlı kitapta toplayan Nar için bu yaşama tutunmanın bir aracı da olur.

Müzikal bir yön barındırıyor

Aslında planlı ve programlı bir çalışmanın ürünü olmayan bu kitap Avrupa’ya gelince sözkonusu olan parçalanmışlık duygusunun dışa vurumu olmuş şair için. Şairin yaşadıklarını tanımlama isteği ile ortaya çıkan sözcükler müzikal bir yön barındırıyor kendi içinde. Cezaevinde kaldığı süre içinde de yazım çalışmaları yapan Nar, sürgün sırasında yazılarının bir kısmını kaybeder. Ancak sürekli ve düzenli bir yazma hali her zaman vardır. Cezaevi dönemlerinde de çözümsüz kaldığı anlarda kendini yazmaya vermek Nar için bir anlamda rehabilite olmaktır. Şiirleri bu nedenle içe dönük bir yansıma olmasına karşın politik ve sürgünde yaşayan her insanın kendini bulduğu, bulacağı kapsayıcılığı içinde barındırır.

Kişisel tarihten bir halkın tarihine

Kitap fikrinin ortaya çıkışı eşinin desteğiyle olur. Eşi, Nar’ın şiirlerini, bu alanda çalışma yürütene kişilerle paylaşır, olumlu tepkiler gelince de kitap fikri ortaya çıkar. Nar’ın kitabı bu anlamıyla kayıp bir kişiliğin arayışları sonucunda kendini bulmasının anlatımı özelliği de taşıyor.
Hilmi Nar’ın şiirleri, sadece iç dökümü değildir. Ülkesine özlem ile birlikte o coğrafyada yaşanan zulümlere değinerek, kişisel tarihi üzerinden Kürt halkının yaşadıklarını yansıtmaya çalışır. Şiirin aslında ne üzerine yazılırsa yazılsın insanın ideolojisinin ürünü olduğuna inanan Nar, bir şairin hayattaki duruşuna göre şekillendiğine inanıyor.
„Bir sert rüzgar esti durdu
gençlik düşlerimizin üstüne
Bir bildiriye tutunamayıp
kayıp düşen sözcüklerdik...“


Ufkun genişliğinden doğar kısa cümle

Hilmi Nar, şiiri diğer yazım türlerinden ayıran en önemli özelliğin imgesellik olduğunu vurguluyor. Çünkü şaire göre yaşananları çok kısa cümlelerle ifade etmek insanı kısıtlarken aslında ufkunun genişliğini ortaya çıkarıyor. Nar’a göre bir şair yaşadıklarını ne kadar kısa şekilde ifade edebiliyorsa bu onun ufkunun genişliğinin ispatı anlamını taşıyor. Bu nedenle şairlerden en çok Ahmet Arif ve Şükrü Erbaş’ı beğeniyor. Her ikisinde de derin ifadeleri, herkesin anlayabileceği şekilde anlatma yeteneği olduğunu belirtiyor.
Nar’ın en çok eleştirildiği konu ise şiirlerinde kafiye kullanmaması. Nar ise bir şairin kelimeler birbirine uysun diye değil bir gerçeği anlatmak için yazdığını dile getiriyor.
Şaire göre, roman ve öyküde bir ana fikir vardır ancak şiirde bunun okuyucuya göre değişiyor. Bu nedenle şiirde kategorileştirmenin doğru olmadığını düşünüyor. Nar’a göre şiirde birçok tema aynı anda işlenebiliyor. Bazı şiirlerinde bir olay betimlemesi var gibi görünmesine rağmen bazen bir yerde bitiyor ve okuyucuya sonu kendisi tamamlama fırsatı veriliyor.

Zamansız şiirler

Hilmi Nar’ın kitabında göze çarpan en belirgin özellik ise şiirlerinde tek tek başlık kullanmaması. Yine şiirlerde bir zamansızlık sözkonusu. Burada okuyucuya  zamansızlık tanınarak düşün sahasının genişlemesine imkan sunuluyor. Kitap “hayata dokunuşlar” ve “zamana dokunuşlar” adlı iki bölümden oluşuyor.
„O çocuklar dağlardan
inecekler bir gün
Onurlu ve başları dik
Kürt ve Türk kadınları
çiçeklerle karşılayacaklar
Zafer işaretleri yapacaklar
çocuklar gerillaların omuzlarında
yorgun omuzlarında
Bir daha hiçbir yoksul çocuk
sermayenin tetikçisi olmayacak
Ve güneş Mezopotamya’dan
aşkla aydınlatacak
Anadolu’yu.“


Roman üzerine çalışıyor
1975 yılında Çewlîg’in Kehnî Reş (Karlıova) ilçesinde doğan Hilmi Nar, henüz lise yıllarında siyasi nedenlerle tutuklanır. 1992-2000 yılları arasında üstelik cezaevlerinde insan hakları ihlallerinin yoğun yaşandığı bir dönemden sonra 2002 yılında sürgün hayatı başlar. Evli ve bir çocuk babası olan Nar, şu sıralar bir roman üzerine çalışıyor. Geçimini sağlamak için de inşaat sektöründe fayans ustalığı yapıyor. Nar, kendini ifade aracı olarak şiir yazmayı da sürdüreceğini belirtiyor. Bu yıl Adana Kitap Fuarı‘na katılan Hilmi Nar, ATİK tarfından düzenlenen 22. Kültür Sanat Festivali’nde şiir dalında ikincilik ödülüne layık görüldü.


BARAN BOZKURT/STRASBOURG