
Olağanüstü Hal (OHAL) ile birlikte gündemden düşmeyen Türk cezaevlerinde artan cinsel saldırı ve işkence sıkıyönetim uygulamalarını aratmıyor. Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı, cezaevlerinde sıkıyönetim askeri cezaevlerinden bu yana görülmemiş işkence yöntemlerinin kullanıldığını belirtti. OHAL ilanından bu yana 40 bin tutuklama, 80 binin üzerinde gözaltı ve 100 binin üzerinde kamu görevlisinin işine son verildiğini hatırlatan Kozağaçlı, OHAL uzadıkça bu tablonun da ağırlaşacağının altını çizdi.
İlk 5 gün örneği
Kozağaçlı, “Basit bir örnekle ilk 5 gün avukatıyla görüştürülmüyorsa biri, bu 5 gün içersinde ona işkence yapılıyor demektir. Eğer yasanın emrettiği gibi hekimin gözaltı denetimini sağlık biriminde yapmasını sağlamazsanız, hekimi alır sağlık birimine götürürseniz bu işkenceyi tespit edemeyeceksiniz demektir” dedi.
30 gün gözaltı
Soruşturma ihtiyaçları dışında gözaltının 30 güne çıkarılmasının “işkence tehlikesi” anlamına geldiğini ifade eden Kozağaçlı, yatak olmadığı halde cezaevlerine 40 kişinin konulmasının işkence, temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması anlamına geldiğini söyledi.
Özellikle kadınlara
Ülkenin her yerinde özellikle siyasi kadın tutsaklara yönelik çok ağır saldırıların olduğunu hatırlatan Kozağaçlı, yapılan son 40 bin tutuklamada hem gözaltı süreçlerinde hem de cezaevlerinde işkencenin söz konusu olduğunu dile getirdi. 10 yıldır hiç görülmeyen işkence yöntemlerinin ülke genelinde yeniden uygulanmaya başladığına vurgu yapan Kozağaçlı, bu işkencelerin üzerinin ise örtbas edildiğini söyledi.
Cinsel saldırı var
Tutsakların çırılçıplak soyularak kaba dayaktan geçirildiği, cop ve farklı materyallerle cinsel saldırı gibi işkencelere maruz kaldıklarına dikkat çeken Kozağaçlı, unutulan yöntemler olan kıç ve ayak falakasının yeniden devreye konulduğunu kaydetti.
İletişim cezası
Tutsaklara aile görüşü yasağı ve mektup yasağı gibi sınırlamaların getirilmesinin işkencenin artmasına neden olduğunun altını çizen Kozağaçlı, devletin kendisinin işkence görüntülerini paylaştığını ifade etti.
Müdahale edilmiyor
Yapılanların hiçbir hukuksal karşılığı olmadığını kaydeden Kozağaçlı, İdare Mahkemeleri’ne, Danıştay’a, Anayasa Mahkemesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurular yaptıklarını anımsattı. Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye daha önce de bu insan hak ihlallerine ilişkin zamanında müdahale etmediğini aktaran Kozağaçlı, bu kurumların yaşanılanları gördüğünü ancak özel bir müdahalede bulunmadıklarını dile getirdi.
OHAL kalkmayacak
Hükümetin özellikle Kürt halkına yönelik ağır saldırı ve uygulamalarının olduğunu anımsatan Kozağaçlı, OHAL’in devam edeceğini kaydederek, şunları aktardı: “Bu da bize şunu gösteriyor; siyasal iktidar kendisini güvende hissetmeden hiç kimsenin kendisine yeniden bir muhalif olarak şekillenmesine izin vermeyecek.”
Hepsini biliyorlar
İktidarın korunması için yargının kullanıldığını söyleyen Kozağaçlı, “Anayasaya aykırı davrandıklarını biliyorlar. Ölümlerin olduğunu, sistematik ve yaygın işkence yapıldığını, bunların hepsinin hesabının sorulacağını biliyorlar. Ama şu anda tek önemli şey, siyasal iktidarın iktidarda kalmaya devam etmesinin sağlanması ve yeniden kendilerine referandum yoluyla parlamenter sistemi değiştirerek bir iktidar alanı yaratmak.
Yargı yok
Aslında yargı diye bir şey de yok. Türkiye’de hatta belki dünyada yüzde 40’ı ağır cezalık bir suça karışmış olan hiç bir meslek grubu yoktur” diye konuştu.
DİHA / İSTANBUL