
Dünyada en uzun süren savaşlardan biri olan FARC-EP ile Kolombiya devleti arasında başlayan müzakerelere sürecine dikkat çeken Yeğin, tarafların müzakereler sonucunda oluşturulan ajanda doğrultusunda hareket ettiğini belirtti. Yeğin, Kolombiya ile FARC-EP arasında karşılıklı ateşkesin olmadığını, FARC-EP'nin kısa süre tek taraflı bir ateşkes ilan ettiğini; ancak Kolombiya'nın saldırılarına devam etmesi üzerine FARC-EP'nin ateşkesi bitirdiğini hatırlattı. Yeğin, "Diğer barış görüşmelerinde taraflar ilk önce ateşkes ilan ediyorlar. Ateşkes ilan ettikten sonra müzakereye geçiyorlar. Ama burada ilginç olan Kolombiya devleti ateşkes ilan etmedi ve bombalamaya devam etti. Gerilla tek taraflı belli bir süre ateşkes ilan etti. Bu süre içerisinde devlet tarafından adım atılmayınca silahlı eylemlerine devam etti. Ancak bu durum bile müzakereleri kesmedi; çünkü iki taraf ilk başta dışarıda ne olursa olsun masadan kalkılmayacak diye birbirlerine şart koşmuşlardı" dedi.
Karşıdaki muhatap görülmeli
Yeğin, genel olarak örgütler ile devletler arasında başlayan müzakereler öncesi iki tarafın da iyimser olmadığını, bunun da müzakerelerin barış yolunda bir ilerleme kaydetmesi konusunda engel teşkil ettiğine işaret etti.
Taraflar arasında gerçekleştirilen görüşmelerde tarafların karşısındakini muhatabı olarak görmesi gerektiğinin altını çizen Yeğin, "Burada en önemli şey dil meselesidir ve bu daha Türkiye'de gerçekleştirilmeyen bir şey. Siz masaya oturduğunuz andan itibaren artık karşınızdaki taraf terörist olmaktan çıkmıştır. Masada sizin muhatabınız haline gelmiştir. Tarafların masaya oturduktan sonra artık eski tanımlamalarından vazgeçmesi gerekiyor" diye konuştu.
El Salvador barış görüşmelerini örnek veren Yeğin, 20 yıl önce imzalanan anlaşmada, El Salvador devletinin bazı kavramları ve tanımlamaları kullanmaktan vazgeçtiği için barış koşullarının erken olgunlaştığu vurguladı. Yeğin, şöyle devam etti: "Roberto Canas barış anlaşmasında en önemli noktalardan biri tırnak içinde o terörist kavramının kalkması idi. Askeri okullarda polis okullarında bütün eğitim değişti. Adalet Bakanlığı'nın yaptığı eğitimler değişti. El Salvador'da ordu 80 binden 20 bine düştü. Ve bu 20 bin kişinin içine de 2 bin gerilla katıldı. Devletin güvenlik güçlerinin onda biri gerillalardan oluşuyor. Böylece bir başka darbenin önüne geçilebileceği kanaatine varıldı."
'Müzakere masası zafer masası değildir'
Müzakereler devam ederken örgütlerin lider kadrolarına karşı düzenlenen komplo ve suikastlara değinen Yeğin, Kolombiya'da 2001 yılında devlet ile yürütülen barış görüşmelerinde devletin barış delegelerinden olan FARC'ın gerilla komutanlarından Simon Terinidat'ın da 2004 yılında kaçırılarak Kolombiya'ya ve ardından ABD'ye teslim edildiğini bildirdi. Yeğin, ''Burada uygulanmaya çalışılan barış için oluşturulan masayı ortadan kaldırmaktır" dedi. Müzakerelerin hem devlet hem de örgütler açısında bir deneyim olduğunu dile getiren Yeğin, örgütlerin daha önceki müzakereleri göz önünde bulundurarak, müzakere ve görüşmeleri lehlerine çevirmeleri gerektiğini belirtti. Yeğin, bu deneyimlerin üzerinden barış anlaşmalarının ortaya çıktığını ifade ederek, "Bu yüzden gerilla hareketleri dünyadaki bu barış süreçlerini, kendine ilişkin yaşananları mutlaka çok iyi çalışmalıdır ve bu süreçleri çok iyi incelemelidir. Şunu unutmamak lazım; müzakere masası zafer masası değildir. Karşılıklı alıp verme masasıdır. Tabi ki bu alıp verme masasında devlet sizi tasfiye etmeye çalışacaktır" diyerek, Sri Lanka örneğini verdi. Yeğin, tüm bu deneyimlerin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan öncülüğünde devlet ile başlatılan görüşmeler için önemli olduğunun altını çizdi.
Öcalan'ın şartları değişitirilmeli
Metin Yeğin, müzakere sürecinde tutuklu örgüt liderlerinin rollerine ve müzakerelere sunacakları katkılara da dikkat çekerek, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik yaklaşımları da değerlendirdi. Yeğin şunları ifade etti: "Kürt Hareketi ile yürütülen görüşmelerde, Öcalan'ı süreç dışında tutmak sürecin önüne set çekmektir. Bu süreçte Öcalan'ın rolü hiçbir zaman kalkmadı ve bu hükümet tarafında da anlaşıldı. Bundan dolayı Öcalan'ın görüşmelere katılması, görüşmelerdeki şartlarının düzeltilmesi gerekir. Kürt Hareketi bu süreçte en önemli aktörün Öcalan olduğunu beyan etmiştir. Kimse de bu gerçeği ortadan kaldıramaz ve bu sürecin onun üzerinde yürümesi gerekir. Zaten Öcalan'ın müzakereye katılması Kürt hareketinin taleplerinden bir tanesidir."
Zapatistaların yolu
Müzakere süreçlerinin açık ve şeffaf yürütülmesinin önemini de vurgulayan Yeğin, bugüne kadar devlet ile örgütler arasında yapılan müzakerelerde en sağlam yolu Zapatistaların izlediğini belirterek, "Meksika ile Zapatistalar arasında yürütülen müzakerelerde ne olduysa, Zapatistalar hemen çıkıp halka duyurdular. Halka duyurdukları zaman masa üstündeki oyunlar ortadan kalktı" dedi.
'Silah bıraktırma gerçekçi değil'
Yeğin, müzakerelerin başlaması için devletin, "PKK'nin silah bırakması gerektiği" şartını koşmasının da gerçekçi olmadığını belirtti. Bunun teslimiyet durumu olduğuna vurgu yapan Yeğin, "Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şartın benzerine rastlanılmadı. Bu bir anlamda teslimiyet durumudur. Bir gerilla hareketi zaten normalde böyle bir çağrıya uymaz. Belli adımlar üzerinde olabilir. Bir tek ETA silah bıraktı, bir anlamda. O da belli bir sürecin sonunda oldu. Zaten silahlarını teslim etmedi, silahlı eylem yapmayacağını açıkladı" dedi.
Tarafların birbirine güven vermesi halinde Türkiye'deki Kürt meselesinin dünyanın diğer bölgelerinden yaşanan sorunlardan daha önce barışa ulaşacağına inandığını dile getiren Yeğin, şunları söyledi: "Bana göre buradaki barış süreci Kolombiya'dan daha yakın görünüyor. Bundaki en önemli nedenlerden bir tanesi, uluslararası koşulların her iki tarafı zorlamasıdır. Türkiye Cumhuriyeti, Ortadoğu'da bu sorunu çözmek zorundadır. Kürt Hareketi de halkın barış çağrısı karşısına 'hayır' diyemez; çünkü her bir hareket mutlaka halkla iç içedir. Onun dediklerini eninde sonunda gerçekleştirmek zorundadır. Bu yüzden bana yakın bir süreç olarak gözüküyor."
DİHA/İSTANBUL