Kandil “geri çekilmeyi durdurduğu zaman”, Hükümet’in “sesi” çıkmadı. İmralı, “AKP Kandil’e başka yol bırakmadı“ deyince de Hükümet’ten “tık” yoktu. Başbakan çıkıp, “görüşmelerin ipi kopar” demedi.

Ne dedi? “Süreç devam ediyor” dedi. Başka ne dedi? “Öcalan’la MİT arasında görüşmeler sürüyor” dedi…
Bu bence, son derece “tutarlı” ve “makul” bir tutumdu.
Düşünebiliyor musunuz? “Çözüm sürecinin” “birinci aşaması” tümüyle “gerillanın sınır dışına çekilmesi” süreci olarak planlanmış ve KCK “Hükümet ikinci aşamaya geçmediği için çekilmeyi durdurduk” diyor ve Hükümet “görüşmelerin ipini koparmıyor”.
Siz dünyada bu kadar “tutarlı” ve “makul” bir hükümet bulabilir misiniz? Ben aradım, taradım bulamadım.
Diyeceksiniz, “hükümet çekilme durdurulunca sesini çıkaramadı, çünkü kendi suçunu biliyordu, ikinci aşamaya söz verdiği halde geçmemişti, o nedenle KCK’ye ‘çekilmeyi durdurma, yoksa görüşmelerin ipi kopar’ diyemedi…”
Olabilir? “Kendi suçunu görmek” de bir “tutarlılık” ve “olgunluk” işareti değil midir? Bence öyledir. Bir devlet, hem sınırlarının içinde silahlı isyancılar olacak, hem de onların Başkanıyla görüşmeler yapacak; o silahlı isyancılar, ‘çekilmeyi durdurduk’ dedikleri halde, bu ‘görüşmelerin ipini koparmayacak’… İnsan ne diyeceğini şaşırıyor, bu “tutarlılık” ve “makuliyet” karşısında dili damağı bir birine yapışıyor; bugüne kadar bu devlete ve hükümete yöneltilmiş tüm eleştirilerden hicap duyuyor.
Evet…Bu kadar “tutarlı” ve “makul” bir hükümete karşı, hiç birimizin tek kelime olsun “sitem”de bile bulunmaya hakkı yoktur.
İnsan hiç “tutarlı” ve “makul” bir hükümete karşı “saygısızlık” eder mi; hiç “bu dozda mesajlar” gönderip, Muhterem Başvekilin Adalet Nazırı’yla “arayı bozmaya” yeltenir mi?
Elbette böyle olmaz. O nedenle, Hükümetimizin ve onun başındaki Başbakanımızın, Adalet Bakanımızın ve bunların tümüne “akıl, fikir” veren Başdanışmanımızın, bugüne kadar izledikleri “tutarlı” ve “makul” çizgiden ve “görüşmenin ipine” sımsıkı bağlanmış olmalarından dolayı, mübarek Kurban Bayramlarını can u gönülden tebrik etmek isterim…
İşte böyle…Ben tam, şu Hürriyet yazarı Özdil ya da Ayşe Arman gibi bir “yalakalık” yazısı yazmaya kalkmıştım ki, yandaki bilgisayarın ekranına Başbakan’ın şu sözleri düştü:
“Eğer BDP’nin verdiği mesajlar bu dozda gidecek olursa, Adalet Bakanlığıyla arasını açar ve böyle bir görüşmenin ipleri kopar.”
Elbette bu kadar “tutarlı” ve “makul” bir Başbakan’ın, “mesaj” yüzünden “görüşmenin iplerini koparacağı” aklıma bile gelmezdi. O “tutarlı” ve “makul” Başbakan ki, KCK, Türkiye’nin gözlerinin bebeğinin ta içine baka baka “çekilmeyi durdurdum” dediği zaman bile “görüşmenin iplerini koparmamıştı”, şimdi nasıl olur da Selahattin Demirtaş’ın sert “mesajı” yüzünden “ipleri koparırdı”?
Böylece, şu Bayram gününde sevgili okurlarımı rahatsız etme pahasına şu soruyu onlara sormak zorunda kaldım:
“Sizce, KCK’nin ‘çekilmeyi durdurma’ kararına rağmen ‘görüşmelerin ipini koparmayan’ hükümetin Selahattin kardeşimin ‘mesajı‘ nedeniyle ‘ipi koparması” “tutarlı“ ve “makul” bir siyaset midir?
Bir tarafta “silah”, diğer tarafta “mesaj”… “Silah” görüşmenin iplerini koparmaya yol açmıyor, ama “mesaj” görüşmenin iplerini tarumar ediyor…
Ve arkasından “Adalet Bakanı’yla” ara açılıyor ve bir Bakan, yalnız Türkiye’nin değil, tüm Ortadoğu’nun, dolayısı ile dünyanın şu aşamada en önemli sorunu haline gelmiş olan Kürt sorununda, Kuzey Kürdistan’ı TBMM’de temsil eden bir partinin Eşbaşkanını ceffal kalem “veto” ediyor. Neden? “Sert mesaj” yüzünden…
Elbette “Demirtaşlar susunca”, gelsin gündeme Başdanışma’nın Zihni Sinir projeleri…Hazret işi gücü bırakmış, BDP’yi nasıl “patlatır, çatlatırım” işiyle uğraşıyor.
O halde dikkat! Geçen gün Özgür Politika gazetesinde Ferda Çetin, böyle bir “dikkat” yazısı yazdı ve BDP’nin “içini karıştıran” hem Hükümet’in, hem de Cemaat’in “mikser”lerine karşı herkesi uyardı.
BDP ve Kürdistan Belediyeleri bu “mikserlerin” fişini derhal çekmeli…
Buradan çıkan sonuç şudur: Hükümet, Öcalan’la “görüşmelerin ipini”, “gerillanın ateş etmemesi”ne ve Selahattin Demirtaş’ın da “sert mesaj” vermemesine bağlamış bulunuyor. Herkes “gerillanın silahı susunca”, “siyasetin Demirtaş’ı konuşacak” sanıyordu değil mi?
Öyle sanın: Hükümet, “konuşursan, ipini çekerim” dedi bile…  Siz “pakete yetmez” derseniz, Hükümet de size, “gerillanın susması yetmez, BDP de sussun” der işte…
Ne müthiş bir “çözüm süreci” bu böyle. Eşi menendi yok…Savaşırsan “kan kusturuyor”, konuşursan “susturuyor”…Yani Beşir Beyin dediği gibi, “tutarlı” ve “makul”…