
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Kandil’e giden Al Jazeera’nin sorularını yanıtladı.
Klasik özel savaş şablonları ve Türk iktidarının yargılarıyla röportajını süsleyen Al Jazeera’nin Türk seksiyonu muhabirinin, söz konusu dolgularını bir tarafa bırakarak, Bayık’ın yansıyabilen değerlendirmelerini paylaşıyoruz. Meclis’te görüşmeleri tamamlanan yasanın önemini, Meclis’e sunulabilmesi açısından önemseyen Cemil Bayık, isminden başlayan sorunlara da dikkat çekti: “İlk kez bir yasa olarak parlamentoya gelmesi anlamlıdır fakat yasanın başlığına bakılırsa hala eski zihniyetin aşılmadığı görülüyor, çünkü yasa terörizmi sonlandırma biçiminde adlandırılıyor. Tabii ki o yasanın bütününe doğrultu veriliyor. Bu neyi gösteriyor, soruna hala güvenlik sorunu olarak baktıklarını gösteriyor. Öteden beri zaten hep güvenlik sorunu olarak ele alındı. Onun için de hep askeri yöntemde, istihbarat yönteminde ısrar edildi. Hep bundan ötürü de sorun bir siyasal sorun olarak, bir halkın en temel hakları olarak görülmedi. Sorunun adının doğru konulması gerekiyor. Sorun terörizm sorunu değil, terörizmi sonlandırma sorunu değil, Kürt sorununu çözme sorunudur.”
Yasa, müzakere anlamına gelmiyor
Bayık’ın eleştirilerini sıraladıktan sonra, yasayı takip edecek uygulamaların da belirleyici karakterine işaret ediyor: “Yasanın çıkmasına bakacağız. Diyelim ki yasa çıktı, bu herşeyin çözümlendiği anlamına gelmiyor, müzakerelerin başlayacağı anlamına gelmiyor. Müzakarelerin başlaması için bununla birlikte bazı adımların daha atılması gerekiyor. Önder Apo’nun özgürlüğünün sağlanması gerekiyor. Çünkü artık Önder Apo, İmralı sisteminde daha fazla adım atamaz. Daha fazla adım atabilmesi, müzakereleri yapabilmesi için, özgür olması gerekiyor. Müzakerelerin yapılabilmesi için üçüncü bir tarafın gözlemci olması gerekiyor.”
AKP’nin seçime endeksleme çıkmazı
AKP’nin ‘oyalama taktiği’ ve ‘seçime endeksleme’ tavrını sorgulayan Bayık, meselenin ağırlığına uygun ciddi yaklaşımın gerekliliğini vurguladı: “AKP’nin bütün çabası seçimlere endeksli politika yürütmektir. Her şeyi seçimlere kurban eden bir politika izliyor. Şimdiye kadarki pratiği bunu çok net gösterdi. Oysa Kürt sorunu gibi bir sorun hiçbir zaman seçimlere endekslenemez, seçimlere kurban edilemez. Tamamen seçimler dışında ele alınması ve hızla çözümlenmesi gereken bir sorundur. Bu sorun çözümlenmedikçe Türkiye’de sorunlar çözümlenemez. Bu sorun çözümlenmedikçe Türkiye’de istikrar sağlanamaz; barış ortamı, güven ortamı, kardeşlik ortamı sağlanamaz; Türkiye’de demokratikleşme geliştirilemez. Türkiye’nin demokratikleşme ve özgürlük sorunları çözümlenemez.
Devam ederse savaş olur
Daha da oyalamak isterlerse, daha da iktidarlarına kurban etmeye çalışırlarsa, bizim de kendi yolumuzu seçmemiz gerekiyor. Yolumuz elbette bu politikalara karşı direnmek olur. Daha açık (çası) savaş olur.”
Geri çekilme tekrarlanmayacak
“Tek taraflı hızla adımlar attık; elimizdeki esirleri bıraktık, savaşı durdurduk, geri çekilmeyi sağladık” diyen KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, muhabirin geri çekilmeyle ilgili sorularına net yanıt verdi. Söyleşinin o bölümü şöyle:
Geri çekilme tekrar başlamayacak mı?
Hayır.
Geri gönderdikleriniz oldu mu?
Gönderdik tabii, gidenler oldu, olacaktır da.
Ne zaman düşünülebilir?
Gerillanın Türkiye ve Kuzey Kürdistan dağlarından ne zaman çekilebileceği konusunda da Cemil Bayık, yanıtı yeterince açık: “Ne zaman halkımızın iradesi, kimliği, dil ve kültürü kabul edilirse, kendisini özgürce örgütlemesi, ifade etmesi, kendini yönetmesi kabul edilirse, gerçek temelde kardeşlik kabul edilirse, Türkiye halkına tanınan haklar Kürtlere de tanınırsa, bunun anayasal güvencesi olursa, Önder Apo özgür olursa; o zaman bunlar düşünebilir, tartışılabilir.”
Adaylar için halktan özür
Cemil Bayık, BDP’nin yerel seçimlerde başarılı olmasına rağmen bazı yerlerde oy kaybı yaşanmasını, yanlış aday tercihleriyle de ilişkilendirerek, Kürt halkından özür diledi: “Bazı uygun olmayan adayların halkın önüne gösterilmesi, halkın buna tepki duyması; bazı yerlerde eğilimlerin yeterince dikkate alınmaması, yanlış adamların gösterilmesi bazı tepkilere ve tepkilerin sandığa gidilmeyerek ortaya konulmasına neden olmuştur. Oyların düşmesinin esas nedeni budur. Bu hata ve eksiklerden dolayı hareket olarak halkımızdan özür diliyoruz. Özrümüzün gereklerini pratikte yerine getirmeye çalışıyoruz. Ciddi hatalar işleyenlerin, suçları olanların görevden alınması ve hesap sorulması gerekiyor.”
Erdoğan’a oy verilmeyecek
Selahattin Demirtaş gibi yüksek profilli bir ismi aday göstererek kendi gücünü görmek isteyen BDP/HDP, seçimlerde iddialı ve ikinci tura kalmanın hesabını yapıyor. Buna rağmen Kürt Özgürlük Hareketi’nin ikinci turda Recep Tayyip Erdoğan’a oy vereceği yönünde kirli bir manipülasyon gayreti var. Bu soruyu Cemil Bayık’a da yönelten Al Jazeera muhabiri, kesin bir yanıt alıyor. Bayık böyle bir şeyin olamayacağının altını çizdikten sonra ekledi: “İyi çalışmaları gerekiyor. İyi okur ve çalışırlarsa bence HDP adayı ikinci tura kalabilir. HDP adayı ikinci tura kalmasa bile AKP adayını destekleme diye bir sorunları yoktur. HDP’nin kendi adayını desteklemesi, kendi çalışmasını yürütmesi gerekiyor. HDP tutup da iki adaydan birini tercih edemez.”
Öcalan ile roller farklı
Öcalan ile fikir ayrılıkları yönündeki soruya sert bir tonla yanıt veren KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, tekrar izah etti: “Ben bildim bileli bu propagandalar yapılır, Önderlik ile Kürt Özgürlük Hareketi, Hareket ile halk, hep birbirinden ayrı gösterilmeye çalışılır. Önder Apo, Kürt Özgürlük Hareketi’nin, Kürt halkının lideridir, baş müzakerecidir. Elbette onun rolü farklıdır. Benim rolüm farklıdır. BDP’linin rolü farklıdır. Bir STK’nın rolü farklıdır. Biz Önderlik hareketiyiz, kimse bizimle Önderliği karşı karşıya getiremez.”
Güney’in bağımsızlık kararı
Türkiye, İran, Suriye ve Irak’ın hiçbir zaman Kürt sorununun çözümünü istemediklerin, çünkü onların isteğine bağlı da olmadığını; uluslararası güçlerin, Kürt meselesiyle bu devletleri kendilerine bağladığından çözümü istemediklerini söyleyen Bayık, bağımsızlık tartışmalarıyla ilgili soruyu da yanıtladı. Bayık, şunları vurguladı: “Her parçanın farklı yanları var, özgünlükleri var. Her parça kendi geleceğini kendisi çizebilir, kendisi çizmelidir. Devlet biçiminde çözmek isteyenler de var. Demokratik Özerklik biçiminde çözmek isteyenler de var, federalizm isteyenler de var. İlle bizim dediğimiz şekilde bir dayatma doğru değildir. Biz demokratik özerklik, demokratik toplumu geliştirme; demokratik konfederal sistemi geliştirerek sorunları çözmek istiyoruz. Demokratik ulusu esas alarak sorunları çözmek istiyoruz. Devlete dayalı milliyetçi ulusu esas almıyoruz.”
Türkiye’nin tavrındaki yumuşama
Kürtlerin bağımsızlık talepleri Türkiye için kırmızı çizgiydi. Ancak Güney yönetiminin bağımsızlık söylemine Türkiye sert tepki vermedi. KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bayık’ın bu konudaku yorumu şöyle: “Türk devleti sadece Kürdistan’ın değil, Irak’ın bütün yeraltı zenginliklerini Türkiye’ye taşımak istiyor. Güney Kürdistan’a yumuşak yaklaşım gösteriyorsa, temelinde petrol ve gaz yatıyor. Türkiye üzerinden uluslararası alana taşırsa, Türkiye hayatında kazanamayacağı paraları kazanacaktır. Ekonomisini güçlendirecek. Buna dayanarak siyasetini güçlendirecek, birçok sorununu çözecektir.”
Bayık’ın gülümsediği soru
Al Jazeera muhabirinin “Türkiye’ye dönüş olur mu” sorusuna gülümseyen Bayık, şu yanıtı verdi: “Kürt sorununun demokratik, siyasal yöntemle çözüldüğü, Kürt iradesinin, kültür ve dilinin tanındığı, Kürtlerin özgürce kendisini örgütleyip, ifade ettiği, kendi kendini yönettiği, bütün bunların da anayasal güvence altına alındığı ortamda dönerim. Gelip orada çalışmalarını sürdürürüm, halkıma hizmet ederim, gelip siyaset yaparım. Gelip de zindana girecek değiliz.”
Kürt'ün kazanma kanunu
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, gazetemizin dünkü sayısında Kürtçe yayınlanan "Kürdistan devriminin tarzının zamanı" başlıklı yazısında da Rojava direnişine dikkat çekerek, silahsızlanma tartışmalarına açık getirdi.
Amed zindanındaki gibi
Rojava'ya yönelik saldırılara, Kürtlerin diğer halklar gibi kendi toprağında özgür ve demokratik yaşama hakkının kabul edilmemesini hatırlatan Bayık, hasıl ki Amed zindanında zorun zoru koşullarda direnilip zafer kazanılmışsa şimdi de bu tarzda direnmenin zamanı olduğunu söyledi. Kürdistan devriminin tarzının Amed’de yaratıldığını; bunun da zor koşullarda direnip başarmak olduğunu vurgulayan Bayık, "Kürt’ün kazanma kanunu artık böyledir" dedi.
Bu tarzda mücadele edilmeden mevcut koşullarda ne Kobanê’deki direnişin başarı kazanacağını ne de Kürdistan'ın özgürleşeceğini kaydeden Bayık, bu açıdan zorluklardan şikayet etmek yerine "PKK tarzıyla yaşamanın ve direnmenin zamanıdır" demek gerektiğini vurguladı.
Yaşananların gösterdiği
14 Temmuz’da PKK kadrolarının Amed zindanında kanıtladığı direnerek kazanma tarzının bugün Kobanê'de tekrarlandığını belirten Cemil Bayık, yazısına şöyle devam etti: "Ortadoğu ve Kobanê’de yaşananlar bir daha gösterdi ki bu coğrafyada meşru savunma gücü olmadan varlığı sürdürmek mümkün değildir. Fiziki ve kültürel soykırıma uğratılmak istenen Kürtler için bu gerçeklik bin defa daha geçerlidir. Yakın zamana kadar ‘Silahlı mücadele zamanı geçmiştir, artık silahları bırakma zamanı gelmiştir’ diyenler Ortadoğu ve Rojava’ya bakmalıdır. Meşru savunması olmayan Kürtlerin bir kaşık suda boğulacağını görmelidirler. Özellikle silahlı mücadelenin zamanı geçmiştir diyerek gerillaya silah bırakma çağrısında bulunan Kürtler, şapkalarını önlerine koyup bin defa düşünmelidirler.
Savunma gücünden vazgeçilmez
Ortadoğu hala demokratik siyasetin hakim olduğu ve silahların devre dışı bırakıldığı bir coğrafya değildir. Herkes hangi coğrafyada yaşadığını bilmelidir… Meşru savunma gücünden vazgeçmek, başta Kürtler olmak üzere Ortadoğu halklarını despotik ve eli silahlı devletlere ve çetelere teslim etmek olur. Kediye ciğer teslim etmek anlamına gelir."
Türkiye çeteleri destekliyor
Türk devletinin sadece içeride antidemokratik bir politika izlemekle yetinmediğini, dışarıda da despotik/zalim devletleri ve çeteleri desteklediğini yazan Bayık, "Rojava’da ve Suriye’de kimlerden yana olduğunu ortaya koymuştur. Rojava’da ve Kobanê’de demokrasi güçlerini değil de, eli silahlı ve Kürtleri teslim almak isteyen çeteleri destekliyor" dedi.
Kimse hayallere kapılmasın
Kürtlerin meşru savunma gücüne sahip olmadan varlığını koruyamayacağını; fiziki ve kültürel soykırıma tabii tutulacağını kaydeden Bayık, şunların altını çizdi: "Hala hiçbir devlet ve siyasi güç bu amacından vazgeçmiş değildir. Türkiye hala bu zihniyettedir. Bu nedenle Kürtler meşru savunma gücünü koruyacak, hatta daha fazla güçlendireceklerdir. Dolayısıyla Kürtler ve Kürdistan halkı özgür ve demokratik yaşama kavuşmadan kim gerillanın direnişten vazgeçeceğini ve silah bırakacağını sanıyorsa o hayal görüyordur.
Hiç kimse hayale kapılmasın, gerçekçi olsun! Kürtler özgür ve demokratik yaşama kavuşmadan bu tür hayalci şeyleri dillendirmesin."
HABER MERKEZİ